29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Winter Solstice
Yönetmen : Josh Sternfeld
Senaryo : Josh Sternfeld
Oyuncular : Anthony LaPaglia, Aaron Stanford, Mark Webber, Allison Janney, Ron Livingston, Michelle Monaghan...
Yapım Evi : Sound Pictures
Ülke : ABD
Dil : İngilizce
Süre : 89’
Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 14.09.2007
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 


Josh Sternfeld’in ilk uzun metraj filmi En Uzun Gece, bir baba ve iki oğlun eş ve annelerini kaybedişleriyle farklı şekillerde baş etmelerini konu alıyor. Kendisini yalnızlığa hapsetmiş Jim Winters (Anthony LaPaglia), yaşadıkları bunalımlı kasabadan kurtulmaya çalışan hırslı Gabe (Aaron Stanford) ve annesinin kazasından bir işitme cihazıyla sıyrıldıktan sonra derslerinde ve sosyal hayatında bir türlü dikişi tutturamamış Pete (Mark Webber) artık kabuklarından çıkmalıdır. Beş yıldır bu derin yarayla yaşayan Winters ailesi, kasabaya yeni taşınan Molly Ripkin’le (Allison Janney) beraber yeniliklere yelken açar. Üç erkek de kendi yolculuklarını yaşayacak, geleceğe umutla bakmak için birer neden kazanacaktır.

Eşinin ölümünden sonra Jim Winters bir bahçe tasarımcısı olarak yalnızca sorunsuz ve huzurlu bir yaşam arzular. Tek beklentisi oğullarının kendisine ve birbirlerine saygı ve sevgiyle yaklaşması olmuştur. Ama oğulları ona bu hedefinde zorlu engeller çıkarır. Gabe ailesini, işini ve kız arkadaşını bırakıp Florida’da bambaşka bir hayat kurmak ister. Pete yaz okuluna kalmıştır, her şeye karşı ilgisiz ve isteksizdir. Yeni komşuları Molly, Jim’i dinleyen ve anlayan tek kişidir. Jim zamanla bir kadına yeniden yakın olmanın çok da kötü bir fikir olmadığını keşfedecek midir? Gabe çalıştığı ekstra saatlerin karşılığını alıp, sevgilisini geride bırakabilecek midir? Pete yaz okulundan geçip, gerçek potansiyelini gösterebilecek midir? 

Sternfeld sükunet içinde ve ağır ağır ilerleyen aile dramında karakterlerinin yıllardır biriktirdikleri öfkeyi küçük patlamalar halinde filmin geneline işlemiş. Filmin son çeyreğine kadar evde eksikliği daha ilk karesinden belli olan annenin ölüp ölmediğini dahi bilmiyoruz. Sadece üç yalnız erkeğin sıkıştırılmış duygularının zaman zaman sessizliği yırtışını izliyoruz. Başta Jim olmak üzere tüm karakterler patlamaya hazır birer bomba gibi, ama her nasılsa zararsız olduklarını hissediyoruz. Bunlar acınılacak trajik karakterler değil, doğal bir acıyla savaşan sıradan insanlar. Tek dertleri de ölümün getirdiği sıkıntıyı yırtıp hayatı rayına oturtmak. Jim bunu umutla, Gabe kaçışla, Pete de yok sayarak sağlamaya çabalıyor. En Uzun Gece’de Sternfeld bu karakterlerin ölümü kabullenişten sonra gelen bir sonraki adımı atışlarını gösteriyor. Bu adım kocaman ve zafer dolu bir adım değil, ama hayatın içinde var olabildiği gibi önemli bir aşamayı kaydediyor.

Sternfeld küçük ve sıkıcı kasabalarda geçen bağımsız Amerikan filmi furyasından, filmine Molly Ripkin karakterini getirerek biraz olsun ayrılıyor. Molly bu klasik disfonksiyonel Amerikan ailesine ‘normal’ yaşamdan bir titreşim kazandırıyor. Onun gözünden filmin dünyasının dışında bir hayat damarı olduğunu, dolayısıyla gördüğümüzün filmin kabul ettiği norm değil, dönüşmesini beklediği acı dolu ve ayrıksı bir kesit olduğunu görüyoruz. Molly’nin yanısıra Gabe’in kız arkadaşı da filme yumuşak bir hava katan kadın karakterlerden. Sternfeld’in bu kadınlara verdiği rol bize bir ailenin kadın kahramanı eksildiğinde yaşanabilecek potansiyel travmayı salık veriyor.

Sternfeld, bahçeyi hem bir metafor hem de karakterler için bir kaçış noktası olarak belirlemiş. Tedirgin diyaloglar, etraftaki çiçekler ya da araç gereçlere yönelen dikkatle yarım kalıyor. Büyüyen söylenmemiş sözler yığını hayatın sürüp gittiğine işaret eden nesnelerde yankılanıyor. Diyaloglar genelde bol esli, çok sade ve günlük - içerik olarak fazla bir şey çağrıştırmıyor. Böyle bir film belki çok daha fazla ve keskin metaforlardan yararlanabilirdi. Daha sert ve eksantrik iç çatışmalar filmin gri ve gizemli tonlarına yakışırdı.

En Uzun Gece hiçbir zaman acı dolu, dramatik ya da romantik anlarla kabarmıyor, ne volüm ne de ritim öykünün armonisini sersemletmiyor. Filmin bütününe hakim yumuşak bir akustik gitar da seyircinin bu filmden beklemesi gerekenlerin habercisi. En Uzun Gece sakin bir karakter sineması izlemek isteyenler, ağır ve gerçekçi bir filmcilikten zevk alanlar için yazın blockbuster fırtınasından hoş bir kaçış olabilir.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.