29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Takva
Yönetmen : Özer Kızıltan
Senaryo : Önder Çakar
Oyuncular : Erkan Can, Güven Kıraç, Meray Ülgen, Öznur Kula, Erman Saban, Murat Cemcir, Settar Tanrıöğen, Engin Günaydın...
Yapım Evi : Corazon International
Ülke : Türkiye / Almanya
Dil : Türkçe
Süre : 96’
Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 01.12.2006
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
  Resmi Site
 


Önder Çakar’ın senaryosunu yazdığı, Özer Kızıltan’ın yönetmenliğini üstlendiği Takva, Yeni Sinemacılar’a uzun bir aradan sonra yeniden vizyon heyecanı yaşatıyor. Filmde, Allah’ın emir ve yasaklarına titizlikle uyarak günahtan kaçınma anlamına gelen ‘Takva’ adı altında, küçük bir işletmede çıraklık yapan Muharrem’in (Erkan Can) İslam’ın yargılarıyla belirlenmiş hayatının çözülme hikayesi anlatılıyor. Takva, 43. Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerinin de aralarında bulunduğu sekiz ödül aldı; Toronto Film Festivali’nden ise Kültürel Yenilik başlıklı bir Jüri ödülüyle döndü.

Tek günahı istemsiz bir şekilde cinsel içerikli rüyalar görmesi olan Muharrem sade ve iman dolu bir yaşam sürdürmektedir. Göze çarpan inancı ve dürüstlüğü, bir tarikat şeyhinin (Meray Ülgen) dikkatini çeker. Tarikatın sadık üyesi Rauf (Güven Kıraç) Muharrem’i, tarikatın mal varlığını kontrol etmek, kira toplamak ve kiracıları denetim altında tutmak gibi görevleri içeren yeni işine hazırlar. Kısa bir süre içinde bir cep telefonu, fiyakalı bir saat, moda giysiler ve bol parayla etrafı donatılan Muharrem, hayatını Allah’a adayışı ve yaptığı işlerin dünyeviliği arasında bocalar. Zamanla sorumlu olduğu işleri imanıyla örtüştüremez, çevresini ve dönüşüğü yeni benliğini algılayamaz hale gelir.

Takva, kendisini hayati gereksinimlerden alabildiğine soyutlamış dindar bir adamın tanımadığı karanlık bir dünyaya adım atışını anlatırken aynı zamanda din ve ticaret; ibadet ve günlük yaşam; günah ve sevap; din ve seks gibi olguların karşı karşıya gelişini de konu ediniyor. Dinin kapitalist yeni dünya düzeninde nasıl bir sorunsal olarak doğduğuna, dini inanç ve yeni çağa ayak uydurma eyleminin eş zamanlı ve eş mekanlı olarak varolamadığına dair de bir görüş sunuyor. Filmin baş karakterinin içine girdiği sistemi sorgulamak bir yana, radikal bir dönüşüm geçirmesi, öyküsünün bu bilinçsizlik perdesinden anlatılması, filmin ele aldığı içsel çelişki ve buhranı en sağlıklı şekilde aktarıyor.

Orijinal versiyonunun kısaltıldığını öğrendiğim film senaryo matematiği açısından Muharrem’in bu radikal değişimini yeterince geniş bir zaman eğrisinde, yeterince sağlam bir zemine oturtamıyor. Muharrem bazen üstlendiği görevi ibadet edercesine yerine getirip alışkanlıklarını ve dini bilincini koruyabilir görünürken, bazen de yaptığı işin, kaynağını dinden alan adalet anlayışıyla çelişkisini çok ağır yaşıyor. Dolayısıyla hikayenin, Muharrem’in işine karşı giderek artan yabancılaşmasını mı, yoksa işinin Muharrem gibi bir adamı bile nasıl yoldan çıkarabildiğini mi anlatmak üzere evrildiğini anlamak kimi zaman güçleşiyor. İki açıdan da bakıldığında, karakterin değişim eğrisi filmin son çeyreğinde daha ciddi bir tırmanışa geçiyor ve Muharrem’in beklenen sonu seyirciyi biraz ani vuruyor.

