Lisenin en güzel kızı Jennifer, en iyi arkadaşı Needy’le beraber gittiği bir rock konserinde grup elemanları tarafından kaçırılır. Ciddi bir şiddete uğrayan kız sonunda bir şekilde arkadaşının evini bulur. Ama bundan sonra hiçbir şey aynı olmayacaktır. Jennifer güzelliğiyle hipnotize ettiği delikanlıları vahşice öldürür ve etlerini yeyip kanlarını içer. Needy arkadaşının sırrını çözmeli ve erkek arkadaşı Chip’i Jennifer’dan uzak tutmalıdır.
Bir önceki projesiyle senaryo dalında Oscar kazanan Diablo Cody’nin yazdığı senaryo bu kez filmin kurtarıcısı değil, bir numaralı düşmanı gibi görünüyor. Ne istediğini bilmeyen kararsız bir senaryo hem olay örgüsünde hem de tek tek sahnelerin içinde dağınıklık ve tutarsızlık sergiliyor. Filmin tamamı nasıl korku, komedi, dram gibi türleri bir araya sıkıştırmak üzere suni bir şekilde elden geçirilmişse, aynı talihsiz durum tek bir sahne içinde bile türler arası geçişlerle kendini gösteriyor. Sonuç, maalesef gereksizce kalabalık bir öykü ve yerli yersiz geveze bir senaryo.
Kana Susadım’ın aynı zamanda bir popüler kültür aygıtı olarak tasarlandığı her an açık. Absürd bir açıklaması olan ‘Jennifer’ın şeytanlaşması’ olayı, kendisini adeta dahiyane sanan mizahi bir fikre dayanmış, ukala bir tavırla vuku buluyor. Takip eden garip ve tutarsız cinayetler serisi; Jennifer ve Needy arasında temelleri verilmemiş aşk/masumiyet-nefret/kıskançlık ilişkisi; hele hele yalnızca fragmanlara koyulup izleyici çekmek için bulunan, aslında öykü için hiçbir anlam ifade etmediği gibi iyice kafa karıştıran lezbiyen öpüşme sahnesi, filmde nedensizce birbirine bulandırılan fikirlerden birkaçı.
Sonuçta filmin bel kemiğini oluşturması gereken, tüm çatışma ve gerilimin doğması beklenen -hatta bunun böyle olacağı filmin başında vaat edilmiş olan- Jennifer ve Needy’nin saplantılı ilişkisi, yüzeysel cazibe arttırıcıların yoğunluğundan arka plana atılıyor. Dolayısıyla tür bakımından deneyimli ve gerçek bir öykü arayışında olan izleyici için film gerçek bir hayal kırıklığına dönüşüyor.
‘İyi bir fikir üzerine kötü bir film çekilmiş’ görüşleriyle anılan Kana Susadım’da ben şimdiye kadar birçok kez düşünülmüş ve iyi ya da kötü defalarca tasarlanmış bir öykü gördüm. Ne arka planda bir eleştiri/görüş/fikir okuyabildim, ne de ön planda tabak gibi karşımızda duran tavlama hedefli popüler kültür imajlarından keyif aldım. Bana göre kollarını sıvadığı her türde ve alanda yetersiz kalan averajın altında bir film. Karar sizin...
Selin Sevinç