29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Yönetmen : Zeki Demirkubuz
Senaryo : Zeki Demirkubuz (senaryo); Nahid Sırrı Örik (roman)
Oyuncular : Nergis Öztürk, Berrak Tüzünataç, Serhat Tutumluer, Bora Cengiz, Hasibe Eren, Nihal Koldaş, Hatice Aslan...
Yapım Evi : Yerli Film
Ülke : Türkiye
Dil : Türkçe
Süre : 90’
Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 06.11.2009
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 

 
 
Zeki Demirkubuz’un son filmi Kıskanmak, abisi ve güzel karısının yanında sığıntı gibi yaşayan Seniha’nın onların hayatını mahvediş öyküsünü anlatıyor. Nahid Sırrı Örik’in eserinden uyarlanan film, yasak bir ilişkinin bu üçlü arasında doğurduğu uçurumu işliyor.
 
Yapımcı Yerli Film’in basın bülteninde belirttiği gibi Seniha aslında yengesi Mükerrem’e kıskançlık duymuyor; her şeye sahip olan, gölgesinde yaşadığı, kaderi ona kul köle olmak olan abisini kıskanıyor. Ancak filmin yapımcısının bile bu hataya düşmesinden yapım şirketini değil bizzat Zeki Demirkubuz’u sorumlu tutmalı. Çünkü biz izleyenler de, değil Seniha’nın aslında abisini kıskandığını, filmin başlığı olmasa ortada bir kıskançlık duygusu olduğunu bile anlayamazdık.
 
Seniha filmin başından itibaren, her ne kadar kompleksleri, eğretiliği ve sosyal konumu dolayısıyla uzak, soğuk, kaskatı bir tipse de, Mükerrem’e karşı son derece açık sözlü ve nazik görünüyor. Üstelik sadece öyle görünmüyor, ona iyi niyetle yaklaştığına çoğu kez kasten şahit ediliyoruz. Seniha filmde daha çok bir başkasıyla değil, yalnızca kendiyle bir derdi var gibi görünen içine kapanık sert bir karakter sadece. Senaryo, sinema dili ve performansa baktığımızda Seniha birdenbire kötülük peşine düştüğünde nedenini anlayamamız yetmiyormuş gibi bir bildiği olduğunu düşünebilecek denli şüphe etmiyoruz ondan.
 
Filmin başlığı ve Mükerrem’in ‘kıskanılacak kadın’ halleri bizi filmin dörtte üçünde izlediğimiz bu iki kadın arasında bir haset olduğunu beklemeye itiyor. Yönetmen bize kendi öyküsüyle ilgili ipuçları vereceğine biz kendi mantığımıza, sezgilerimize ve sinema bilgimize sığınıyoruz. Ancak bu bilgi ve görgümüz yönetmen koltuğunda karşılık bulmuyor ki filmin sonuna gelindiğinde başladığımızdan daha kafamız karışık bir şekilde ayrılıyoruz salondan. Ve iş işten çoktan geçmişken bile soruyoruz: "Şimdi bu adam bize neyi anlattı? Neyi anlatmak istemişti de olmadı?"
 
Filmin belkemiğini oluşturan duygunun yoksunluğu ya da belirsizliği bir yana, çıkış noktası olan romanın sinema yorumu da son derece problemli. Demirkubuz nasıl romanın adına ve birini belirgin bir şekilde ‘çirkin’ birini ‘güzel’ yaptığı karakterlerinin yan yana gelişlerindeki doğal sonuçlara güveniyorsa, uyarladığı romanın edebi gücüne, nüktedanlığına, hatta zamanı ve ruhu taşımasına da öyle yaslanıyor. Film adeta roman için bir kukla şovu. Oyuncular sanki ne söylediklerini anlamadan dursuz duraksız kelime talimi yapıyor; kostümler ve sanat yönetimi adeta romanın perdeden geçip izleyiciye akmasını umuyor sessiz ve pasif.
 
Söylemeden geçmek olmaz: namuslu Mükerrem’in aklını çelen sosyetik kazanova Nüshet’e ne demeli! Dönem filminde dönemine uymayan bir görünüm, hal ve tavır içindeki bu adam/çocukta ne bir karizma ne gizem ne alım var. Bırakın o dönemdeki Mükerrem’i şu dönemde de her dönemde de ‘solucan’ görünüm ve mizaçlı bir karaktere neden aşık olunsun? Gerçek hayatta böyle gariplikler olabilse de, iş film kahramanlarına geldiğinde izleyiciye -en azından- karakterler açısından bu duyguları mantıklı kılacak veriler sağlanması sinemanın en basit gereklerinden değil midir? Bu filmdeki ‘sevgililer’ kimin mantığına sığar? Gördüğüm en başarısız oyuncu seçimi bu olsa gerek. Pes doğrusu!
 
Hal böyleyken, Kıskanmak’tan övgüyle söz etmek çok zor oluyor. Umuyorum ki ne edebiyat, ne tiyatro, ne resim, ne felsefe, yalnızca tüm bunları ve çok daha fazlasını derinlerinde barındıran, ama usul usul, ama kendine has olan sinemayı sinema gibi yapmayı bilen Türk filmleri izleriz. Böyle filmler bu özlem duygusunu depreştiriyor nasılsa.
 
Selin Sevinç

 
 
 
cemil tüyloğlu ( 30.03.2010 19:24:18 )
Kıskanmak,Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un son filmi.
Daha önceki filmleriyle karşılaştırıldığında sönük kalıyor.
Dönem filmi olması belli ölçülerde başarı gibi görünsede,asıl sorunun filmin senaryo ve anlatmak istediğini anlatamamasında yatıyor.
Demirkubuz hiç tanınmayan ve oyuncu olmayan kişilere rol vermişti önceki filmlerinde.Keşke yine hiç tanınmayan ve oyuncu olmayan birini oynatsaydı Berrak Tüzünataç yerine.Banamı öyle geldi artık bilmiyorum çok fena sırıttı filmde.Gerçi ondanda daha önemlisi başta dediğim gibi filmin anlaşılmaz senaryosu.Abisinin eşini kıskanıyor izlemi verip aslında alakasız birini kıskanıyormuş gibi bir hal almasına çalışmış.
Sonuç olarak sevdiğim bir yönetmenden beklemediğim tuhaflıkta bir yapım ortaya çıkmış.
 
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.