29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
   
 

23.10.2008

Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın (AKSAV) işbirliği ile 10-19 ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 4. Uluslararası Avrasya Film Festivali geçtiğimiz pazar günü sinema sanatçılarına altın portakallarını dağıttı. Bu yıl yarışan yarışmayan birçok iyi filmin boy gösterdiği festivalde, tahmin ediyorum Tuncel Kurtiz ve Paul Verhoeven’in başkanlığını yaptıkları iki yarışmada da zorlu kararlar alındı. Final gecesinde dağıtılan ödüller bu yıl biraz olsun daha geniş bir yelpazeye ulaşırken yarışmanın birkaç ağır topu festivalden hemen hemen tamamen eli boş döndü.

Ödüller…
Bu yıl Altın Portakal’ın en büyük ödülü festivalin ‘en iyi film’ ünvanını alan Ben Hopkins’in Pazar: Bir Ticaret Masalı adlı filmine gitti. Mihram adlı bir küçük tüccarın bir fırsat eline geçirip sınır ötesine kaçakçılık yapması ve ailesini geçindirmek için gittikçe rayından çıkan hayallerini anlatan film, festivalin en çok ses getiren filmlerindendi. Gerek yine Hopkins imzalı senaryosu, gerek Tayanç Ayaydın, Genco Erkal ve Şenay Aydın’ın performansları, gerekse Cihan Sezer’in müzikleriyle şüphesiz festivalin en odaklı, dokunaklı ve artistik ve teknik anlamda yetkin filmlerindendi. Nitekim Pazar festivalden ‘en iyi senaryo,’ ‘en iyi erkek oyuncu’ (Tayanç Ayaydın) ve ‘en iyi kostüm tasarımı’ (Zeynep Sırlıkaya) ödüllerini de kucaklayarak ayrıldı.

Geceden yine bol ödüllerle dönen bir film de Derviş Zaim’in Nokta adlı filmi oldu. İstemeden bulaştığı bir suçtan kendisini arındırmak için çabalayan bir adamın öyküsünü geleneksel Osmanlı hat sanatının estetiğine uygun bir dille aktaran film, konusu ve biçiminin bütünlüğüyle dikkat çekiyor. Derviş Zaim bu çalışmasıyla ‘en iyi yönetmen,’ ‘Avni Tolunay jüri özel ödülü’ ve ‘eleştirmenler ödülü’nün yanı sıra ekibine de ‘en iyi müzik’ (Mazlum Çimen) ve ‘en iyi ses tasarımı ve miksaj’ (Kostasvi Variopiotis) ödüllerini kazandırdı.

45. Altın Portakal’a damgasını vuran diğer bir film de Erden Kıral imzalı Vicdan’dı. Geçtiğimiz hafta vizyona giren film, taşrada yaşayan iki kadın ve bir erkek arasındaki saplantılı aşk üçgenini konu alıyor. Bu filmden beklediğim ‘en iyi görüntü yönetmeni’ ve ‘en iyi kurgu’ ödüllerinin sırasıyla Zekeriya Kurtuluş ve Mustafa Preşeva’ya verilmesi anlamlıydı. Aynı zamanda ‘en iyi makyaj ve saç tasarımı’ (Vesey Üsten) ödülüyle de taçlandırılan filmdeki rolüyle ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülüne hak görülen Nurgül Yeşilçay ise benim için gecenin en vahim kararlarındandı. Nitekim Yeşilçay, rolünün üstesinden ancak Kıral ve Preşeva’nın üstün becerisiyle geliyor, hatta gelemiyor bile. Bu kadar sağlam kadın performanslarının yanında ödülün Yeşilçay’a gitmesi üzücü.

Gecede adının geçeceğini bile ummadığım ancak festivalden değerli birkaç ödülle dönen Başka Semtin Çocukları’na da maalesef değinmek gerekiyor. Yönetmen Aydın Bulut bu filmiyle ‘Behlül Dal genç yetenek’ ödülünü aldı. 47 yaşındaki yönetmen ne genç ne de bu filmiyle yetenekli olduğu izlenimini veriyor. İstanbul gazi mahallesinde cinayetten geçilmeyen bir olaylar zincirini anlatan öykü, yönetmenin dizi geçmişinin izlerini taşıyan düşük bir kalite ve zayıf bir üslüpla icra edilmiş. Sinema tadı vermediği gibi öyküsü ve performanslarıyla da festival filmlerinin son sıralarında yer alması gereken film ayrıca, ‘en iyi yardımcı erkek oyuncu’ (Volga Tekinoğlu) ve ‘en iyi sanat yönetmeni’ (Türker İşçi) ödüllerinin de sahibi oldu.

