Christopher Nolan’ın ünlü Batman serisine Batman Begins’den (2005) sonra ikinci katkısı Kara Şövalye, yalnızca Batman filmlerinin değil süper kahraman filmlerinin de en zengin ve akıl dolu filmi diyebiliriz. İki buçuk saat süren epik kahraman filminde Batman’i Christian Bale ve Joker’i de ocak ayında vefat eden Heath Ledger oynuyor. Gotham kentinin sakinleri arasında Aaron Eckhart, Gary Oldman, Maggie Gyllenhaal, Morgan Freeman ve Michael Caine de yer alıyor. Çoğu çocuklara hitap eden süper kahraman filmlerinin yanında Kara Şövalye hem çok daha karanlık ve kaotik bir atmosfer çizerek ‘hafif eğlence’ kategorisini tersine çeviriyor, hem de aksiyonun ötesinde gerilim, suç ve gizem türlerini birleştiriyor.
Gotham kentinin meşhur belası Joker (Heath Ledger), çetesiyle beraber soygunlarına devam etmektedir. Şehirdeki anarşiye bir son verip adaleti geri getirmeye kararlı teğmen Jim Gordon (Gary Oldman) ve bölge başsavcısı Harvey Dent (Aaron Eckhart) Batman’le (Christian Bale) işbirliği yapar. Ancak bu zorlu savaş tahmin ettiklerinden daha çok kayıplara yol açacak, kentin ahlak anlayışı sorgulanacak, suç ve kaos ‘iyi’ ile ‘kötü’ arasındaki sınırı bulandıracaktır.
Kara Şövalye aynı bir çizgi roman gibi farklı hikaye parçaları arasında sıçrayan kompleks bir yapıya sahip. Film en az dört farklı kahramanın öykülerini anlatıyor: öldürmeden adaleti yerine getirmeye çalışan maskeli süper kahraman Batman, kendisini birdenbire ‘kötü’nün kaynağı olarak bulduğu bir toplumda anti-kahraman pozisyonuna düşüyor; geçmişiyle ilgili çelişkili hikayeler anlatan Joker, aslında yalnızca adaletsiz bir dünyada kaos yaratmaya ve ‘iyilik’lerinden şüphe etmeyen insanların içindeki vahşeti dışarı çıkarmaya çalışıyor; ‘kötü’yle savaşında kimliğini gizlemeyen cesur beyaz şövalye Harvey Dent intikam ateşiyle kavruluyor; kentin tek güvenilir ismi teğmen Jim Gordon süratle yokoluşa sürüklenen bir dünyanın ortasında mücadelesini sürdürüyor.
Filmde bütün karakterler trajik; Batman’in trajedisi diğer kahramanlarınkinden daha önde değil. Hatta Batman, ‘herkesin içinde kötülük vardır’ felsefesiyle insanlara nefret ve kin aşılayan Joker’in yanında arka planda karanlık ve şüpheli bir figür olarak kalıyor. Nolan insanlık için hala bir umut olduğunu vurgularken bile insanların seçimlerini ve olaylara tepkilerini eleştirmekten çekinmiyor. Evren Nolan’ın kara dünyasında nihilistik bir adaletsizlik ve çaresizlik duygusuyla çalkalanırken herkes eşit ve hiç kimsenin geldiği ve gideceği yer belli değil.
Yalnızca Joker’in öyküsü bile filmin içinde ayrı bir film gibi. Kaynağı ve nedeni belli olmayan vahşet sanırım en ürkütücü olanıdır. İşte Joker’in psikozu da böyle bir şey. Bu anarşist teröristin öyküsü Gotham’ın topraklarını besleyen kanalizasyon suyu gibi filme dalga dalga yayılıyor. Tim Burton’ın Batman’indeki (1989) Jack Nicholson’ın unutulmaz Joker yorumuna karşılık Heath Ledger, Joker’e yalnızca karikatüristik bir mizah değil aynı zamanda tüyler ürpertici bir sis perdesi, sinir bozucu bir buhran, dayanılmaz bir ölüm kokusu getiriyor. Ledger’ın sahneleri filme temel bir şiddet duygusu verirken, sapkın komedisi de ironik olarak filmin aydınlık yüzü oluyor.
Kara Şövalye kesinlikle çok etkileyici ve her yönden tatmin edici bir film. Usta oyuncu kadrosu filmi rahatlıkla taşıyor. Filmin sinematografisine, kostümleri ve özellikle de makyajlarına (İki Yüzlü’nün makyajı tek başına Oscarlık) söyleyecek söz yok. Ancak komplike öyküsü, karmaşık kurgu yapısı ve süresinin uzunluğuyla izleyicileri biraz yorabilir.
Christopher Nolan çerez bir eğlence filmindense zeka, yürek ve boyut kazandırdığı öyküsünü her şeyden önce karanlık bir epik olarak sinema tarihine geçiriyor. Nolan’ın neredeyse mükemmeli bulduğu filme devam filmleri çekmesi, Kara Şövalye’den bir adım daha öteye gitmesini gerektiriyor. Bundan sonra bizleri nasıl bir öykü bekliyor, sabırsızlanmamak elde değil. Ama bu filmden sonra Ledger’sız bir Batman düşünmek iç burkuyor. Ledger’ın son performansında bizlere verdiği unutulmaz sahneleri kaçırmayın!