29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Little Miss Sunshine
Yönetmen : Jonathan Dayton & Valerie Faris
Senaryo : Michael Arndt
Oyuncular : Abigail Breslin, Greg Kinnear, Paul Dano, Alan Arkin, Toni Collette, Steve Carell...
Yapım Evi : Big Beach Films
Ülke : ABD
Dil : İngilizce
Süre : 101’
Tür : Komedi / Dram
Gösterim Tarihi : 27.04.2007
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
  Resmi Site
 




Birçok ödül ve adaylığın yanı sıra, bu yılki Akademi Oscarlar’ında Michael Arndt’a En İyi Özgün Senaryo ve Alan Arkin’a En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödüllerini kazandıran Küçük Gün Işığım, Jonathan Dayton ve Valerie Faris’in ilk uzun metraj filmi. Kaliforniya’da düzenlenen, aynı zamanda filmin orijinal başlığı olan, Little Miss Sunshine güzellik yarışmasına katılmak için hiç durmadan çalışan küçük Olive, tüm ailesini yarışmaya katılabilmek için yollara düşürüyor. Küçük Gün Işığım klişe denebilecek kadar beklendik karakter profilleri ve olay örgüsüne rağmen oyuncu kadrosu, soundtrack’i ve sıcaklığıyla izleyenlere çok eğlenceli iki saat yaşatacak.

Klasik bir yol hikayesi ve karakter filmi olan Küçük Gün Işığım’ın taşıyıcıları da elbette bu karakterler ve onlara eşlik eden mükemmel performanslar: Güzellik yarışmasına katılmak için fazla kilolu ve eksantrik görünen Olive (Abigail Breslin); aileyi bir arada tutan fedakar ve anlayışlı anne Sheryl (Toni Collette); kendi kurduğu ‘başarıya ulaşmak için 9 adım’ kılavuzuyla kızını motive etmeye çalışan takıntılı baba Richard (Greg Kinnear); pilot olma hayalini gerçekleştirene kadar konuşmama yemini etmiş muhalif abi Dwayne (Paul Dano); kokain ve seks düşkünü, aksi ve küfürbaz büyükbaba (Alan Arkin); ve intihara kalkışması nedeniyle gözetime mahkum edilerek aileye katılan üniversite profesörü eşcinsel dayı Frank (Steve Correll) bu macera dolu yolculuğun baş kahramanları.

Küçük Gün Işığım’da karakterlerin kişisel serüvenleri bir güzellik yarışmasına doğru ilerleyen yolculuk süresince anlatılıyor. Dolayısıyla güzellik yarışması herkes için nihai hedef ve öykünün de düğüm noktası. Bu denklemde Küçük Gün Işığım’ı çerçeveleyen mesajın, toplumun yüklediği güzellik gibi yüzeysel kavramların önemsizliği ve geçiciliği olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim tüm karakterlerin özgül öyküleri bu noktaya işaret ediyor: Dwayne, ayrıksı görünümünün ve kişiliğinin bilincinde, tek kurtuluşu olarak gördüğü hedefine saplantıyla odaklanmış; Frank, profesyonel başarısına rağmen duygusal zaaflarına yenik düşüyor; Richard, tasarladığı ‘başarı kuramı’yla ironik olarak çelişiyor; büyükbaba, yaşamı özgürleştiren keyifleri kutsayan ‘ihtiyar’ perspektifini öğütlüyor; Olive, hafif kilolu ve sıradan görünümüne karşın olgun ve bilinçli annesinin izinden gidiyor.

Küçük Gün Işığım’ın hayatın bütününü bir güzellik yarışmasına benzeten finali adeta, sonuçları fazlaca ciddiye almanın gerekliliğini sorguluyor; yaşamlarımıza asıl etkiyenin süreç içindeki kazanımlar ve öğrenilenler olduğunu hatırlatıyor. Bu yönüyle film belki de, özel efektlerle süslü yüksek bütçeli filmlere de bir mesaj yolluyor. Yalnızca 3 milyon dolara mal olan filmde hiçbir efekt kullanılmamış, yapımın hiçbir şaşaalı tarafı yok. Oscar adayı Küçük Gün Işığım finale gelindiğinde sadece güzellik yarışmasıyla değil, Hollywood’u sarıp sarmalayan gösterişli yapım ve teknoloji furyasıyla da adeta dalga geçiyor.

Arndt’ın ödüllü senaryosu aslında son derece formülaik ilerliyor ve ne karakterleri ne de öyküsü orijinal denebilir. Zira başarısız, sorunlu ya da garip insanların doldurduğu, başlarından dert ve bela eksik olmayan Amerikan ailelerini filmlerde ve dizilerde bolca izliyoruz. Bir grup isteksiz karakterin şu veya bu nedenden birlikte bir yolculuğa çıkıp, neticede değişmiş ve kenetlenmiş olarak eve dönmeleri sinema tarihinin en sık rastlanan temalarından. Üstelik filmde karakterlerin hikayelerini ilerletmek için olağandışı rastlantıların en elverişli zamanlarda gerçekleştiğini de hesaba katarsak Küçük Gün Işığım absürd bir biçimde özgünlükten yoksun diyebiliriz.

Tüm bunlar bir yana, bu tip öykülerin ne izleyicilerin ne de eleştirmenlerin gözünde her zaman başarısız olduğu söylenebilir. Dayton ve Faris’in bu küçük bağımsız yapımı da bunu kanıtlıyor. Filmin daha ilk dakikalarında karakterlerin sorunlarını ve aralarındaki bağları keşfettiğimizde, hepsinin kişisel hedeflerinin sonuçlarını merakla bekliyor ve aile içindeki kopukluğu da ve sevgi bağlarını da kendi içimizde hissediyoruz. Dahası, benzerlerinin aksine Küçük Gün Işığım’ın sonunda karakterler birbirlerine kenetlenmiyor, sadece birbirlerini artık daha iyi anlıyor ve kabulleniyor.

Doğal ve gerçek öykülerin sinemada giderek daha fazla değer bulduğu günümüzde Küçük Gün Işığım az rastlanır bir keyif yaşatıyor izleyenlerine. Tabii bu her şeyden önce Dayton ve Faris’in oyuncu seçimindeki başarıları ve muhteşem bir harmoni sergileyen kadronun performanslarına bağlı. Daha önce müzik videoları ve belgesellere imza atmış yönetmenler, bu alanlardaki yetkinliklerini Arndt’ın sade ve sevimli öyküsünde kolaylıkla sergiliyorlar.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.