29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : 300
Yönetmen : Zack Snyder
Senaryo : Zack Snyder & Kurt Johnstad (senaryo); Frank Miller (çizgiroman)
Oyuncular : Gerard Butler, Lena Headey, Dominic West, David Wenham, Vincent Regan, Rodrigo Santoro...
Yapım Evi : Warner Bros. Pictures
Ülke : ABD
Dil : İngilizce
Süre : 117’
Tür : Aksiyon / Dram / Savaş / Tarih
Gösterim Tarihi : 16.03.2007
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
  Resmi Site
 


57. Berlin Film Festivali’nin en çok konuşulan filmlerinden biri olan, Zack Snyder’ın festivali renklendirdiği destansı çalışması 300’dü. Film dilimize, 1962 yılında yine eski Yunan uygarlığının savaştığı Thermopylae savaşını konu alan 300 Spartalı ile aynı adla çevrildi. İ.Ö. 480’de Yunan Spartalılar ve İranlılar arasında geçen zorlu savaşı Frank Miller’ın grafik romanından uyarlayarak fantastik öğelerle bezeli bir resim kitabı gibi perdeye taşıyan Snyder, festivalin ilgi odaklarındandı. Film gösterildiği her yerde birçok tartışmaya neden oldu.

Ben Hur (1959), Spartaküs (1960) ve günümüze daha yakın olarak, Cesur Yürek (1995), Gladyatör (2000) ve Truva (2004) bildiğimiz birçok savaş filminden en destansı öğelerle süslenmiş olanları. Bu filmleri unutulmaz kılan nedenler gerçekçi savaş sahneleri, trajik insan manzaraları, kahramanlık ve duygusallığı ortak bir paydada toplamaları idi. Şimdi ise eskilerin gerçekliğe öykünen hikayeciliğindense aynı öyküleri gerçeküstü malzemelerle inşa etmek revaçta. Eski filmlerin unutulmazlığı belki de onların tek eksiğiyle tekrar yakalanabilir: görsel efektler. Böylece dramayla biçimlenen duygusal heyecan, görsel ihtişamın verdiği heyecanla yer değiştiriyor; bambaşka tatlar elde ediliyor.

300 Spartalı’nın da en çekici yanı bu görsellik kuşkusuz. Tarihsel açıdan filmin basitleştirilmiş olduğu ileri sürülüyor. Snyder filmin son halinin bir tarihçiye gösterildiğini ve onay aldığını söylüyor. Daha sonra, savaşın sonuyla ilgili ‘gerçek’lerin, zaten savaşın sonu gelmeden savaş alanını terkeden biri tarafından anlatıldığını ve filmin asıl olarak Frank Miller’ın grafik romanıyla tutarlı olduğunu hatırlatarak filmin ister istemez bir fantazi ürünü olduğunu da ekliyor. Hal böyle olunca filme ‘tarihi çarpıtıyor’ damgası vurulması anlamsız. Bu filmi –ve her filmi– kendi özgün sınırları içinde değerlendirmek önemli.

300 Spartalı’nın onu diğer savaş filmleriyle karşılaştırmaya müsait kılmayan başka özellikleri de var: filmde takip ettiğimiz taraf, yani Spartalılar, en ufak bir zayıflık göstermiyor, kendilerinden bir an için şüphe duymuyor. Binlerce kişilik ürkütücü bir orduya karşı 300 kişiyle savaşan bir topluluk için oldukça olağanüstü bir durum. İnsan zaaflarını göstermeyen savaş filmi derhal destan kategorisine giriyor, çünkü gerçekçi değil. Filmin görselleri ve yaratıksı karakterleri de göz önüne alınırsa 300 Spartalı’nın bir tarih epiğinden çok stilistik bir savaş filmi; masalsı bir kahramanlık öyküsü; majestik bir çizgiroman; postmodern bir savaş destanı olarak ele alınması daha doğru.

Film ile ilgili tartışılan bir diğer saçma da İranlılar’ın tasviri konusu. Filmin fantastik doğasında anlaştığımıza güvenerek şunu söyleyebilirim: fantastik türde kötüyü daha şeytansı, iyiyi daha bir kahraman yapmak doğaldır. Ve her çizgiromanda da –hatta her öykü geleneğinde– olduğu gibi izlediğimiz ve empati kurduğumuz bir ‘iyi’ taraf, ürktüğümüz ve yenilmesini istediğimiz bir ‘kötü’ taraf vardır. Yoksa türün beslendiği heyecanlı bekleyişi ve abartılı gerilimi yaratmak imkansızdır. Snyder da bu suçlamalara karşı, bu konunun bu filmle kapandığının anlaşılmaması gerektiğini ve İranlılar’ın tarafından Spartalılar’ın şeytanlaştırıldığı bir filmin de hala yapılabileceğini açıkladı.

Filmin şiddet, kan ve havada uçuşan et parçaları oranına gelince... Filmin hiçbir görsel şiddet ve kan püskürmesinden sakınması yok. Ancak 300 Spartalı’da şiddet, filmin fantastik dünyasında çözülüyor. Uygulanan slow motion gibi efektler de gerçekçiliğini götürüp, ihtişamına yaradığı için film, bir vahşet tablosu değil de görkemli ve vahşi savaş resimleri izliyormuşuz izlenimi veriyor. Filmin vahşeti kabaca tabir etmesi, göze batırması ve sersemletmek için kullanmasının hassas bünyelere yapacağı etkiye yorum yapamam tabii ki. Ama 300 Spartalı’daki vahşetin, görsel olarak etkileyici olmakla yetinip dokunaklı ve tüyler ürpertici olamaması etkisini zayıflatıyor.

Filmin teknik becerileri konusunda bahsedecek çok şey var. Fazla detaya girmeden sinematografi ve sanat yönetmenliğinin ışıltısı ve detaylarıyla büyüleyici olduğunu söyleyebiliriz. Renkler, özellikle de kırmızılar, ten ve göz renkleri parlıyor. Plastik vahşet görüntüleri dahil her kare bir sanat galerisinde geziniyormuşuz hissi veriyor. Savaş sahneleri savaşı bir barbarlık olarak değil de bir dans gibi tasvir ediyor. Muhteşem koreografi baş döndürücü. Kostümler ise alabildiğine seksi; savaşçı bedenleri birer ikon gibi yüceltilmiş. Diyaloglar çoğunlukla teatral ve masalsı; zaman zaman araya giren çağdaş espriler otantik dokunun bütünlüğünü bozabiliyor. Oyunculuklar güçlü, dikbaşlı bir sertlik ve çiğlik imajını baştan sona koruyor; aktörlerin gür sesleri yükseldikçe kahramanlık mesajı yineleniyor. Müzik, filmin postmodernizminin baş elementlerinden; elektrogitarlı çağdaş gıcırdamalar çizgiroman kültürünü günümüzle özdeş hard rock kültürüyle bütünlüyor.

Snyder’ın dediği gibi, “no matter what perspective you choose to embrace, this movie has some residence.” – “nasıl bir perspektif seçerseniz seçin, bu filmin ait olduğu bir yer var.” 300 Spartalı’nın değerlendirilmesi gereken çerçeve belli, hitap edeceği kitle açık. Fazla söze gerek yok. 

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.