29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Yönetmen : Nuri Bilge Ceylan
Senaryo : Ebru Ceylan & Nuri Bilge Ceylan
Oyuncular : Yavuz Bingöl, Hatice Aslan, Ahmet Rıfat Sungar, Ercan Kesal, Cafer Köse, Gürkan Aydın...
Yapım Evi : Pyramide Productions
Ülke : Türkiye / Fransa / İtalya
Dil : Türkçe
Süre : 109’
Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 24.10.2008
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 

 
 
Nuri Bilge Ceylan’ın 61. Cannes Film Festivali’nde ‘en iyi yönetmen’ seçildiği filmi Üç Maymun, 45. Altın Portakal Film Festivali’nin büyük ödüllere layık görülmeyen değerli filmlerindendi. Hatice Aslan, Yavuz Bingöl, Ahmet Rıfat Şungar ve Ercan Kesal’ın her biri ödülü hak eden performanslar verdiği film, alt sınıf bir ailenin ahlaki çürümesini konu alıyor. Festivalin en dramatik gücü yüksek, en kendine has bir sinema dili sergileyen ve artistik ve teknik açılardan kusursuz filmi, Antalya’da yalnızca ‘en iyi özel efekt’ ödülünün sahibi oldu. Neyse ki, 4. Avrasya Film Festivali’nin SİYAD jürisi Üç Maymun’u da ödül listesinde anlamlı bir yere koydu.
 
Karanlık bir yolda bir yayaya çarpan politikacı Servet (Ercan Kesal) seçimler öncesinde yargılanmayı göze alamaz. Şoförü Eyüp’ten (Yavuz Bingöl), çıktığında yüklü bir para vaat ederek suçu üstlenmesini ister. Eyüp dokuz ay boyunca içerde yatarken oğlu İsmail (Ahmet Rıfat Şungar) amaçsız bir hayat sürer, karısı Hacer (Hatice Aslan) ise oğlunu bir işe girmesi için teşvik etmeye çalışır. İsmail’in istediği işe başlaması için bir arabaya ihtiyacı olur. Ana-oğul Eyüp çıkınca alacakları paradan avans istemeye karar verir. Servet’ten isteyecekleri bu parayla beraber ailenin geçmişlerine gömdükleri tüm acılar su yüzüne çıkmaya başlar. Eyüp hapisten çıktığında aile arasında gerçek bir yüzleşme ve kıvranma yaşanacaktır.
 
Nuri Bilge Ceylan önceki filmlerine göre Üç Maymun’da daha olay örgüsü odaklı, klasik anlamda bir öykücülük benimsemiş. İlk sahnede bir olay oluyor ve bu olay çöküşün başlangıcı olarak yeni bağlantılara ve sonuçlara yol veriyor. Ceylan yarattığı beklentiler sonrasında izleyiciye verdiği yanıtlarla adım adım sökülen öyküsünde, filmin ağır temposuna rağmen daha sürükleyici ve heyecanlı bir izleme deneyimi yaşatıyor.
 
Ceylan bu klasik görünen çizgide de kendine has bir sinema dili tutturmuş. Aksiyon daha ilk sahneden itibaren kamera önünde gerçekleşmiyor. Yalnızca karakterleri üzerlerindeki baskıyı hissederken, yaptıklarıyla hesaplaşırken, kararlar alıp yoldan çıkarken izliyoruz. Tüm olay niteliği taşıyan çirkinlikler, karakterler arasında olduğu gibi bizim için de üstü kapalı. Geçmiş trajedilerin yalnızca hisleri var; gördüğümüz karelerde ise aynı filme hakim bulutlu havanın yağmaya hazır ağırlığı gibi gizlerle dolup taşmış karakterlerlerin kötürümlüğü var.
 
