29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Breach
Yönetmen : Billy Ray
Senaryo : Adam Mazer, William Rotko, Billy Ray
Oyuncular : Chris Cooper, Ryan Phillippe, Laura Linney, Caroline Dhavernas...
Yapım Evi : Double Agent Productions Inc.
Ülke : ABD
Dil : English
Süre : 110’
Tür : Gerilim / Dram
Gösterim Tarihi : 11.05.2007
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
  Resmi Site
 




İhanet, 56 yaşında ve hayatının 25 yılını aşkın bir süresini, alanında daha önce görülmemiş bir yetkinlikle FBI’a hizmet ederek geçirmiş, ancak devletin en gizli sırlarını Rusya’ya sattığından şüphelenilen Robert Hanssen’ın (Chris Cooper) köşeye sıkıştırılış öyküsü. Eric O’Neill (Ryan Phillippe) ise Hanssen’ın ihanetini araştırmak üzere görevlendirilen, FBI kariyerinin başlarında genç ve hırslı delikanlı. Amerikan İstihbarat Teşkilatı tarihinin en büyük maddi ve manevi kayba neden olmuş ajanlık öyküsü Eric O’Neill’ın bizzat katkısıyla perdeye aktarılmış. Hollywood’un karanlık köstebek hikayelerinden biri olarak İhanet, aksiyonu az, psikolojik gerilimi bol bir yapıt. Aynı zamanda senaryo yazarlarından biri olan Billy Ray, yönetiminde de bu iki karakterin ilişkisine odaklanmış, performansların gelişimine ağırlık vermiş.

İhanet, Hanssen’ın yakalandığı ve tutuklandığı haberiyle başlamasına rağmen bizim için asıl hikaye O’Neill’in Hanssen davasına kanıt oluşturmak üzere zorlu görevine atanmasıyla birlikte başlıyor; bu noktada bizim için önemli olan efsane Hanssen’ın hayatına sızmak oluyor. Her gün kiliseye gidip dua eden koyu katolik Hanssen, başarıyla ve istikrarla sürdürdüğü işi, güzel eşi, çocukları ve torunlarıyla birlikte örnek bir aile adamı, vatandaş ve devlete hizmet eden bir FBI ajanıdır. Ama aynı zamanda eşcinselliğe ve meslek sahibi kadınlara ayıplayarak bakar; saygısızlık, tembellik ve aptallığa karşı tahammülsüzdür; seks yaparken karısı ve kendisini gizlice videoya çekip, bu görüntüleri dağıtır ve karısıyla olan cinselliği ile ilgili ahlaksız söylemlerde bulunur. Hanssen, sadece usta bir hain olarak değil, cinsel sapık olarak da merak uyandıran bir profil.

Ömrünü yalan söyleyerek ve rol yaparak geçiren, insanlar hakkında bir yalan makinesinden daha etkin hükümler verebilen bir adamla, sahte kimlikle ustayı kandıramayacak ve yalan söylemesi büyük tehlike arzeden bir ajanın ilişkisi elbette bol entrika beklentisiyle salonu dolduran izleyicilere dört başı mamur bir gerilim hediye ediyor.

Gerilim demişken, filmin önce Hanssen’ın yakalandığı bilgisini verip sonra iki ay öncesine dönmesi ilk bakışta heyecan seviyesini aşağı çekecek gibi görünen ilginç bir anlatım kararı. Filmdeki gerilim dozu yüksek sahnelerde Hanssen’ın eninde sonunda altedileceğini bilmemiz, bir maceradan çok iki erkek arasında zekice bir oyun izlediğimizi hissettiriyor. Bu taraflı ve ürkek anlatımın ardında Amerikalılar’ın kendi istihbarat sistemlerinden bir an bile şüphe duyulmamasını sağlamaya çalışmaları gibi bir kompleksin olabileceğini düşünmemek işten değil.

Chris Cooper’ın da en ufak bir bakışıyla gerilime büyük bir katkıda bulunduğunu unutmayalım. Emekliye ayrılmasına iki ay kalmış olan Hanssen’ın yapmış olduklarıyla ilgili duyduğu pişmanlık, özündeki katılığa psikolojik ve duygusal açıdan muhteşem eşlik ediyor. Hanssen, O’Neill’ın katolik ve dine eğilimli olduğunu öğrendiğinde, sinirli, kibirli, acımasız ve hor gören patron kimliğinden, yufka yürekli, merhametli ve babacan bir dost kimliğine bürünüyor. Bu tavır belki biraz ani değişiyor, ama Cooper’ın dalgalar halinde gelip giden kabuk bağlamış duygusallığı inandırıcılığını kolay kolay yitirmiyor. Cooper’ın çok katmanlı oyunculuğunda, Hanssen’ın gerginlik ve çelişki dolu doğasının ruhuna verdiği tahribat çok açık ve çok dokunaklı.

İhanet’in en olumsuz yanı Ryan Phillippe. Phillippe rolünün gerektirdiği kıvrak zekalı, hızlı ve atik kişiliğe hiç de uygun görünmüyor. Her an çuvallayacak gibi duran O’Neill’ın kimsenin üstesinden gelemeyeceği diyalogları Hanssen’la bu kadar yakın ve açık ilişkisinde kurabilmesi hiç de olası görünmüyor. Phillippe bu anlamda ne inandırıcı ne de izleyici için sempatik bir kahraman. Laura Linney ise güçlü, duygusal, güvenilir iş kadını rolünde, Hollywood’un Catherine Keener’la beraber en seçkin yardımcı kadın oyuncularından biri olarak işinin ustası.

Filmde Hanssen’ın odasına aldırmak istediği Two Men on a BoatKayıkta İki Adam adlı yağlı boya resim filmin bütünü için hoş bir metafor oluşturmuş. Bu sayede Hanssen - O’Neill ikilisinin hangi tarafa hizmet ederlerse etsinler, ne kadar görevlerine sadık ve çalışkan olurlarsa olsunlar, yine de aynı karanlık ve yalnız dünyanın parçaları, aynı kayığın içinde debelenmeye mahkum, aynı yolun yolcusu oldukları çok güzel vurgulanmış. İhanet Amerika’nın rakipsiz İstihbarat kuvvetinin en ciddi davasını konu almasıyla; Cooper’ın eşsiz performansıyla; hem olgun bir dinginlik, hem keskin bir gerilimi alt perdeden vermesiyle vizyonun kaçırılmayacak filmlerinden. 

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.