Filmde kimi buluşların daha farklı bir yaklaşımla Muharrem’in iç dünyasını daha etkin bir şekilde yansıtabileceğini düşünüyorum. Muharrem’in bambaşka bir adama dönüşerek tahrik edici giysiler içindeki bir kadına saldırdığı rüyalarının ayarı biraz bozuk. Daha önce hiç evlenmemiş, seksi tanımayan, hatta kadınlarla hiçbir iletişimi olmayan bir erkeği rüyasında doyuma ulaştıran görsel malzemenin seksin kendisinden çok daha ilkel olması daha doğal olurdu. Kadına dair herhangi bir bilgi, en ufak bir hareket bile böyle bir adamı baştan çıkarmaya yetmeliydi. Ayrıca bu rüyaların basitliği Muharrem’in cinsel baskılanmışlığının ve durumunun vehametinin de çok daha güçlü bir göstergesi olurdu.

Filmde birkaç kez karşımıza çıkan meşhur zikir sahneleri, her defasında aşağı yukarı aynı bilgiyi veriyor ve hikayeyi geliştirmiyor. Aynı zamanda gereksiz de bir uzunluğa sahip bu sahneler hikayenin kendisinden çok, halka böyle bir toplantının nasıl gerçekleştiğine dair bilgi vermenin ve Muharrem’in portresini süslemenin ötesine fazla geçemiyor.

Takva ışık ve görüntü yönetmenliği açısından Türk sinemasında artık gelenekselleşmiş özensizlik, yöntemsizlik ve tutarsızlığın dışında kalmayı başarmış. Mekanların seçimi ve kostümlerin tasarımındaki dikkat ve titizlik de filmin karelerine lezzet katıyor. Oyuncuların da başarısıyla öne çıkan dengeli ve akıcı diyaloglar ise filmi sürükleyen yapıtaşlarının en önemlisi.

Filmin oyuncu kadrosu da son zamanların Türk filmlerine bakıldığında aradan sıyrılmayı başarıyor. Erkan Can senaryonun öngördüğü ani değişimlere rağmen oyunculuğunda tutarlılığı yakalamakla kalmıyor, karakterinin günümüz çağına uyumsuzluğunu aşarak izleyicinin empati kurabileceği içten bir portre çiziyor. Settar Tanrıöğen tam da üstüne oturan rolünün hakkını vermiş; Engin Günaydın genelde oynadığı rolleri karikatürize etme eğiliminde olsa da, filmin hayatı yansıtmaktaki gerçekçi üslubunu zedelemiyor; Meray Ülgen masaldan fışkırmış gibi duran görünümü ve konuşmasıyla tarikat dünyasına yabancı izleyicide soru işareti uyandırabilir. Güven Kıraç ise kadronun zayıf noktası diyebiliriz. Kıraç’ın çocuksu yüzüne kocaman sakalı oturmamış görünüyor; rolü icrası da karakteriyle örtüşmeyen bir komedi beklentisi uyandırıyor. Ek olarak, bu karakterin Muharrem’e duyduğu kıskançlığın altı, belki uygun bir zalimlik dozu da katılarak çizilseydi, sahnelerine ürkütücü bir soğukluk dalgası yayılsaydı, Rauf karakteri tarikatın keskin yüzü olarak daha bir anlamlanabilirdi.

Takva’nın övgüye değer birçok yanı var kuşkusuz. Öncelikle anlatılan dünyayı ulaşılabilir ve anlatılabilir kıldıkları için ve hem ufukları genişlettikleri hem de Türkiye’de işlenebilir hikaye çeşitliliğinin sınırlarını zorladıkları için filmin yaratıcılarını tebrik ediyorum. Ayrıca her zaman dile getirdiğim gibi Türk sinemasında uluslararası düzeyde sinematografik bir standardı tutturmak da ender rastalanan bir başarı. Gerek diyaloglar gerekse oyunculuklar son derece keyif verici. Gurur veren bir çalışma. Vizyonda layığını bulmasını diliyorum.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.