Olgunluk çağında İngiliz edebiyatının en güçlü yazarlarından biri olacak Jane Austen’ı Aşkın Kitabı’nda, 18. yüzyılın sonlarında, 20’li yaşlarında henüz hiç eser vermemiş bir genç kız olarak tanıyoruz. 41 yıllık kısa ömrü boyunca yazın dünyasına sadece altı roman kazandırmış Austen’ın dehası, birçok televizyon serisinin yanında, Sense and Sensibility (Ang Lee, 1995), Emma (Douglas McGrath, 1996) ve Pride and Prejudice (Joe Wright, 2005) gibi adaptasyonlarla da dünya sinema seyircisiyle buluştu. Julian Jarrold’ın Jane Austen (Anne Hathaway) öyküsü, yazarın kitaplarından esinlenilerek, karakter yapılarından yararlanılarak ve tüm bunlar Austen’ın hayatıyla ilgili bilinen gerçeklerle harmanlanarak hazırlanmış kurmaca bir çalışma.
Austen’ın romanlarından çok iyi tanıdığımız 18. yüzyıla ait tematik özellikler Aşkın Kitabı’nın da temellerini oluşturuyor. Tematik olarak kadın her zamanki gibi içinde yaşadığı dönemin içine sığmaz, geleneksel evlilik denkleminin dışında hedefleri ve aykırı bir kimliği vardır. Dönemin koşulları içinde kadın evlenmediği sürece bir hiçtir; herhangi bir işte çalışması ve ekonomik bağımsızlığını elde etmesi olanaksızdır; toplumsal prestiji, varlığı ve güvencesi uygun bir kocanın sağlayabileceklerine bağlıdır.
Güçlü ve bağımsız bir ruha sahip kahramanımız kişiliğini ve özgürlüğünü herşeyin üstünde tutar, toplumsal koşullamalara göğüs gerer. Elbette herşeye rağmen onu bile alt edebilecek kadar zeki ve tutkuyla kıvrandıracak kadar gururlu ve karizmatik bir erkeğe aşık olur. Nihayetinde sınıfsal farklılıklar ve entrikalar ilişkilerine engeldir. Austen romanlarında olduğu gibi Aşkın Kitabı’nda da döneme ve özellikle kadının kimliğine damgasını vuran ekonomik kaygılar, baskılayıcı sınıfsal ayrımlar ve duygusal kaderini belirleme şansının zayıflığı ana çerçeveyi oluşturuyor.
Aşkın Kitabı’nın bu roman uyarlamalarından ayrılan en önemli yanı Austen’ın yazarlığına güç ve ilham kaynağı olan, gelecekte karakterlerine boyut kazandıracak gerçek kişiliklere dair bir tablo çizmesi. Austen’ın öykülerini bilenler Aşkın Kitabı’nı dikkatle izlediklerinde karakterlerin nasıl bir ya da birkaç klasik Austen karakterini yansıttığını görecekler. Film biyografik bir çalışmadan çok Austen romanlarının detaylı bir incelemesi gibi. Bu açıdan Jarrold’ın, Austen’ın farzedilen aşk hayatından çok yazar kimliğine, gelişen dil hakimiyetine daha çok yer vermesi gerekirdi. Filmde Austen’ın, nişanlısını kaybetmiş kız kardeşine, yazdığı karakterlerin tüm güçlüklere rağmen aşkı bulup mutlu sona eriştiğini söylediği sahne gibi, yazarın umutlu, iyimser ve romantik romancılığını anlatan göstergelerin daha sık vurgulanması hem Austen’ın sonunun dramatik gücünü artırabilir, hem de yazarlığına etkiyen öğeleri nasıl algıladığı konusunu aydınlatabilirdi.
Jane Austen rolünde Anne Hathaway yumuşak güzelliği ve yetkin oyunculuğuyla şüphesiz dikkat çekici. Ancak Austen’ın aşk konusundaki talihsizliğini daha inandırıcı kılmak için daha az alımlı bir oyuncu daha gerçekçi olabilirdi. Öte yandan oyuncunun aksanı, asil ve sevimli duruşu perdeyi paylaştığı usta oyuncuların gölgesinde kalmamasına yaramış. Maggie Smith, James Cromwell ve Julie Walters gibi karakter oyuncuları filme gerekli ağırlığı kazandırmış. Austen’ın kalbini çalan Tom Lefroy rolündeki James McAvoy ise Austen’ın ayaklarını yerden kesebilecek olgunluk ve karizmaya sahip değil.
Televizyon yazarları Kevin Hood ve Sarah Williams’la birlikte çalışan yine televizyon kökenli Julian Jarrold bir sinema yapıtına yaraşacak yaratım ve dinamizmi filmine getirememiş; koca bir hayatı, devri ve kariyer evrimini kapsayacak ve özetleyecek daha güçlü ve vurucu diyalogların eksikliği hissediliyor. 18. yüzyılda geçen filmlerden beklediğimiz yemyeşil ve uçsuz bucaksız manzaraları, görkemli baloları, müzikleri, dansları, kıyafetleri, taşra evlerini, dekorasyonu, atlı arabaları vb. Aşkın Kitabı’nda bolca buluyoruz. Ama tüm bunların daha sıkı ve daha anlamlı bir senaryoyla, dinamik ve heyecan dolu bir estetik yapıyla sunulması, “biz bunu daha önce gördük” duygumuzu hafifletebilirdi. Jane Austen hayranları için kuşkusuz ilginç bir deneyim olacak Aşkın Kitabı yadsınmayacak eksikliklerine rağmen keyifle izlenebilir.
Selin Sevinç