Bu yıl Berlin Film Festivali’nin Altın Ayı’sı, Çinli yönetmen Quanan Wang yönetimindeki Tuya’nın Evliliği adlı filme gitmişti. Ülkemizde yeni vizyona giren filmde Moğolistan bozkırlarında yaşam savaşı veren inatçı ve kararlı Tuya’nın, güçlükler nedeniyle engelli kocası Bater ve iki çocuğuyla sürdürdüğü yaşamı değiştirmek zorunda kalışı ve hayatın getirdiği yeni şartlarla başa çıkışını izliyoruz. Köylü pragmatizmine parmak basan film, konu edindiği bozkır ikliminin yavaş ve yalnız yaşam tarzını başarıyla perdeye taşıyor. Daha önce de yönetmenle çalışan Yu Nan’ın Tuya portresi çok etkileyici; görkemli manzaralar ve görüntüler filmin yavaş ritmine hayat katıyor.
Susuzluk çeken bir coğrafyada kötürüm kocası ve iki çocuğuyla tek başına hayatta kalma mücadelesi veren Tuya (Yu Nan) büyük kuvvet gerektiren günlük işleri hiç gocunmadan, ama koşulların getirdiği değişmez bir sertlikle yürütmektedir. Zamanla incinen belinin ve çevrenin nasihatlarının da etkisiyle, eşi Bater’den (Bater) boşanıp yeni ve güçlü bir kocayla hayatına devam etme zorunluluğunu hisseder. Ancak kocasını ortada bırakmaya Tuya’nın gönlü razı olmaz. Tek çare yeni koca adayının Bater’e da bakmayı kabul etmesidir. Tuya, onca didinmenin ardından talebi karşılık bulsa da, sıkıntılarının hiçbir zaman dinmeyeceğini anlayacaktır.
Wang, günümüzde yok olmaya başlayan kırsal yaşam tarzını, aile ilişkilerini, hayvancılığı, gelenekleri, dertleri, yemek alışkanlıkları, giyim tarzları ve müziklerine kadar resmediyor. Her ne kadar daha çok Moğolistan düzlükleri ve dağlarının görüntüleriyle çerçevelense de Wang, modern yaşamın gölgesini manzaralarına düşürmeyi ihmal etmiyor. Gittikçe para ve lüks hırsıyla sekteye uğrayan ‘ilkel’ yaşam, karakterleri hem acılara hem yepyeni yaşam savaşlarına itiyor.
Tuya’nın Evliliği ağır ritmine rağmen çok yalın olan öyküsüne, Moğol kültürü ve toplumsal gerçeklerine dair bolca bilgi sığdırıyor. 90 dakikayı dolduran hiçbir sahne, ne filmin estetiğini ifade etmek açısından olması gerekenden uzun, ne de sayı olarak fazla. Diyaloglar az sayıda ve kısa; meramını anlatmakta etkili. Her plan ve her söz karakterlerin bilinç akışını adım adım ilerletiyor; sahnelerin duygu yoğunluğunu derinleştiriyor. Wang’ın sinemasında sahnelerin dramatik gücü, aynı zamanda üstü kapalı bir mizahtan da güç alıyor. Birbirlerinin zayıflıklarıyla alay eden Tuya ve komşusu Sen’ge’nin (Sen’ge) ilişkileri ve Tuya’yı istemeye gelen ailelerin eğreti duruşları, ince ve tatlı anlarla filmin uzun bekleyişlerini tamlıyor.
Filmdeki en belirgin eksiklik performanslarda. Tuya’yı canlandıran Yu Nan’ın performansı başlı başına filmin dayanağı. Bol bol sinir boşalımları yaşayan Tuya’nın benliğindeki sevgi ve şevkat, kişiliğine yerleşik pragmatizmden ödün verilmeden son derece duygusal bir şekilde ortaya çıkıyor. Bater ve Sen’ge bölgenin yerlileri olarak aktör olmamalarına rağmen çok doğal ve duygusal performanslar veriyor. Ancak yan rollerdeki yine aktör olmayan diğer oyuncuların tutukluğu zaman zaman göze batabiliyor. Yine de bunlar, filmin doğaçlama gibi görünen doğal akışı içerisinde kamufle olmayı başarıyor.
Tuya’nın Evliliği senaryo yapısı, işleyişi ve matematiği açısından eforsuzca başarılı. Hiçbir zaman sürükleyiciliğini yitirmeyen yalın öykünün tutarlılığı ve kendinden eminliği filme, sinemada gittikçe daha seyrek görebildiğimiz bir bütünlük ve gerçeklik veriyor. Hem bir fedakarlık ve çaba öyküsü, hem de bir aşk üçgeni anlattığı filminde Quanan Wang, bir kadının kırsal koşullarda neden güçlü olması gerektiğini ve sonsuz çözümsüzlüğünü harika görüntülerle anlatıyor. Ağır ağır sindirilen filmlerden zevk alabilen izleyici için Tuya’nın Evliliği uzun zamandır tam olarak kotarılamayan bir sinema diline taze bir örnek.