Coco Chanel’den Önce, yetimhanede büyümüş, gündüz bir terzide çalışıp gece kabare şarkıcılığı yaparak hayatını kazanmaya başlamış olan Coco’nun, dünyaca ünlü modacı Chanel olmadan önceki hayatına odaklanıyor.
Olgunluk çağında başarılı, zengin ve ünlü olmuş tüm şahıslar için geçerli olabileceği gibi Coco Chanel de gençliğinde onu bekleyen kaderden çok uzak görünüyor. Ama onun da onu herkesten ayıran özellikleri, yetenekleri ve sarsılmaz bir hırsı var. Ancak bu tür biyografik bir filmin izleyiciye bir güçlükler dizisi sunarak sıradan bir ’nereden nereye’ filmi olmaması için tutunacak başka bir dalı olması gerekiyor.
Coco Chanel’den Önce’de buna benzer bir yaşam kanalı var. Bu da filmin, Coco’nun yalnızca radikal bir modacı olmadığını, aynı zamanda önce Fransa’da sonra dünya modasında kadın devriminde oynadığı rolü, en azından sembolize ettiği değişimi vurgulayan tarafında gizli. Yazar/yönetmen Anne Fontaine, Coco’nun başlangıçta zengin bir adamın yanına sığınıp açıkça onunla beraber olarak hayatını kazandığını, daha sonra başka bir erkeğe adeta hediye edilir gibi verildiği ve neticede bu adamın finansal yardımıyla Paris’te kendi işini kurduğunu netlikle gösteriyor.
Ancak bu tam anlamıyla erkeklere bağımlı durumunun içinde Coco’nun çevresindeki kadınlara nefes almak başta olmak üzere birçok özgürlüğü moda yoluyla getirmeye başlaması üstü kapalı bir vurgu olarak kalıyor. Halbuki tüm film, Coco’nun yaşamındaki bu ikiliğe adanarak ciddi bir kişisel/ruhsal/profesyonel çatışmayı yansıtabilirdi. Coco’nun moda aracılığıyla verdiği ve kazandığı bu mücadele, Coco Chanel’den Önce’yi hırslı ve aşkta bahtsız bir genç kızın başarıya ulaşmak için her yolu denediği bir filmin ötesine taşıyabilirdi.
İkinci bir nokta da filmin verdiği yarım kalmışlık hissi. Sanki asıl öykü filmin bittiği yerde başlıyor; yani Coco’nun sonunda acılarla yoğrulmuş ‘tam’ bir kadın olarak kimliğini bulmaya başladığı noktada bitiyor. Öyle ki izleyici sanki o ana kadar sıradan bir dönem filmi izliyor ve tam heyecanlanmaya başlayacağı anda yüzüstü bırakılıyor. Coco’nun artık Chanel olduğu, ve yine Audrey Tautou tarafından yorumlandığı ikinci bir film beklentisi/arzusu doğuruyor.
Coco Chanel’den Önce, Chanel’in tasarımlarının bir geçit töreni değil, ama Chanel’in dehasının tomurcuklandığı bir döneme tanıklık ediyor. Film ne bir aşk öyküsü olarak ne de zengin bir biyografi olarak dikkat çekici. Ama Tautou’nun her zamanki sevimli ve şık performansı ve filmin mütevazi Chanel kesitlerini izlemek için görülebilir.
Selin Sevinç