Modern sinema tarihimizin yaşayan en büyük iki aktörünü tekrar bir araya getiren Orijinal Cinayetler, bu fırsatın değerini ne kadar biliyor? Böyle bir film vizyona girerken aklımıza gelen en can alıcı soruya yönetmen Jon Avnet’in cevabı, daha açılış jeneriğinden kokan bayat mı bayat bir öykü, amatör bir senaryo ve hantal çekimler. Sonuç, Robert De Niro ve Al Pacino tam bir kepazeliğin pençelerinde can çekişiyor.
Emekli olmak üzere olan iki dedektifi canlandıran, mesleğin kavurduğu yorgun ikili, bir seri katille karşı karşıyadır. İntikam meleği olduğu anlaşılan katil, New York’un kötü adamlarını teker teker temizleyip olay yerlerine birer şiir bırakır. Yılların yüküyle kentin adalet sisteminden memnuniyetsizliğini her fırsatta dile getiren sert ve acımasız Turk (De Niro) ve ortağı ılımlı ve esprili Rooster (Pacino), katilin kurbanlarını tanıdığı bilgisinden bir polis olabileceği sonucunu çıkarır. Bu arada ileri bir tarihte kaydedilmiş bir videoda Turk’ün on dört kişinin katili olduğunu itiraf ettiği bir sahneye ara ara ileri sarar sonra öyküye geri döneriz. Katilin açıkça Turk olduğunu bilerek polisin içlerindeki katili arayışına şahit oluruz. Turk’ün katil kimliği ortaya çıkacak mıdır? Yoksa işin içinde başka birileri mi vardır...
Günümüzde televizyonlarımızdan eksik olmayan türlü esrarengiz seri katil bulmacasının envai çeşit yöntemle çözüldüğü bin bir dedektif dizisinin yanında bir intikam katilinin sözde ahlakçı öyküsü ne kadar ilgi çekici olabilir? Avnet ve yazarlarının bu cehaleti bir yana, kahramanlarımız çapraşık ve heyecanlı durumlara girmekten, nüktelerle göndermelerle zenginleştirilmiş lezzetli diyaloglardan bile yoksunlar... De Niro ve Pacino ele geçirilir de ikinci sınıf birer aktör gibi sönük bir olay örgüsünde cılız diyaloglarla harcanır mı! Orijinal Cinayetler resmen bu aktörlere ve sinema tarihine yapılmış bir ayıp.
Böyle filmlerde vazgeçilmez bir kavram vardır: twist. Bu, öykünün ortalarında da yer yer olabileceği gibi en önemlisi filmin düğüm noktasında izleyicinin beklentilerini ters yüz eder, en tahmin edilmediği şekilde bir dönemeç döndürür. Twist artık beklenmedik bir şeydense izleyicinin olmasını her an beklediği ve nasıl olabileceğine film boyunca kafa yorduğu bir araç oldu. Orijinal Cinayetler’de katilin kim olduğu baştan söylendiği ve filmin tamamı bunu kanıtlamakla geçtiği için tüm film nihai twiste hazırlık yapılarak geçiyor. Tüm sahneler kafa bulandırıp sonra yapılacak açıklamada "aaaa şimdi anladııım" dedirttirmek için kabak çiçeği gibi açıp açıp duruyor. Koskoca twist geleneği bu filmde ilkokul çocuklarına hitaben kurulmuş gibi. Bu arada da bari ahlaki bir tezi var mı filmin? Haşa!
Öyleyse neden Al Pacino ve Robert De Niro böyle beceriksiz bir adamın, iş bilmez yazarların klişe filminde oynuyor? Benim tahminim, Jon Avnet’in aktörlerin ailelerini ve canını tehdit etmiş olabileceği yönünde. Başka hiçbir neden göremiyorum. İlerde Avnet’in ünlü aktörleri filmlerinde oynatmak için işlediği seri şantajlarla ilgili bir film yapılabilir: ‘Orijinal Şantajlar’. Eğer kafalarına bir şey düşüp de mucizevi bir şekilde Avnet’le çalışmışsalar da şunu söylemek gerekir, bu aktörler böyle roller için çok yaşlı ve böyle senaryolar için fazla değerli.
88 Dakika’dan sonra bir faciayı daha izleyici nasıl kaldırır, bundan sonra De Niro ve Pacino durumu nasıl toparlar merakla bekliyoruz.
Selin Sevinç