29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Beynelmilel
Yönetmen : Muharrem Gülmez & Sırrı Süreyya Önder
Senaryo : Sırrı Süreyya Önder
Oyuncular : Cezmi Baskın, Özgü Namal, Umut Kurt, Nazmi Kırık, Bahri Beyat, Meral Okay, Dilber Ay, Oktay Kaynarca...
Yapım Evi : Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM)
Ülke : Türkiye
Dil : Türkçe
Süre : 106’
Tür : Komedi / Dram
Gösterim Tarihi : 29.12.2006
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
  Resmi Site
 


Çağan Irmak’ın Babam ve Oğlum’u ve Ömer Uğur’un Eve Dönüş’ünden sonra Muharrem Gülmez ve Sırrı Süreyya Önder de 12 Eylül dönemini konu alan Beynelmilel ile vizyonda. Beynelmilel, başkaldırı dürtüleri köreltilmiş saf ve cahil Adıyaman halkının farkında olmadan sosyalist ideolojiyle yollarının kesişmesini işliyor. Kasabanın çalgıcılarının, yasak olmasına karşın halkı eğlendirmeye yönelik ‘eylemleri’ ve pavyonlarına yeniden kavuşma hayalleri, İstanbul’da okuyan solcu Haydar’ın (Umut Kurt) devrimci idealleriyle buluşunca ortaya ironik, absürd ve dokunaklı bir film çıkıyor.

Beynelmilel’in trajik sonuna doğru hareket eden olaylar zincirinin çelişkili kahramanları, öykünün çatışma noktalarını oluşturuyor: Abuzer (Cezmi Baskın) ve başını çektiği çalgıcıların (gevendeler) tek amaçları, varolan işleyişi bozmadan, pavyonlarında gırgır şamatayla geçen eğlencelerde çalmak, eski neşeli günleri geri getirmektir; sosyalist devrim düşüncesini benimsemiş eylemci öğrenci Haydar, devletin yönetilmesinde sesini duyurarak halkının yaşam koşullarını geliştirmek için her türlü riski almaya hazırdır; Abuzer’in kızı Gülendam (Özgü Namal) ise Haydar’a aşıktır ve okuyup kaymakam olmak istemesine rağmen yetiştirildiği üzere Haydar’la evlenip bir aile kurmak sevdasındadır.

Olaylar öyle gelişir ki, kenti ziyarete gelecek konseyi karşılamak üzere gevendelerden bir orkestra kurulur; dünya işçi sınıfı hareketinin marşı Enternasyonal, bu çağdaş müzisyenlerin repertuarına girecek, işler karışacaktır. ‘Beynelmilel’ bir şarkının suya sabuna dokunmayan bir kente sızması, insanları bir araya getirmek üzere yazılmış marşın ne ayrılıklara gebe olabileceği filmin beslendiği ironinin temel taşları. Filmde Gülendam’ın kulaktan dolma sosyalist düşüncelerinin görmüş geçirmiş pavyon kadınları tarafından savuşturulmasından, tüm askeriyenin Enternasyonal marşını tanımamasına kadar hikayenin birçok uzantısı ve diyaloğu dönem insanının siyasetten uzaklığını ve derin cehaletini gözler önüne sermek için mizahla yoğrulmuş.

Böylesine ironik ve bol göndermeli bir tablo çizen bir filmin trajik bir sonla bitmesi ise tartışmaya son derece açık. Roberto Benigni’nin Hayat Güzeldir’inde de büyük bir trajedinin gizli olduğunu her an hissediyorduk ama bunu görmemiz gerekmiyordu. Çünkü yaşanan olaylar bildiğimiz trajediler, görmek istediğimizse bunların farklı insanların gözünden bambaşka yöntemlerle gösterilmesiydi. Beynelmilel’in hüzün dozu düşük, mizah ve hoşluklarla dolu yapısının böyle sosyal gerçekçi bir sona ihtiyacı var mıydı? Finalde de filmin genel karakteriyle tutarlı bir ironiyi beklemek hayatın gerçeklerinden kaçtığımızı göstermez. Bu, realitelerle tokatlanmanın seyrin bütünlüğüne zarar vereceği, izleyicinin öznel algısına saygısızlık olacağı içindir.

