60. Cannes Film Festivali’nin yarışma filmlerinden biri olan Wong Kar Wai imzalı Benim Aşk Pastam, Çinli yönetmenin ilk İngilizce filmi olmakla beraber pop şarkıcısı Norah Jones’un da ilk oyunculuk deneyimi. Filmin merkezindeki Elizabeth’i canlandıran Jones’un Amerika’da kendini bulmak üzere çıktığı yolculukta tanıdığı sıra dışı karakterler de Jude Law, David Strathairn, Rachel Weisz ve Natalie Portman gibi birbirinden ünlü Amerikalı ve İngiliz oyuncular tarafından canlandırılıyor. Duru ifadesi ve dingin sessizlikleriyle deneyimli yoldaşlarına eşlik eden Jones, amatör duruşuyla filme eşsiz bir ruh katmış. Hem romantik, hem eğlenceli, hem de düşündürücü olan filmde, renkler ve görüntüler birbirinden lezzetli. Filmin In The Mood For Love’dan (2000) aşina olduğumuz melodilerini de içeren muhteşem soundtracki de Wong Kar Wai sinemasının benzersiz tadını pekiştiriyor.
Erkek arkadaşı tarafından aldatılan Elizabeth (Norah Jones) aşk acısını, bir kafeyi işletmekte olan Jeremy (Jude Law) ve onun yabanmersinli kekleriyle paylaşmaya başlar. Bir süre sonra Elizabeth kendisini yeniden keşfetmek üzere bir yolculuğa çıkar. Gittiği yerlerde bar ve restoranlarda çalışır, yepyeni insanlar ve dünyalar keşfeder. İlk durağında alkolik bir polis olan Arnie’yi (David Strathairn) ve onun saplantıyla aşık olduğu sert mizaçlı eski karısı Sue Lynne’i (Rachel Weisz) tanır. Karı-koca arasındaki güven eksikliğinden doğan bu çetrefilli ilişki, Elizabeth’in bir sonraki durağında karşılaştığı kumarbaz Leslie’nin (Natalie Portman) babasıyla olan güven problemiyle benzerdir. Elizabeth, yolculuğu sırasında adressiz kartpostallarla iletişim kurduğu Jeremy’nin yanına döndüğünde bu iki karakter için de dönüm noktası olacak bir öpücük paylaşılır.
Wong Kar Wai Cannes’da yaptığı basın toplantısında kendi kısa öyküsünden uyarladığı filminin yolculukla değil, ‘uzaklık’la ilgili olduğunu belirtti. Benim Aşk Pastam bir kadının hayatında bir şeylerin eksikliği ve bunları tamamlamak için çıktığı yolculukta adeta parçalarını toplayıp aşka güvenini yenilemesi üzerine kurulu. Bu yolda keşfettiği kişiler ve öyküler Elizabeth’in eksik parçalarını belirleyip onun akıl hocası da oluyor. Wong Kar Wai’ın filmlerinde elbette klasik bir hedef ve kesin bir çatışmadan bahsetmek güç. Yönetmen kısa öyküsündeki temel fikre metaforik hikayeler ekleyerek filminin parçalı yapısını bekleşmekte olan bir aşk hikayesiyle çerçeveliyor.
Benim Aşk Pastam’ın önemli bir yanı, Wong Kar Wai’ın Amerika’da geçen, uzak doğulu olmayan oyuncuların oynadığı ve İngilizce çekilen ilk filmi olması. Her kültürde aşk farklı yaşandığı ve bir öpücük bile bambaşka anlamlara geldiği için Wong Kar Wai detaylı bir tretmanda anlattığı öyküsünün diyalogları ve dokusunun oluşması için Amerikalı senarist Lawrence Block ile çalışmış. Film Amerikalı karakterlerin dünyasında geçip onların hareketlerini izlese de, uzak doğulu bir aşka yaklaşımı, duygusallığı ve ruhu taşıyor. Wong Kar Wai’ın iyi tanıdığımız yoğun renkleri, duygusal kompozisyonları ve dramatik müziklerinin bu filmi de fethetmiş olması da bu hissin kaynaklarından şüphesiz.
Benim Aşk Pastam’la geleceği şaibeli bir oyunculuk kariyeri başlatan Norah Jones’un amatörlüğü karakterini daha gerçekçi kılmaya yaramış. Elizabeth karakterinin henüz arayış içinde ve oluşum sürecindeki yumuşak ve akışkan ruh dünyası, Jones’un yeni bir deneyimin ürkekliğini yaşayan oyunculuğuyla birleşerek filme bir kadının aşkı keşfini anlatan bir belgesel hissi veriyor. Natalie Portman filmin en dinamik ve sürükleyici öyküsünün baş kahramanı olarak çarpıcı; Rachel Weisz ve David Strathairn dramatik performanslar veriyor; Jude Law filmin yakışıklısı olarak Jones’a başarıyla eşlik ediyor.
Benim Aşk Pastam Wong Kar Wai’ın daha önceki filmlerini hazmetmekte güçlük çekenler için daha uygun bir film. Yıldız kadroyu uzak doğulu bir öyküyü hayata taşırken görmek büyük keyif. Filmin şiirsel bütünlüğü, görüntülerinin güzelliği her sinemaseveri şüphesiz baştan çıkaracak. Ancak yönetmenin filmlerinin tadına gerçek anlamda varabilmek için metaforlara açık bir algı yine bir ön koşul. Kaçırmayın!