29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Copying Beethoven
Yönetmen : Agnieszka Holland
Senaryo : Stephen J. Rivele & Christopher Wilkinson
Oyuncular : Ed Harris, Diane Kruger, Ralph Riach, Joe Anderson...
Yapım Evi : MGM
Ülke : ABD
Dil : İngilizce
Süre : 104’
Tür : Dram / Müzik / Tarih / Duygusal
Gösterim Tarihi : 27.04.2007
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
  Resmi Site
 


 
Agnieszka Holland Beethoven’ı Anlamak’ta, genelde yaşam öyküsü bütünüyle perdeye aktarılan Ludwig van Beethoven’ın yaşamının son yıllarına, sanatçının en aksi ve sanatının en dorukta olduğu döneme odaklanıyor. Müzisyenin işitme duyusunu yitirdiği dönemde yazdığı 9. Senfoni’nin yolculuğu filmin ana iskeletini oluşturmuş. Beethoven’ın nota kopyalarını çıkartmak için hevesle dehayla çalışmaya koyulan, besteci olma hayalleriyle yanıp tutuşan Anna Holtz (Diane Kruger) karakterinin müzisyenle ilişkisi ve dehanın müziğini anlamakta çıktığı yolculuk, bizim Beethoven’ın karmaşık dünyasına penceremiz oluyor. Ed Harris’in Beethoven yorumu şimdiye kadarkiler arasında hatrı sayılır bir yeri hakediyor.

Biyografik filmlerde seçilen öznenin hayatının belirli bir dönemine yönelmek artık moda oldu. Malum, tüm insanlığa mal olmuş bir figürü canlandırmak için hayatını beşikten mezara izlemek ne anlamlı ne de gerekli. Ancak bu yöntem beraberinde ciddi bir zorluk da getiriyor: bu kısa ve özel yaşam dilimi öyle bir seçilmeli ki, izleyici bu dönemden hareketle koca bir hayatı hissedebilmeli, koca bir evrimi dolu dolu yaşamalı. Beethoven’ı Anlamak doğru bir zaman aralığında geçiyor olsa da, kurduğu açılımın bütün bir kişiliğe yansıması zayıf. Öyle ki, Beethoven’ı doyurucu bir şekilde anladığımız yalnızca üç sahne/bölüm var: Beethoven’ın ruhsal ve fiziksel durumunu gördüğümüz Holtz’la olan sahnelerinden parçalar; Beethoven’ın müzikal dehasının keyfini çıkardığımız 9. Senfoni’nin icrası; Beethoven’ın deliliğine şahit olduğumuz, Holtz’un nişanlısını rezil ettiği sahne.

Genel olarak kuru, ve kurgusal olarak boşluklu bir yapıya sahip olan filmde kimi ilginç diyaloglar yok değil. Örneğin Beethoven’ın Tanrı’nın bir elçisi olarak insanlara O’nun müziğini getirdiğine ilişkin inancı Harris’in güçlü performansıyla tüylerimizi diken diken etmeye yetiyor. Öte yandan kurmaca bir karakter olan Holtz’la kurulan duygusal ilişki fazlasıyla yüzeysel ve sevimsiz duruyor. İkili arasındaki yakınlaşma sahneleri, Beethoven’ı savunmasız ve daha ‘insansı’ göstermektense filmin inandırıcılığını zedelemiş.

Yeri gelmişken filmin Beethoven’ın bilinen geçmişine sadık kalmadığına dair eleştirilerden bahsedelim. Bir figürü yeniden hayata getirmenin güçlüğü göz önünde bulundurulursa, yönetmen ve yazarların hikayeye kurmaca araçlar ekleyerek kendilerine verimli çalışma alanları oluşturmaları elbette ki doğal. Örneğin, gerçeklerin aksine filmde anlatılan dönemde Beethoven’ın tamamen sağır olmayışı öyküyle ilgili olarak bizi yanlış yönlendirmiyor; Holtz’un varlığı filmde Beethoven hayranlarının ve meraklılarının yerini dolduran bir vasıta.

Bununla birlikte, asıl filmin otantikliğini bozan, izleyiciye içine girebileceği bir atmosfer hazırlanmasını engelleyen problem, filmin Almanca yerine İngilizce çekilmesi. Günümüz sinemasında, öykü kahramanlarının asıl dilinin kullanılmasına giderek daha çok dikkat ediliyor; doğallık her zamankinden daha çok ön planda. Holland’ın böyle önemli bir detayı –kimbilir gişe kaygıları, yapımcılarla olan anlaşmazlıklar, ya da Harris’in projedeki varlığı nedeniyle– feda etmesi üzücü.

Anthony Hopkins’in de düşünüldüğü bu kaçırılmayacak rol, Ed Harris’in ellerinde ustalıkla değerlendirilmiş. Harris Beethoven’ın sadece sinirli ve kaba tarafını değil, çocuksu heyecanını da perdeye taşımış; sanatçının dengesiz ruh hallerini şık nüanslarla yansıtmış. Diane Kruger’ın özellikle Beethoven’a orkestra şefliğinde destek olduğu sahnedeki kukla-vari performansı, genel olarak ruhsuz ve acemi duruşu, Harris’e eşlik edebilecek kapasitede olmadığının göstergeleri.

Filmin bitiminde Beethoven’ı ne kadar anlamış oluruz bilemiyorum ama Beethoven’ı Anlamak izleyiciyi sarsmaktan, Beethoven’a yepyeni bir ilgi ve merak uyandırmaktan uzak. Film, Harris’in performansıyla ilgili merakınızı gidermek; Bernard Haitink’in şefliğinde Amsterdam Concertgebouw Orkestrası’ndan 9. Senfoni’yi dinlemek; Stephen Kovacevich ve Vladimir Askenazy gibi piyanistlerin, Roger Tapping, Andras Fejer, Robert Holl gibi müzisyenlerin Beethoven icralarını duymak için güzel bir çalışma. Ancak daha önce Nixon (Oliver Stone, 1995) ve Ali (Michael Mann, 2001) gibi senaryolarıyla tanıdığımız Stephen Rivele ve Christopher Wilkinson’dan, derin araştırmalarının tadına varabileceğimiz sahneler, daha hareketli ve heyecan uyandırıcı buluşlar ve daha güçlü diyaloglar beklerdim.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.