Daha çok Hollywood’un elinden çıkmasına alıştığımız ‘terörle savaşan Batılı ülke’ filmlerinden biri de -çok da isabetli olarak- Fransa’dan geliyor. Aksiyon ve gerilim dallarında Hollywood’la sık sık sidik yarışına giren yegane Avrupa ülkesi Fransa, bu kez de Fransız İstihbarat Örgütü’nün, radikal dinci terör eylemlerini engellemek için kolları sıvadığı bir ajan filmiyle karşımızda. Filmde bir yanda Ortadoğu’ya ajan olarak gönderilmek üzere eğitilen bir kız, diğer yanda İslamcı saflara çekilip intihar bombacısı olarak yetişen bir gencin öyküleri paralel ilerliyor.
Devlet Sırrı’nda, İslamcı tarafın da vatansever Fransız tarafın da aynı fiziksel ve psikolojik baskı ve eğitimlerle beyinlerinin yıkandığı ve aynı şekilde daha büyük güçler için silah olarak kullanıldıkları anlatılıyor. Her ne kadar bu adil bir bakış açısı gibi görünse de, filmin asıl amacı, İslamcı teröristlerin İslam’ı bahane eden sahtekarlar olduklarına odaklanırken, Batılının asıl hedef ve arzularının, ya da Doğu’yla ne dertleri olduğunun sorgulamasından zihinleri uzaklaştırmak, gibi geliyor bana. Nitekim Ortadoğu’daki karışıklık tüm Batılı ülkelerden aynı böyle ‘hepimiz aynı hataları yapıyoruz, aynı acıları çekiyoruz’ söylemli, ama asıl niyeti barışçı ve masum bir görünümle okları başka tarafa yönlendirmek olan tepkiler alıyor.
Peki, Devlet Sırrı bir ajan hikayesi, bir gerilim filmi olarak başarılı mı? Evet, kısmen, ama aktarmaya çırpındığı mesajının gölgesinde sinemaya dair bir yenilik, bir katkı getirmesi mümkün olmamış. Terör konulu Amerikan filmleri yetmiyormuş gibi, insanların zihinleriyle oynama konusunda hiç de farklı bir tavır sergilemeyen bir Fransız filmine niye gidilsin?
Selin Sevinç