Kanal-İ adlı televizyon kanalının genel yönetmeni reytinglerini düzeltmek için sıradışı bir yönteme başvurur. Her gün dışardan binanın camlarını temizlerken içerdeki televizyon kanallarını iştahla takip eden cam silicisi İmdat’ı odasına davet eder. İmdat’ın izlemeyi tercih ettiği programların reytinglerde birinci sıraya geldiğini görünce, onun seçimlerine göre program hazırlamaya kalkar. Durum farkedilince İmdat işin başına geçirilip kanalın bütün programlarını kendisi tasarlamaya başlar.
Kanal-İ-zasyon, günümüzde yaratılan ve izleyicilerin önüne serilen TV programlarının bayağılığı, hatta çürümüşlüğü üzerine bir hiciv. Bir yandan çıkan ürünlere bakıldığında televizyonculukla uğraşanların en az Amerika’da okumuş sözde modern bir adam kadar cahil bir cam silicisinin de olabileceğini iddia ediyor, bir yandan da hayatı televizyon etrafında dönen sıradan bir adamın televizyonda gördüklerinden ne anladığını, bir televizyon programının onun için ne olduğunu gözler önüne seriyor.
Filme göre anlaşılıyor ki halk, çürümüş bir televizyonculuk anlayışına maruz kalarak gittikçe yozlaşıyor, ve zaten televizyon yapımcıları da halkın gittikçe karanlıklara gömülen taleplerine karşılık verme ahlakına sahip. Derken çığ gibi büyüyerek çirkinleşen bir televizyon dünyası çift taraflı olarak güdülüyor.
Bu ve bunun gibi birçok eleştiriyi yaparken film, İmdat’ın fikir verdiği çeşitli televizyon programlarını ardı ardına sıralıyor. Bu bölümlerde filmin film olduğu unutulup bir skeç şova dönüştüğünü görüyoruz. Hiçbir konu ilerlemeksizin, bir öykü büyümeksizin kendi içinde komik ve enteresan olabilen, ancak bir film bütününde anlamsız ve sıkıcı hale gelen parçalar filmin meramını anlatmaktan çıkıp yazar ve yönetmenlerin zihinsel egzersizi gibi gelmeye başlıyor.
Kanal-İ-zasyon, sinema için yazılıp tasarlanmaktansa sinemayı yalnızca kendine bir araç olarak alan kişisel fikir ve eforların zevksizce bir araya getirilmesi. Televizyonun yozluğunu eleştirirken kullandığı sanatsal ve düşünsel alanın hakkını veremeyen bir film. Filmin eleştirel fikirlerinin adresine ulaşabilmesi için önce kendi alanında saygı uyandıran bir çalışma olması daha doğru olurdu şüphesiz.
Selin Sevinç