Scarface (1983) ve Carlito’s Way (1993) gibi birçok unutulmaz filme imza atmış olan Amerikalı yönetmen Brian De Palma, Casualties of War (1989) filmini hatırlatan savaş karşıtı bir filmle daha karşımızda. Bu kez Irak savaşına yönelen Örtülü Gerçek’de, Irak’ın güneyindeki Samara bölgesinde bir kontrol noktasında görev yapan askerlerin işledikleri bir tecavüz çevresinde, bölüğünü görüntüleyen bir askerin video güncesini merkezine alarak, Irak’taki savaşın anlamsızlığı ve yıkıcılığı anlatılıyor. De Palma elindeki gerçek görüntüler ve öyküleri internette yayınlanan videolarla birleştirerek medyanın üstü kapalı bir şekilde gerçekleştirilen zorbalıkları yansıtmaktaki taraflılığını da gözler önüne seriyor. Hukuki nedenlerle gerçek olayların canlandırmalarını filme alan De Palma, video güncenin yanı sıra bir Fransız belgeseli, CCTV kamera görüntüleri, You Tube videoları ve Arap televizyon haberlerini de bu deneysel bileşime entegre etmiş.
Örtülü Gerçek, Samara’da görev yapan Angel Salazar’ın (Izzy Diaz) savaştan sonra film okuluna girmek için hazırladığı videosundan görüntülerle açılıyor. Kontrol noktasından geçen Iraklı arabalarda yaptıkları aramaların bile nedeninden habersiz askerler, ucu bucağı olmayan bir beklenti içinde kıvranıyorlar. De Palma birkaç basit diyalogla ve karakterlerin kameradan haberdar olduğu ve olmadığı anların karşı karşıya gelişiyle, yavaş yavaş farklılıklarını kavradığımız, çarpıcı ve derinlemesine karakter portreleri çiziyor. Bilinçsiz ve eğitimsiz gençlerin savaşın mantıkdışı atmosferinde işledikleri çeşitli suçlar, ‘görev başında olma’ kisvesi altında pervasızca işleniyor. Askerler savaşın kargaşasında ellerinde olan –ya da olduğunu sandıkları– haklarla Iraklı bir ailenin evine baskın düzenleyip on beş yaşında bir kıza tecavüz ediyorlar ve küçük kardeşiyle beraber yakıyorlar. Bu son olayla beraber insanların sürüklendiği savaş çelişkisinin onları şiddet dolu yaratıklara çevirdiğini görüyoruz.
De Palma böyle bir hikayeyi işlerken yararlandığı farklı iletişim araçlarıyla medyanın savaşla ilgili gösterdiklerinin ve daha da önemlisi göstermediklerinin altını çiziyor. Medyanın gücü ve bu gücün iktidarın arzu ettiği şekilde halkı yönlendirmesi açıkça göz önünde. De Palma bu medya kolajı tekniğiyle, tecavüze seyirci kalarak hiçbir şey yapmadıkları için kahrolan askerlerle bizi aynı kefeye koyuyor. Örtülü Gerçek’teki hiçbir bilgi bizim ulaşamayacağımız ya da farkında olmadığımız gerçekler değil. Ancak biz de Amerika’nın Irak’taki zulmüne seyirci kalıyoruz ve dolayısıyla aynı suçları paylaşıyoruz. De Palma medyanın örttüklerini yine medyanın gücüyle buluyor, bir araya getiriyor ve artık kanıksadığımız savaşa, suçu yasallaştırmanın bir yöntemi olarak yeniden bakabilemeye çağrıyor. Savaş hala devam ediyor ve varolduğu sürece hepimiz suçluyuz.
Belgesel ve kurgunun bu çarpıcı bileşimini mutlaka izlemenizi ve hafızalarınıza kazımanızı dilerim.