29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Yönetmen : Çağan Irmak
Senaryo : Çağan Irmak
Oyuncular : Çetin Tekindor, Yetkin Dikinciler, Hümeyra, Şerif Sezer, Feride Çetin, Melis Birkan, Ömer Hüsnü Turat...
Yapım Evi : Avşar Film
Ülke : Türkiye
Dil : Türkçe
Süre : 98’
Tür : Korku / Gerilim
Gösterim Tarihi : 25.01.2008
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 




Babam ve Oğlum’un (2005) ardından bir ‘korku masalı’yla karşımıza çıkan yönetmen Çağan Irmak’ın son filmi Ulak, köy köy gezen bir seyyahın getirdiği sırlarla tamamen değişen bir köyün hikayesini anlatıyor. Çağan Irmak’ın artık klasikleşmiş oyuncu kadrosunda yine Çetin Tekindor, Hümeyra, Şerif Sezer ve Yetkin Dikinciler bir araya gelmiş. Görüntüler Mutluluk’un (Abdullah Oğuz, 2007) görüntü yönetmeni Mirsad Heroviç’e, sanat yönetimi ise Eşkiya (Yavuz Turgul, 1996) gibi birçok popüler filmin sanat yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler’e ait. Bunu özellikle belirtmemin nedeni, Ulak’ın en dikkat çekici özelliğinin başarılı ışığı, görüntüleri ve kostümlerinin olması. Senaryonun sarkmaları, diyalogların uzunluğu, birkaç aksayan performans dışında Ulak, Türk sinemasının son dönemde çıkmış eli yüzü düzgün ve keyifle izlenebilecek filmlerinden. Çağan Irmak seyircisi, Babam ve Oğlum’dan farklı, ama benzer tatları ve yüzleri taşıyan filmde bulduklarından memnun kalacaklar diye tahmin ediyorum.

Köy köy dolaşan seyyah Zekeriya (Çetin Tekindor), gezdiği köylerin çocuklarını etrafına toplayıp onlara bir masal anlatır. Bu, herkesin dinleyebileceği, anlayabileceği bir masal değildir. Yalnızca saflığını yitirmemiş olanlar masalın mesajını anlayıp, hayata geçirebilecek ve yayabilecektir. Zekeriya, bir rüya gibi geldiği bu köyde, aslında her köyde, her dönemde, her dünyada mevcut olan düşman gözlerle karşılaşır. Masal kahramanlarının çocukların hayalinde köyün sakinleri olarak belirdiği öykü/masal böylece başlar ve renkli karakterler tanıtılır: Adem (Yetkin Dikinciler) köyün belalı adamı olarak kendini hemen gösterir, oğlu Ferhat’a (Atakan Yağız) ettiği zulüm, köye yaydığı dehşet duygusu aşikardır; Ömer (Kaya Akkaya) köy kahvesini işleten babasının baskıları altında ezilen, sevdiği kıza (Melis Birkan) bile açılamayan, kitaplarına gömülmüş bir delikanlıdır; Meryem (Hümeyra) köydeki kötülüklerin farkında olan, doğruları anlatmaya çalışırken köylü tarafından itilen ‘köyün delisi’dir...

Zekeriya’nın masalında insanların içindeki karanlığı görebilen Ulak İbrahim (Cemal Hünal), büyük bir günahı paylaşan bir grup insana ve hasır altı edilen kötülüklere göz yuman halka cezalarını verir. Köydeki kötülüklere de bir son vermek için bir ulak gelip köylüyü kurtaracak mıdır? Salık verilen kehanet köyün başına da gelecek midir?

Ulak, Çağan Irmak’ın dinler, peygamberler, hurafeler, efsaneler vb. üzerine yaptığı araştırmanın gelişigüzel bir derlemesi gibi. Olaylar kutsal kitaplardan fışkırmış gibi kurgulandığı gibi, hangi kutsal kitap, hangi kutsal din adamı başrolde belli değil. Ancak filmin, insanlığın üzerinde kara bir bulut gibi yükselmiş ‘kötülükler’e işaret ettiğini; derhal hırslarımızdan arınmaz, çevremize ettiğimiz zulümlerden vazgeçmezsek tüm bunların sonumuzu getireceği ana mesajını düşünürsek, tüm dinlerin öz suyu gibi ortaya çıkan bu bulamaç biraz olsun anlamlı hale geliyor.

