29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Premonition
Yönetmen : Mennan Yapo
Senaryo : Bill Kelly
Oyuncular : Sandra Bullock, Julian McMahon, Shyann McClure, Courtney Taylor Burness, Nia Long, Irene Ziegler
Yapım Evi : Hyde Park Films
Ülke : ABD
Dil : İngilizce
Süre : 110’
Tür : Dram / Fantazi / Gerilim
Gösterim Tarihi : 06.04.2007
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
  Resmi Site
 


Hollywood’da yıldızı parlayan Türk asıllı yönetmen Mennan Yapo‘nun (Mennan Yapıcıoğlu) filmi Sıradışı (orijinal başlığı ‘önsezi’ anlamına gelen Premonition) ne yazık ki sıradışı olmaktan çok uzak. Bir Türk yönetmen nasıl olur da Sandra Bullock gibi bir aktrisi filminde oynatabilir gibi akıl almaz nedenlerle heyecanla beklenen film beklentileri karşılayamayacağa benziyor - hem de Bullock’a rağmen. Sıradışı, bir ev hanımı ve bir anne olarak gayet sıradan bir hayatı sürdüren Linda’nın (Bullock), bir gün kocasının ölüm haberini alması ve aslında dört gün sonrasını gördüğünü anlayarak, günler arasında zıplayan bir zaman döngüsünün içine girmesini konu alıyor: Linda bir gün kocasını sapasağlam bulurken, ertesi gün cenaze hazırlıklarıyla uğraşıyor.

Yapo öncelikle filminin içine girdiği tür kategorisini fazlaca ciddiye almış, ve de yanlış uygulamış görünüyor. Filmin her sahnesi, ödevinde puan toplamaya çalışan bir çocuğun gerilim türünün gerektirdiği şartları adım adım yerine getirmesi gibi yazılmış ve çekilmiş. Beklendik klişe gerilim sahnelerinin ardı arkası kesilmiyor. Karakter ağır adımlarla tehlikeye doğru yaklaşır... Müzik giderek yükselir... Karakterin endişeli ifadesi... Ani bir hareket... Vee bakıyoruz ki aslında her şey yolunda... Derin bir soluk, rahatlama, belki birkaç damla gözyaşı... Öykünün kimi şaşırtmacalı dönüşleri de maalesef ne gerçek anlamda kafa karıştırıcı ne de merak uyandırıcı. Yönetmen gerilimle, ne olacağı çok belli bir şeye ağır ağır yaklaşmak arasındaki farkı yeterince ezber edememiş anlaşılan.

Bill Kelly’nin senaryosunda kimi vahim tutarsızlıklar da mevcut. Tarihlerle ilgili karmaşayı bir yana bırakırsak, Linda’nın gelecekte korkunç sonuçlar doğurduğunu gördüğü hareketleri reel zamana döndüğünde neden aynen yerine getirdiğini; neden olacakların önüne geçmek, bir nevi kaderi değiştirmek yoluna gitmediğini anlamak mümkün değil. Öte yandan zaten çoktan bitmiş gibi görünen iletişimsiz bir evliliğin test edilmesiyse konu, Linda’nın kocasının ölümüne göz yumması, ya da en azından ciddi bir kararsızlık yaşaması filmin bayağı kaderciliği ve artan duygusal çöküntüsünü ilgi çekici kılabilirdi; gerçek bir gerilimi sağlayabilirdi.

Başka bir gerilim kaynağı da yine filmde teğet geçilmiş. Linda’nın gerçekten deli olma ihtimali ve tüm bunları hayal etmesi, hayatının monotonluğuna bakıldığında filme bir psikolojik-gerilim kimliği kazandırabilirdi. Halbuki bu da, filmin akıl edilip es geçilmiş potansiyel ağırlık noktalarından biri olarak kalıyor.

Üstüne üstlük Yapo, işin içine din ve spiritüellik de katarak durumu daha da bulandırıyor. Filmin dördüncü çeyreğine saklanan iki ‘ruhlu’ sahne de insanoğlunun inancını eleştiren basit laflarla ve düşük bir atmosferle birlikte filmin dipsiz kuyusunu boyluyor.

Sonuç olarak filmin bir evlilik/ilişki üzerine mi, gerçekleşen fenomen üzerine mi, bir kadının ruhsal ve psikolojik durumu üzerine mi, yoksa inanç kaybının önlenemez sonuçlarına mı odaklandığını kavrayamadan; izlediğimizin gerilim mi, korku mu, psikolojik-dram mı, yoksa bu türlerden birkaçının bileşimi mi olduğundan emin olamadan; ne izlediğimizi ve ne yaşadığımızı –ki bunlar her neyse, yüksek kalite bir sinemanın meyveleri olmadığını da hatırlatarak– tam olarak duyumsayamadan filmden ayrılıyoruz.

Bullock, sıradan hayatından söküp çıkarılan ve aksi takdirde ev hanımlığı tarihinin unutulmuş sayfalarına yerleşecek öyküsü 180 derece dönen çaresiz kadın rolünde inandırıcı. Sıradışı, fazlaca gerilim aksiyon deneyimi olmayan ve olağanüstü fenomenlerin sinemada hayat buluşuna çekilen izleyici için ideal. Ne var ki Bullock’un her sabah içinde uyandığı çeşit çeşit gecelik ve pijamalarıyla etrafta koşuşturması filmin kendisinden daha ilgiye değer.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.