Bu final sahnesine dek film anlamsız kaygılardan uzak ilerliyor ve senaryo doğru bir matematikte seyrediyor. Kimi duygusal sahnelerin dozu kaçmış olsa da küçük anlatılar ve kimi uzun diyaloglar rahatsızlık vermeden takip edilebiliyor. Mekanlar, dekorlar ve kostümler ise filmin dokusuyla uyumlu, aşırılıklardan uzak ve özenli.

Ne yazık ki çoğu Türk filminin hala müzdarip olduğu amatör ışık ve görüntü yönetmenliği bu filmde de kendini gösteriyor. Türk sinemasında hala ışık kurma sanatı karelerin her köşesini aydınlatmak gibi algılanıyor olsa gerek. Karanlık ve gölgenin de kompozisyona can veren değerler olduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca Beynelmilel solgun ve buğulu eski Türk filmi karelerine de bolca sahip. Renklendirme işlemi sadece reklam, video ve film dünyamızı esir alan sapsarı, yemyeşil ya da masmavi görüntüler elde etmek için değil, 35 milimetrenin renklerinin ve derinliğinin altını çizmek, filme kendine has bir karakter ve duygu vermek için de kullanılmalı.

Filmin oyuncu kadrosuna da değinmek istiyorum elbette. Cezmi Baskın her zamanki gibi rolünün üstesinden geliyor. Ama Önder-Gülmez yönetiminin teatral bir oyunculuğa ve diksiyona kayma riski olan bu oyuncuyu biraz daha törpülemesi yer yer gerekiyormuş.

Özgü Namal’ın ise gidip gelen aksanı, yerinde durmak bilmeyen mimikleri ve abartılı duygu boşalımları çoğu kez rahatsız edici ve ne yazık ki filme acemi bir hava veriyor. Bu da Namal’ın kendisi ve yönetmenler tarafından üzerinde çalışılması gereken faktörlerden bir diğeri.

Umut Kurt ise devrimci genç rolünde daha çok bir kukla gibi. Ne saçı ve bıyığı, ne de kıyafetleri üstüne oturmuş gibi görünüyor. Burada sanat yönetiminin biraz karikatür kaldığını düşünmekten alıkoyamadım kendimi.

Filmin bunlara rağmen en zayıf halkası olmayı Oktay Kaynarca başarıyor. Kaynarca hem fiziksel olarak hem de gerek aksanı gerek tavırlarıyla rol değil taklit yapıyor adeta. Hem de ciddiyetsiz ve karakteriyle örtüşmeyen bir taklit. Yan roller ve figürasyon konusunda gayet yerinde kararlar almış olan yönetmenler umarım gelecekte böyle vahim bir oyuncu seçimini tekrarlamazlar.

Türk sinemasının canlandığı ve özgür düşüncenin giderek daha çok değer bulduğu şu dönemde 12 Eylül’ü konu alan bir film daha sinemamızın değişen yüzünü temsil ediyor. Beynelmilel’in sinema olarak da keyifli bir seyirlik sunarken kendine has bir söylemi olması, Türk sinemasında çeşitlilik yaratan bu yapıtlara iyi bir örnek oluşturmasını sağlıyor. Özellikle oyunculuk, teknik ve sanat departmanlarında filmin öyküsüne eşlik etmek üzere ek bir çalışma ve daha fazla kafa yormayla sadece Türk sinemasına değil, dünya sinemasına da değerli yapıtlar kazandırmaya yakın durduğumuzu düşünüyorum. Önder ve Gülmez’e başarılar ve nice filmlere...

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.