29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : The Time Traveler’s Wife
Yönetmen : Robert Schwentke
Senaryo : Bruce Joel Rubin (senaryo); Audrey Niffenegger (roman)
Oyuncular : Rachel McAdams, Eric Bana, Arliss Howard, Ron Livingston...
Yapım Evi : New Line Cinema
Ülke : ABD
Dil : İngilizce
Süre : 107’
Tür : Dram / Romantik / Bilimkurgu
Gösterim Tarihi : 09.10.2009
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 

 
 
Tek başına piknik yaptığı çayırların arasından ansızın çıkıveren yabancı bir adamla derin ve ömür boyu sürecek bir dostluk kuran küçük Clare, henüz bu esrarengiz adamın gelecekteki kocası olacağını bilmez. Henry zamanda yolculuk yapmasına neden olan genetik bir hastalığa sahiptir. Gelecekteki karısının geçmişini, kendisini bekleyen ya da kendinden sonraki hayatın kimi anlarını ziyaret edebilir. Ancak bu, Clare için sürekli ortadan kaybolan ve ne zaman geri döneceği belli olmayan bir koca demek olacaktır.
 
Zaman Yolcusunun Karısı, birbirlerine uzun bir süredir ve defalarca farklı zaman dilimlerinde aşık olmuş Clare ve Henry çiftinin, bu sıradışı koşullar altında bir evlilik ve aile kurup kuramayacağını, sık sık ayrı düşen birlikteliklerini nasıl yürütebileceklerini araştırıyor. Bu sırada filmde Henry’nin ortadan kaybolup başka bir yerlerden fırlama sahneleri, ya kendi hayatının ya da bambaşka hayatların bir yerinde belirip kimi zaman kendi şimdiki zamanıyla, kimi zaman kendi gençliği ya da yaşlılığıyla yüz yüze geliş anları bolca mevcut. Filmde çok fazla Henry var, tek bir Clare.
 
Farklı evrenlerde yaşıyor gibi hissedilen bu iki kişi birbirleriyle tarihlerinin bir köşesinde bir araya gelip duruyor ve biz izleyiciler bu beraberliğin dinamiğini mantıksal bir düzlemde çözümlemekte güçlük çekiyoruz. Clare’in zamansız yalnızlıkları ve Henry’nin geleceğiyle ilgili paranoyalarına boğulmuş dram, bizim için kolaylıkla algılayabileceğimiz bir zamansal düzlük ve mantıksal bütünlük yaratmak konusunda tembel kalıyor. Kafamız öykünün önerdiği fenomenle ilgili birçok soru ve rahatlıkla farkedilen yığınla mantık hatasıyla doluyken, Clare ve Henry’nin aslında herhangi bir çiftinkinden farksız olan hayatlarının içinde yaşadıkları sıkıntılara sanki her şey normalmiş gibi odaklanmak güç oluyor.
 
Filmin bilimkurgusal fenomenle hayatın gerçeklikleri arasında kurduğu tek bir köprü benim için filmle ilgili en çok şeyi ifade eden, ve bana göre tüm filmin dayanması gereken bel kemiği oldu. Henry kendi kişisel sıkıntı ve paranoyalarından müstarip bir vaziyette Clare’in gelecekleriyle ilgili tüm hayallerini yıktığı bir yüzleşme sahnesinde Clare, filmin en can alıcı sorusunu soruyor: eğer Henry o daha küçük bir kızken onu bulup sonsuza dek beraber olacaklarına inandırmasaydı, acaba Clare hala Henry’i sever miydi, onunla bir hayatı seçer miydi? Clare hiçbir seçimi olmadığını haykırıyor filmin bu köşesinde. Ve bizim için kader(imiz)le ilgili çok şık ve duygusal bir soru soruyor: Acaba biz sahip olacağımızı sandığımız/umduğumuz hayatın hayalinden kendimizi sıyırıp yalnızca o anımızın sesini dinleyerek hareket edebilseydik, şu an olduğumuz yerde hala olur muyduk? Ve sonuçta seçegeldiğimiz hayatla şimdi, artık seçmiş bulunduktan sonra, ne yapmalı? Clare istediğini elde ediyor bu sekansın sonunda. Kaderinin izinden mi gidiyor, yoksa istediği/umduğu kaderi kendi elleriyle mi çiziyor, orası muamma.
 
Zaman Yolcusunun Karısı, sorgusuz sualsiz absürd bir olay dizinini kabullenebilen, birçok garipliği ve eksikliği göz ardı edip yalnızca iki insanın birlikte varoluş çabasını kendi bildiği ve yaşadığı pencereden metaforik olarak gözlemleyebilen bir seyirciye hitap ediyor. Film, bir bilimkurgu olarak darmadağınık ve anlamsız, bir dram olarak ise o bölük pörçüklüğün içinde aşka ve kadere dair bir şeyler bulabileceğiniz, Henry ve Clare gibi bilimkurguyla gerçeklik arasında gidip geleceğiniz bir zihin ve yürek egzersizi.
 
Selin Sevinç

 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.