Filmde karakterleri sinsice izleyen, kafeslerinde yapayalnız bırakan çekimler bu derin karakter analizine voyöristik bir kalite katıyor. Karakterler tren raylarına ve denize bakan o sürreel binada, o hücre gibi küçücük odalarda adeta denek hayvanları gibi önlerine gelen seçeneklerden gittikçe en yozlaşmışını, en çürümüşünü seçiyorlar. Biz de oturup bu aldatmacayı, pişmanlığı, insan doğasının korkunçluğunu soğuk kalplerle izlemek zorunda bırakılıyoruz. Üstelik Ceylan izleyiciyi soktuğu bu duygudurumun yoğunluğu içerisinde kırbacını bazen komediye bazen dramın en ağrına vurmaktan çekinmiyor.
 
Ceylan söylemini bir çocuk figürü aracılığıyla metaforik anlamda da pekiştiriyor, filmin gerçeküstü havasını en usturuplu şekilde tamamlıyor. Ailenin çocukken ölmüş oğulları can alıcı iki noktada baba ve oğlu ziyaret ediyor. Geçmişe gömülü olduğunu hissettiğimiz acıların köklerini bu sahnelerde duyumsuyoruz. Ceylan’ın klasik görünen olay zinciri sanki aslında altta yatan asıl trajedinin bir maskesi; daha gerilerde daha karanlık gizemler yatıyor ve karakterleri avutur gibi bu anılar her yüzeye çıktığında karakterlerimizin, en çıplak halleriyle birer merhamet yoksunu yaralı hayvandan ibaret olduğunu anlıyoruz.
 
Üç Maymun’da beni rahatsız eden tek nokta filmin finali oldu. Öyküyü dairesel bir çizgiye oturtan final, o ana kadarki filmin durağan insanlık incelemesini, bıraktığı acı tadı aksi yönde hesaplı ve tasarlı bir döngüye sokuyor. Karakterlerin doğasına boylamsal derinlemesine dalan öykü yeterince ahlaki bir çöküşü gösterirken, ilk kez bunun bir aksiyona dökülmesi birdenbire filmden beklenmeyecek bir şekilde öyküyü ete kemiğe büründürüyor.
 
Filmde Ceylan, oyunculuklardan da maksimum yarar sağlamayı başarıyor. Yavuz Bingöl ilk yarıdaki yokluğu ve ikinci yarıdaki egemenliğiyle filmin tamamında çok büyük bir etkiye sahip. Güçlü ve ürkütücü Eyüp karakteri babaerkil toplumun isabetli bir simgesi. Maçoluğu, kıskançlığı, öfkesi bir yanda, bastırılmış duygusallığı ve merhameti diğer yanda ağır basıyor. Hatice Aslan toplumumuzun engelli kadın duygusallığını, sonuna kadar sevmesi beklenen ama sevilmesine hak görülmeyen kadının, ana/eş-kadın ikilemini başarıyla aktarmış. Ahmet Rıfat Şungar filmdeki en empati kurulabilecek, en kalıplaşmamış, henüz yaş ve açık karakter. Dolayısıyla Şungar’ın mağduriyeti diğer karakterlerinkinden daha derinden hissediliyor.
 
Ercan Kesal ise rolüyle de performansıyla da filmde bambaşka bir yer tutuyor. Filmde sınıflar arası dinamiklere bu karakterin aile bireyleriyle ilişkileri üzerinden değiniliyor. Hem fırsatlar sunan, hem de işine gelmediğinde yalnız ve çaresiz bırakan kişiliği, filmdeki hasıraltı duyguların tek elle tutulur ve kapsayıcı çerçevesi.
 
Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da kazandığı başarı kesinlikle haksız değil. Yönetmenin sinema anlayışının kişiselliği ve insanı merkezine alan doğasından kaynaklanan evrenselliği belki de en çok bu filmde kendini gösteriyor. Film, öykü olarak son derece zengin ve leziz; sinema tekniği bakımından kusursuz; estetik açıdan tadına doyulmaz ve oyuncu yönetimi açısından da tam bir sinema dersi. Kaçırmayın!

Selin Sevinç

 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.