29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Mutluluk
Yönetmen : Abdullah Oğuz
Senaryo : Elif Ayan (senaryo); Zülfü Livaneli (roman)
Oyuncular : Özgü Namal, Murat Han, Talat Bulut, Mustafa Avrıkan, Emin Gürsoy, Meral Çetinkaya, Lale Mansur...
Yapım Evi : ANS Production
Ülke : Türkiye / Yunanistan
Dil : Türkçe
Süre : 126’
Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 16.03.2007
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
Seanslar İçin : Bigglook
  Resmi Site
 


Abdullah Oğuz’un, vizyona girdiğinden beri iyi bir gişe hasılatı ve olumlu eleştirilerle doyulmaz bir keyif yaşadığı filmi Mutluluk, son dönem Türk sinemasının takdire değer filmlerinden. Zülfü Livaneli’nin aynı adlı romanından uyarlanan filmde, son yılların vazgeçilmez oyuncusu haline gelen Özgü Namal, bu kez tecavüzle ‘kirletilmiş’ ve öldürülmek üzere köyünden edilen genç kız rolünde. Ailesinin onurunu temizlemek için Meryem’i öldürmek görevi ile İstanbul’a yollanan Cemal (Murat Han) ise kıza kıyamayarak kendi köyüne ve geçmiş hayatına veda eden yiğit delikanlı. İkilinin yolları, karısının sosyete hayatından sıkılarak teknesiyle denizlere açılan üniversite profesörü İrfan’la (Talat Bulut) çakışınca ortaya güzel manzaralarla dolu hoş bir kaçış öyküsü çıkıyor.

Mutluluk’da Türk sinemasında görmeye alışık olmadığımız bir sinemacılık bileşimi görüyoruz: gerilim, doğru zamanlamalar, güzel diyaloglar ve çoğunlukla doğru oyunculuklar. Özellikle oyunculuk başta olmak üzere eksikler gedikler yok değil tabii. Ama sürükleyici bir kurguyu garantileyecek bir öykü bütünlüğü ve gerilim dozu mevcut. Cemal’in Meryem’i İstanbul’da bir üst geçite götürüp intihar etmesi için zorladığı sahne çok doğru bir dramatürjiye örnek. Diyalog kısa, öz ve kararlı; mekan, atmosferde gergin bir uçsuz bucaksızlığı yaşatmak için doğru bir seçim; montaj zamanlaması tam yerinde.

Filmin genelinde Oğuz’un her şeyi kelimelere dökmektense, mimikler ve sessizliklerle anlatması olgun bir senaryo bilinci izlendiğini zaten gösteriyor. Tipik bir Türk sineması örneğinde tecavüz sahnesinin moda montaj sekanslarıyla detaylandırılması beklenirdi. Oysa burada cinselliğe dair hiçbir detay görmediğimiz gibi, trajik bir geçmişe dönüş anına dek varlığı sürekli hissedilen dramın, fiziksel temelleriyle değil sonuçlarıyla ilgileniyor, toplumsal nedenleriyle ilgili yargı geliştiriyoruz.

Bu yılın yine iyi Türk filmlerinden Beynelmilel’deki beni en rahatsız eden seçimlerden birinin bu filmde olmaması beni ayrıca sevindirdi. İki film de toplumsal gerçeklerden ve cehaletten bahsediyor ama Mutluluk, Beynelmilel gibi sinir bozucu bir sosyal gerçekçi boyuta geçmeden noktalanıyor. İki filmin de dramın mizahın ardına gizlendiği senaryolarına bakılırsa Mutluluk daha tutarlı bir sonla bitiyor.

Filmin büyük handikaplarına gelince... İrfan karakteri bütünüyle bir handikap. Ne zaten hayatın entellektüel semalarında süzülen bir üniversite profesörü olarak çağdaş yaşamı bu kadar yapay bulması ve toplum yapısından bu kadar bihaber olması akla yatkın, ne de kendisinden sınıfça ve finansal olarak üstün karısından bu kadar sinik bir tavırla kopması inandırıcı. Sadece filme edebi/şiirsel birkaç anekdot eklensin, bir kadeh şarap ve bir bikinili kız eşliğinde köylü anlayışına ters düşen yepyeni bir ahlak zemini oluşturulsun diye bir bahane gibi İrfan.

