29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Kabadayı
Yönetmen : Ömer Vargı
Senaryo : Yavuz Turgul
Oyuncular : Şener Şen, Kenan İmirzalıoğlu, Aslı Tandoğan, İsmail Hacıoğlu, Rasim Öztekin, Ruhi Sarı, Süleyman Turan...
Yapım Evi : Fida Film
Ülke : Türkiye
Dil : Türkçe
Süre : 140’
Tür : Aksiyon / Polisiye / Dram
Gösterim Tarihi : 14.12.2007
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
 




Eşkıya (1996) ve Gönül Yarası’ndan (2005) sonra ilk kez Şener Şen’i yeniden beyazperdede, ve yine vazgeçilmez partneri Yavuz Turgul’un imzasını attığı bir sinema filminde izliyoruz. Uzun süredir beklenen Kabadayı’da yalnızca senaryo yazarlığını üstlenen Turgul, bu kez yönetmenliği Ömer Vargı’ya bırakmış. Kabadayı, uzun yıllar hapiste yatmış eski bir kabadayı olan Ali Osman’ın (Şener Şen), bir oğlu olduğunu keşfetmesiyle kendisini yeniden karanlık bir dünyada buluşunu anlatıyor. Filmin güçlü kadrosunda ayrıca Kenan İmirzalıoğlu, İsmail Hacıoğlu, Rasim Öztekin, Ruhi Sarı, Süleyman Turan ve yeni yüzlerden Aslı Tandoğan var. Film, klişe öyküsüne rağmen klasik Yavuz Turgul monologları ve başarılı performanslarıyla son zamanların izlenmeye değer Türk filmlerinden.

Kabadayı, kirli işlerden elini ayağını çoktan çekmiş, kendisini babası gibi fakir fukarayı doyurmaya adamış inançlı ve dingin Ali Osman, sakin hayatını sürdürürken açılıyor. Yıllarca izini kaybettirmiş olan tek tutkusu Afet (Selma Kutlu), ölüm döşeğinde ona bir oğlu olduğunu itiraf ediyor. Ali Osman oğlu Murat’la (İsmail Hacıoğlu) annesini son bir kez bir araya getirmeye çalışırken oğlunun mafyayla başının belada olduğunu öğreniyor. Murat’ın sevgilisi Karaca’ya (Aslı Tandoğan) körkütük aşık olan belalı Devran (Kenan İmirzalıoğlu), masum sevgililere savaş açıyor. Dolayısıyla Ali Osman’la beraber onun sadık ‘eski kabadayı’ dostları da işin içine karışıyor. Mafya ve polisin eksik olmadığı bu karmaşık hesaplaşma hikayesi, sadakat, pişmanlık, sevda, günah, allah korkusu ve elbette yiğitlik kavramlarıyla ilgili 140 dakikalık arabesk bir drama dönüşüyor.

Verdiği sözleri birer onur meselesi gibi tutan, namus için, gurur için gözünü karartıveren arabesk toplumumuzun üstlendiği hayatlara mal olabilen ‘sorumluluklar,’ Kabadayı’nın karakterlerinin de ölüm elçisi oluyor. Bu çok alıştığımız tipler ve öyküler bile Türk izleyicisinin kalbini sızlatmaya, gözünü sulandırmaya hala devam ediyorsa, Turgul ve Vargı’nın filmlerinde çok doğru temalara dokundurduğunu söyleyebiliriz.

Kabadayı’da ‘gerçek’ kabadayılık sokak serseriliğiyle, kurşunla ölenler eceliyle ölenlerle karşı karşıya duruyor. Bunlar birer gurur ve yiğitlik amblemi gibi eski kabadayıların rakı sofralarında asıladursun, bu hayatı çoktan geride bırakmış olan Ali Osman, pişmanlıkları, işlediği suçların ödemeleri ve vicdanıyla baş başa. Kaybettiği karısı, oğlu ve sevdalısından sonra şimdi de hafızasını yitiriyor. Ali Osman’ın bunama hastalığına yakalanması, delikanlı olmakla doğaya karşı gelinmeyeceğini, en güvendiğimiz benliğimizin bile bize acımasızca ihanet edebileceğini anlatıyor.

Turgul’un karakterlerinin uzun birer tirad içerisinde anlatıverdikleri acıklı hayat hikayeleri; sık sık altı çizilen mesajlar; öykünün nereye varacağına dair tekrar tekrar dilegelen ipucu replikleri artık tıkanıp kalmış bir senaryo tekniğinin habercileri. Zaten birkaç unsur haricinde çok klişe bir öykünün aynı klişelikteki yöntemleri, sanıyorum türün hayranlarını bile usandırabilir. Bununla beraber Kabadayı’nın her şeye rağmen seyircisini sürükleyebilme ve uzun diyalog/düellolarda duygulandırma başarısı şüphe götürmez.

Vargı’nın yönetimindeki en büyük delikler ise montajdan kaynaklanıyor. Özellikle filmin başlarında atlaya zıplamaya ve doğru bağlantılardan yoksun montaj sekansları dikkat dağıtıyor. Film süresince de sık sık sahneler arasındaki geçiş planları doğru tasarlanmadığı için dramatik güç aniden düşüyor. Sanki her sahnede film yeniden başlıyor. Çok oyunculu sahnelerde insanların tepkileri genel planların aralarına bölük pörçük yerleştirilmiş. Örneğin Devran’ın eski kabadayılara göz dağı verdiği tehdit sahnesinde dramatik doruklara gelinirken zamanlamalarla performanslar uymayabiliyor. Filmin genelinde planların sonları çok erken ve özensizce kırpılmış. Eğer filmin fazla uzun olmasından korkulduysa planların ucu bucağıyla uğraşmaktansa uzadıkça uzayan diyalogları ekonomikleştirme yoluna gidilmesi çok daha yerinde olurdu.

Sonuç olarak Kabadayı Türk seyircisinin damarını yakalayacak dramatik olarak şişkin sahnelere, vurucu delikanlı laflarına, köpürtülmüş aşık tavırlarına bolca yer veriyor. Özellikle filmin sonlarında garip bir mizah duygusu benimsemiş diyaloglar haricinde Turgul’un diyalogları akıp gidiyor. Vargı da bol bol performanslara yaslanarak filmi ağır aksak bağlamış. Özellikle Rasim Öztekin ve Şener Şen’in oyunculukları için, bir Yavuz Turgul klasiğini daha kaçırmamak yerinde olur.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.