Filmdeki kavramsal karmaşanın yanı sıra, senaryoda anlatılan x dönemin x insanlarının konuşma dili, aksanı, sövgü sözcükleri biraz fazla güncel duruyor. Film sık sık yarattığı fantastik ortamın ta dışarlarına çıkıyor, günümüzün paha biçilmez bayağılığını hatırlatıyor. Çağan Irmak’tan artık bekleyegeldiğimiz abartılı haykırışlar, uzun ve şerbetli tiratlar, dramanın kökünü sarsan diyaloglar Ulak’ta da yuvasını bulmuş. Zayıf bir senaryo matematiği bilgisi ve sezgisiyle kurulmuş, finali çağıran ani dramatik yükselmeler ve düşüşlerin ardından son bir kez, ve tekrar, ve bir kez daha gelen, kısa kesmeye kıyılamamış sahneler, filmin özellikle ikinci yarısında bir sahne kirliliği yaratmış. Ne kadar iyi yazılmış olursa olsun sarkarak etkisini yitiren diyaloglar; tutarsız konuşma dili ve aksanlar nedeniyle çuvallayan performanslar yönetmen/yazarın işçiliğini zedeliyor maalesef.

Babam ve Oğlum’un ardından Ulak’la beraber tasdik ettiğim teorime göre Çağan Irmak sanki hep tek bir sahne çekiyor ve diğer tüm sahneler kaynak sahnenin birer versiyonu. Öykü ne kadar bu tek sahne(ler)nin içinde ilerlemeyi başarıyorsa da, hem dramaturji hem de sinema dili olarak aynı sahne türünün replikaları birbirinin peşi sıra akıyor: Performans aynı; ruh aynı; diyalog tipi, şekli, duygusu aynı. Ulak da, Babam ve Oğlum’a göre daha dengeli, daha az ajitasyonlu olmasına rağmen aynı kısırlıktan muzdarip.

Bununla beraber film en büyük puanları işçiliklerden kazanıyor. Heroviç’in görüntüleri, Ülkenciler’in kostümleri, Babam ve Oğlum’un soundtrackini de yapan Evanthia Reboutsika’nın müzikleri, makyajlar, prodüksiyon ve ses tasarımı özenle hazırlanmış ve sunulmuş. Bu da Türk sinemasında pek alışık olmadığımız, açlık duyduğumuz türden bir sinema yaklaşımına işaret ediyor. Film boyunca tüm bu elementler kendilerini sindire sindire tanıtmakla kalmıyor, köy içimize siniyor; evleri, kahvesi, meydanı benimseniyor; atmosfer kendini bize inandırıyor.

Performanslarda en büyük tuzak aksanlar. Yetkin Dikinciler başta olmak üzere Çetin Tekindor’un ve havarilerin modern aksanları, tiyatro kokan diksiyonları diyaloglara zaman zaman sızıyor. Aksan ve performanslarında en tutarlı isimler Hümeyra ve Şerif Sezer. Genel olarak filmde çok iyi bir casting çalışması yapılmış. Usta başrol oyuncularının yanı sıra, Kaya Akkaya, Feride Çetin, havariler ve çocuk oyuncular filmin anlamlı yüzlerinin başında geliyor. Yüksel Aksu’ya ise perde süresi az da olsa merkezi bir karakter olan Mehmet’i oynatmak kadrodaki en vahim seçim.

Ulak neticede sürükleyici ve akıcı bir öykü. Türk sinemasının liste başı olduğu günümüzde tüm kusurlarına rağmen Ulak, seyirciye verebileceği keyif ve barışçıl mesajı düşünülürse izlenmeyi daha çok hakkeden filmler arasında. Teknik kredileri sağlam, performansları çoğunlukla başarılı olan filmi, özellikle Çağan Irmak hayranlarına ve Türk sinemasının sadık takipçilerine öneririm.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.