Serinin ilk iki filmini de çeken Sam Raimi Örümcek Adam 3’de, diğer Örümcek filmlerine ve Peter Parker’ın (Tobey Maguire) öyküsünün bütününe göndermeler yapıyor; çizgiromanda yer alan birkaç fantastik karakteri daha sinemaseverle buluşturuyor. Örümcek Adam’ın düşmanları Kum Adam (Thomas Haden Church) ve Venom (Topher Grace) müthiş görsel efektler eşliğinde perdeyi süslüyor. Serinin ilk iki filmine göre Örümcek Adam 3’de mizah dozunun iyice yükseldiği, ve aksiyon meraklılarını sıkabilecek dramatik sahnelerin arttığı dikkati çekiyor.
Örümcek Adam serisinin kendi gerçekdışılığına göndermeler yapan esprileri bence seriyi en eğlenceli ve izlenmeye değer kılan özelliği. Tobey Maguire’ın çocuksu ve saf görünümü zaman zaman –kasten ya da değil– karizmatik ile absürd arası bir hal alıyor, sevimli esprileri filmin dünyasıyla organik bir merkezden sarfetmeyi başarıyor. Bruce Campbell’in Fransız şef garsonu canlandırdığı sahne fantazi/macera/aksiyon merkezli bir filmin ne kadar günümüz mizah zenginliğinden özgürce yararlanabildiğini gösteriyor.
Filmin büyük ölçüde çocuklara da hitap ettiğini düşünürsek bu espri skeçlerinin fazlaca basitleştiği anları görmezden gelebiliriz. Ama Gwen Stacy (Bryce Dallas Howard) karakterinin ölümle burun buruna geldiği sahnede babası ve sevgilisinin kayıtsız diyaloğundan espriler çıkartmak da filmin kendi gerçeklerine bile sırt çevirmesi gibi duruyor.
Skalanın diğer ucunda ise melodram var. Çocuklar dahil hiçkimsenin Örümcek Adam’ı hüngür hüngür ağlarken görmek istediğini sanmıyorum. Özellikle de aktörün bu konudaki dehşet verici başarısızlığını hesaba katarsak. Raimi, Örümcek Adam’ın ağır duygusal sahnelerde gözlerinin dolduğu anlardan, gotik saç ve makyajla sokaklarda zevzek dans hareketleri yaptığı anlara kadar hazmı zor sahnelerde gidip geliyor. Bu iki komedi-melodram ucunun da seyirciden eşit oranda kahkaha toplaması sanıyorum kasti değildi.
Örümcek Adam 3’ün en inanılması güç falsosu, muhteşem efektlerle inşa edilmiş, hayranlıkla izlediğimiz koca Kum Adam’ın Örümcek Adam’a bir ders vermek gayesiyle yaratılmış acıklı bir hikayeye kurban gitmesi olmuş. Bu ayrıntıyı çocuk izleyiciye faydalı insanlık dersleri vermek üzere hantalca tasarlanmış gereksiz ve absürd bir parça olarak kabul ediyor ve aklı başında her izleyicinin yapacağı gibi reddediyorum.
Serinin değişmeyen handikapı ise kaçınılmaz damgasını bu filme de vurmuş ne yazık ki. Mary Jane rolünde Kirsten Dunst, rol yapamamasının yanına bir de şarkı söyleyememesini ekliyor. Sevimsizliği, alımsızlığı ve aptal ifadesi saf romantiğimizi nasıl tavlıyor, hala merak ediyoruz.
Örümcek Adam 3 bu kez aksiyondan çok komedi ve duygusallık arayan bir fantazi izleyicisini daha çok memnun edeceğe benziyor. Filmin, çağdaş sinemada nostaljik bir çizgiroman uyarlamasının takılacağı eleştirilerle bol bol köşeye sıkıştırılacağı kesin. Örümceğin kemik kitlesinin çok büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağını sanmıyorum. Kimi abartılı anları tarafsızca umursamamayı başarabilenleri eğlenceli bir popcorn akşamı bekliyor...
Selin Sevinç