29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : (500) Days of Summer
Yönetmen : Marc Webb
Senaryo : Scott Neustadter & Michael H. Weber
Oyuncular : Joseph Gordon-Levitt, Zooey Deschanel, Geoffrey Arend, Clark Gregg, Chloe Moretz, Matthew Gray Gubler...
Yapım Evi : Watermark
Ülke : ABD
Dil : İngilizce / Fransızca / İsveççe
Süre : 95’
Tür : Romantik Komedi / Dram
Gösterim Tarihi : 09.10.2009
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 

Tom’un kartpostal tasarımcısı olarak çalıştığı iş yerinde çalışmaya başlayan Summer, onun yalnızca tutkuyla aşık olduğu ilk kadın değil, aynı zamanda da ilk kalp kırıklığı olacaktır. Aşka inanmayan Summer, Tom’a hayatının en güzel, karmaşık ve bulanık 500 gününü yaşatır. Sonunda ikisi de kendi yollarına gidecek olsa da, bu aşk hikayesi gerçek hayata yakın çağrışımlarla dolu 500 günlük bir macera.
 
Aşkın (500) Günü, alışık olduğumuz romantik komedilere göre mutlu bir sona doğru gitmediğini daha en başından belli eden, bunu yaparken de hem romantik hem de komik olma sözünü vermeyi ihmal etmeyen taze bir fikir ve eğlenceli bir seyir.
 
Hiç kusuru yok değil elbette. Film zaman zaman fazla kalabalıklaşıyor, bir kolaj ya da puzzle gibi ufak parçaları arasında atlayıp zıplarken her bir adımı nedenlendirmekte zayıf kalabiliyor. Daha da önemlisi, bu karmaşa içinde aynı Tom’un kendisi gibi, enigmatik Summer’ın dünyasına hiçbir zaman tam olarak nüfuz edemiyoruz. Bu, Tom’la empati kurmayı kolaylaştırırken, sanki yarım bir film izliyormuşuz hissini veriyor. Biz de Tom gibi Summer’a aşık oluyoruz, ancak onu anlayamadan ellerimizden kayıp gitmesi bizim de mi kaderimiz olmalı, emin değilim.
 
Woody Allen’ın Annie Hall’unu hatırlatıyor zaman zaman film. Ancak Annie Hall’da Annie karakteri kayganlığını her zaman korusa da Allen bize onun nasıl bir dünyaya ait olduğunu, yolda karşılaşsak ya da bir kafede oturup konuşsak nasıl bir kadın bekleyebileceğimizi derinlemesine resmediyor. Summer’ın ise kendisinden çok ulaşılmazlığıyla tanışıyoruz. Zooey Deschanel gibi şaşkın bakışlardan çok daha fazlasını verebileceğini hissettiren bir oyuncuyu havada uçuşurken değil, ayakları yere basan gerçek bir kadın kahraman olarak izleyebilmek şüphesiz çok daha keyifli olurdu.
 
Aşkın (500) Günü, özellikle klasik Hollywood romantik komedilerinde sürekli gördüğümüz, dünden aşık olmaya hazır kadınlar ve özgürlüklerine düşkün, aşka ve bağlılığa inanmayan erkeklerin öykülerinin yanında, bir erkeğin duygusal ve kırılgan aşk hayatına eğilerek farklı bir öykü anlatmış oluyor. Her cinsiyetin tüm aşk öykülerinde hep aynı rolü oynamadığını hatırlatması, en az öteki kadar bunun da hayatta görülebildiğini inandırıcı bir şekilde aktarması bile bu filmi izlenebilir kılıyor.
 
Ufak tefek sorunlarına rağmen Aşkın (500) Günü komik, sevimli, romantik, heyecanlı, sevgi dolu bir film. Oyuncuların kimyaları, performansları, filmin stilize montajı ve sanat yönetimi de onu benzerlerinden ayırıyor. Vizyonun izlenmeye değer filmlerinden...
 
Selin Sevinç

 
 
 
cemil tüyloğlu ( 14.01.2010 22:46:02 )
Mimarlık okuyan ama kartpostallar hazırlayan bir şirkette çalışan Tom,yeni gelen asistan Summer’a fena halde vurulur.Summer,bağlı kalmadan adını koymadan ilerleyen ilişkilerden yana tavrı benimserken,Tom ise tam tersi bir düşüncededir.Buna rağmen aralarında başlayan ilişki ilerledikçe,görüş farklılıkları ortaya çıkacaktır.
Bilindik senaryo gibi görünen ama aşkın öteki yüzü,acı,çaresizlik,üzüntü,nefret gibi kavramlarınıda bize gösteren iyi bir yapım.Anlatım tarzı keyif verdigi gibi,bazende başka filmleri çağrıştırıyor.Joseph Gordon-Levitt benim beğendiğim ve takip ettiğim bir oyuncu.Zooey Deschanel ise sevimli farklı bir güzellikte ama bu filme sanki gitmemiş gibi geldi.Sonuç olarak romantik komedilere alternatif olucak iyi bir yapım.
 
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.