2 Nisan akşamı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen törenle açılan
29. İstanbul Uluslararası Film Festivali geçtiğimiz haftasonundan itibaren iki hafta boyunca sürecek sinema maratonuna başladı.
İlk haftasonu geride kalırken festivalin merakla beklenen filmlerinden
Tek Başına Bir Adam, Julie & Julia, Ben ve Orson Welles gibi Akbank galaları izleyiciyle buluştu bile.
Colin Firth’e Oscar adaylığı getiren
Tek Başına Bir Adam, ek bir seansla beraber sinemaseverlerin karşısına çıkmaya devam edecek.
Meryl Streep’e Altın Küre kazandıran Nora Ephron imzalı
Julie & Julia festivalin en şık filmlerinden biri şüphesiz.
Ben ve Orson Welles ise İngiliz tiyatro oyuncusu
Christian McKay’in unutulmaz Orson Welles yorumu sayesinde -
Zac Efron’a rağmen- festivalin izlenmeye değer filmlerinden biri olduğunu kanıtladı.
Bugün izleyiciyle ilk kez buluşacak olan Atom Egoyan’ın son filmi Chloe - Büyük Hata, özellikle Julianne Moore ve Amanda Seyfried’in enfes cesaretleri neticesinde çarpıcı bir cinsel gerilim filmi olarak öne çıkıyor. Film, kadın olmak, eş olmak, anne olmak, yaşlılık, ölüm korkusu, bastırılmış cinsellik ve karanlık bir tutku temasını sürükleyici bir olay örgüsü, hem steril hem kirli bir atmosfer duygusu ve yaratıcı performanslar eşliğinde işliyor. Bong Joon-Ho imzalı Güney Kore filmi Ana’yla beraber bugünün önerilebilecek filmlerinden.
İyi festivaller, seyirler...
Film karesi: Chloe
Selin Sevinç