29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : The Lovely Bones
Yönetmen : Peter Jackson
Senaryo : Fran Walsh & Philippa Boyens
Oyuncular : Saoirse Ronan, Mark Wahlberg, Rachel Weisz, Susan Sarandon, Stanley Tucci, Jake Abel...
Yapım Evi : WingNut Films
Ülke : ABD / İngiltere / Yeni Zelanda
Dil : İngilizce
Süre : 135’
Tür : Dram / Fantastik / Gerilim
Gösterim Tarihi : 26.02.2010
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 

14 yaşındaki Susie bize cinayetinden sonra gittiği cennetinden seslenmektedir. Ailesi, okulu, aşık olduğu genç adam ve katilini cinayetine uzanan yolda teker teker anlatır. Cinayetinin nasıl gerçekleştiği ve sonrasında kendisini bulduğu cennette hissettikleri ve başına gelenler birbirini takip eder. Artık yeryüzüne arkasını dönüp ait olduğu cennete gitmelidir, ancak cinayetini çözmeye çalışan ve parçalanmanın eşiğine gelen ailesini izledikçe onlara mesajlar göndermek ve özlemini paylaşmaktan kendini geri tutamaz.
 
Cennetimden Bakarken’in çatışmasını, kırılma noktasını anlatmak güç. Elbette Susie’nin katilinin bulunup bulunamayacağı her zaman sürükleyen bir merak konusu. Fakat filmin bu polisiyevari gerilim iskeletinden çok daha ön plana çıkan başka bir itici gücü var: Susie’nin başka bir gerçekliğe geçmiş olmasına rağmen büyümesi ve olgunlaşması. Yani dünyalar arası bir olgunlaşma öyküsü var karşımızda.
 
Peter Jackson’ın bir cennet fantazyasına zaman zaman fazlasıyla ağırlık verdiği filmde bazen karakterlerin başlarından geçen büyük trajediye rağmen hiçbir belirgin çatışmalarının olmaması bir boşluk duygusu yaratıyor. Karakterlerin aksiyon aldıkları bir alan ya da girişimlerinde kaybedecekleri, riske ettikleri bir şeylerin olmaması kimi zaman neyi izlediğimizi sorgulamamız için geçerli bir neden.
 
Öte yandan filmin ilginç tarafı da zaten girişi, gelişmesi, sonucu olan bir olaylar zincirinden ziyade ölümün, hele hele hayalleri ve geleceği milyonlarca seçenekle dolu bir genç kızın ölümünün, yaşanabilecek bir hayatın elden alınmışlığının ve bunun yalnızca yaşanmayı bekleyen koca bir hayatta değil, geride kalanların hayatında da yarattığı doldurulamaz boşluğun resmini çiziyor olması.
 
Filmde Susie’nin cennetinin olağanüstü renkler ve temalardaki resimlerinin yanında bir de bir sapığın karanlık dünyasının çekip aldığı bir kızın dünyasında artık nelerin olamayacağının, Susie’nin ve ailesinin artık veda etmesi gerekenlerin, tutunacak dalların, hayatın acımasız devamlılığının hikayesi de anlatılıyor. Cennetimden Bakarken adeta hayatın güzellikleri ve değeri üzerine uzunca bir meditasyon.
 
Saoirse Ronan’ın gençlik ve saflığın sembolü olarak merkezde bir inci gibi parladığı filmde, ailenizden olmalarını dileyeceğiniz sevgi dolu ebeveynler rolünde Mark Wahlberg ve Rachel Weisz; üstü kapalı bir acı ve mizah kaynağı büyükanne rolünde Susan Sarandon; ve elbette sapık rolüyle Oscar’a haklı olarak aday olan tüyler ürpertici Stanley Tucci filmi izlenmeye değer kılan faktörlerden.
 
Cennetimden Bakarken, hayatın soğuk ve acımasız yüzüyle, sıcacık ve yaşanmaya değer yanlarını çarpıcı bir şekilde yan yana getiriyor. Fantastik görünen öğeler tam tersine hayatın ta kendisine, günümüzde sık sık duyduğumuz, alışageldiğimiz dehşet verici olaylar ise karanlık bir akıl dışılığa işaret ediyor. Filmde bu birbirine geçmiş kontrast ve çelişkilerden akla düşecek çok malzeme var. Filmin hem bu içerik zenginliğinin hem de görsel güzelliklerinin tadını çıkarmanızı öneririm.
 
Selin Sevinç

 
 
 
cemil tüyloğlu ( 13.02.2010 00:37:49 )
Kitap uyarlaması olan film,14 yaşındaki Susie’in ölümünden sonraki süreçte kendi cennetinden ailesini izleyerek devam etmektedir.
Susie rolünde City of Ember’in sevimli kızı Saoirse Ronan oynuyor.Mark Wahlberg,Rachel Weisz,Susan Sarandon ve Stanley Tucci diğer önemli isimler.Ama bence filmin en iyisi Stanley Tucci.Çok beğendim.
Filmin yönetmeni ise Peter Jackson.
Filmin hikayesi ilgi çeksede,konu sağdan soldan çekiştirilip daha da etkileyici yapılacak bir konu değil.Peter Jakson,tadında bırkamış.iyi bir film ama daha fazlası değil.Filmin görselliği çok güzeldi.Kasayı çukura taşıma sahnesi,Lindsey’in eve girme sahneleri ve arkasından gelişen sahneler güzeldi.
Dediğim gibi Stanley Tucci ise filmin en iyisiydi.Çok güzel bir karakter canlandırmış.
Sonuç olarak iyi bir film diyebilirim.
 
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.