Dahası, İrfan’ın deniz kızı gibi tekneye edalı edalı tırmanıveren öğrencisi sırf iki köylü bakakalsın diye mi vardı? Biz çağdaş toplumumuzun vurdumduymaz çıplaklığının –ve görünüşe bakılırsa manken fiziğinin– köylü halk tarafından garipseneceğini zaten bilmiyor muyduk? Ayrıca kız bir partiden bahsederek tekneden iniyorsa, madem köylü-kentli çatışması illa ki vurgulanacak, üçlüyü bir partiye de yollamak hoş olmaz mıydı? Böyle bir sahne konulmayacaksa, bir karakterin vücudunu sergileyiverip, üstüne üstlük izleyicide koca bir beklenti yarattıktan sonra öyküyü terketmesi ne gariptir.

Montaj konusunda da birkaç eksiklik belirtmeden edemeyeceğim. Meryem’in ilk kez köyünden çıkıp İstanbul yollarına düştüğü tren sahnesi her defasında yeni bir bilgi vermeyen planlar ve diyaloglar içeren bir montaj sekansı. Güzel resimlerle dolu kısa bir kolaj daha şiirsel durabilirdi. Neyse ki diyalogların ikilinin ilişkilerini belirlemekte aracı olması hafifletici sebep. Bunun dışında aniden kesiliveren sahneler ve planlar da var. Kimi anların sonları biraz daha uzun tutulsaydı kimi diyaloglar daha iyi sindirilebilir, hatta belli belirsiz bir durum komedisi hissi bile verilebilirdi.

Öte yandan Mutluluk’un görüntü yönetmeni Mirsad Heroviç’in çıkardığı iş filmin en güçlü tarafını oluşturuyor. Çoğu karede harika bir ışık ve çerçeveleme kullanılmış. Mekanlar ve resimler son derece alımlı. Yalnız Oğuz’un dizi geçmişi kamera hareketlerinde kendini hissettiriyor. Yakın plan bir detaydan açılıp aksiyona doğru süzülen kamera, anlamsız bir ‘Türk dizisi’ geleneği. Film bu sahne geçişlerinden arındırılabilseymiş kusursuz bir kamera yönetiminden bahsedebilecektik.

Mutluluk’la beraber Türk sineması yeni bir yüz kazanmışa benziyor. Murat Han’ın tutarlı aksanı ve izlemeye doyulmayan anlamlı ifadesi, samimi ve sıcak, her daim sevdalı ve takıntılı anadolu erkeğinin sertliğini de ılımlılığını da taşıyor. Özgü Namal’ın ise aksanı her zamanki gibi sendeliyor. Ama yine de şimdiye kadar ki en az rahatsız edici rolü diyebilirim. Oyuncu her boşluğu bir mimikle ya da hareketle doldurma alışkanlığından sıyrılıyor gibi görünüyor. Ama Murat Han gibi daha az aşina olduğumuz ve daha genç ve toy görünen bir oyuncu role daha yakışabilirmiş. Talat Bulut’un alabildiğine itici, sığ ve havada oyunculuğuna Lale Mansur da uyumla eşlik etmiş; Mansur’un kısacık oyunu bile aynı eğretiliği ve basitliği yansıtıyor.

Mutluluk, son yılların Eurimage desteği ile çekilen filmlerine güzel bir örnek; finansal desteğin yanı sıra, kamera, ses ve kurgu gibi teknik alanlarda da Avrupalı filmcilerle işbirliği yapmış olan film, nice Türk sinemacıyı cesaretlendirecektir. Kimi rahatsız edici faktörleri bir yana bırakırsak, Mutluluk özellikle görüntüleriyle ve öyküsünün başarılı diyalog ve ifadelerde hayat buluşuyla Türk sinemasının yeni ve yetkin yüzünün iyi bir temsilcisi.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.