Geride Bırakılanlar…
Altın Portakal’ın bu yılki sürprizleri arasında, geçtiğimiz senelerin Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan ve Semih Kaplanoğlu gibi önemli sinemacılarına ödül töreninde neredeyse hiç yer verilmemesi vardı. Reha Erdem’in, hayatın adaletsiz ve acımasız olduğu bir toplumda 14 yaşında bir genç kızın büyüme sürecinden bir kesit anlattığı Hayat Var’ı, yönetmenin filmografisinin en parlak filmiydi. SİYAD’ın ulusal uzun metraj ödülü olmasaydı festivalde neredeyse hiç adı anılmayacak film, bana göre festivalin ‘en iyi film’ ünvanı için en güçlü adaydı. Elit İşcan’ın ve Levend Yılmaz’ın performansları, Florent Herry’nin görüntü yönetimi, filmin sesleri ve Orhan Gencebay imzalı müzikleri filmin ödül hak eden diğer alanlarıydı.

Nuri Bilge Ceylan’ın 61. Cannes Film Festivali’nde ‘en iyi yönetmen’ seçildiği filmi Üç Maymun da festivalin büyük ödüllere layık görülmeyen başka bir değeriydi. Hatice Aslan, Yavuz Bingöl, Ahmet Rıfat Şungar ve Ercan Kesal’ın her biri ödülü hak eden performanslar verdiği film, alt sınıf bir ailenin ahlaki çürümesini konu alıyor. Festivalin en dramatik gücü yüksek, en kendine has bir sinema dili sergileyen ve artistik ve teknik açılardan kusursuz filmi, Antalya’da yalnızca ‘en iyi özel efekt’ ödülünün sahibi oldu. Neyse ki, 4. Avrasya Film Festivali’nin SİYAD jürisi Üç Maymun’u da ödül listesinde anlamlı bir yere koydu.

Bu yıl San Sebastian’dan ‘en iyi film’ ve ‘en iyi kadın oyuncu’ (Tsilla Chelton) gibi önemli ödüllerle dönen Yeşim Ustaoğlu’nun son filmi Pandora’nın Kutusu da festival boyunca adından övgüyle söz ettirmesine rağmen Övül Avkıran’a verilen ‘en iyi yardımcı kadın oyuncu’ ödülü dışında festivalden sessiz sedasız ayrılan filmlerden oldu. Tek başına Batı Karadeniz’de bir dağda yaşayan annelerinin hastalanmasıyla birbirinden kopuk hayatlar yaşayan üç kardeşin bir araya gelip geçmişleri ve kendilerine dair bir yolculuğa çıktığı film, festivalde en çok kahkaha ve gözyaşına neden olan duygusal bir yolculuktu. Jürinin bu filmi de eli boş bırakması sürpriz oldu.

Geçen yılki festivalde neredeyse bütün ödülleri toplamış olan Semih Kaplanoğlu’nun Yumurta’sının devam filmi Süt de Melih Selçuk ve Başak Köklükaya’nın performanslarına, Özgür Eken’in görüntülerine ve Kaplanoğlu’nun duyarlı sinemacılığına rağmen ödül töreninde hayal kırıklığı yaşadı. Hüseyin Karabey’in Gitmek adlı son derece sıcak ve dokunaklı filmi; İsmail Necmi’nin radikal bir sinema dilini benimsediği deneysel çalışması Bunu Gerçekten Yapmalı mıyım?; Cemal Şan’ın Dilber’in Sekiz Günü adlı filmindeki Nesrin Cavadzade ve Fırat Tanış’ın performansları da festivalin kayda değer olup ödüle değer görülmeyen filmlerinden oldu.

Belgesel, kısalar ve Avrasya Film Festivali…
Bu yıl Altın Portakal’ın ‘en iyi belgesel’i İsmet Arasan’ın Adakale Sözlerim Çoktur, jüri özel ödül sahibi filmi ise Cüneyt Birol’un Nefes adlı filmleri oldu. Festivalin ‘en iyi kısa film’i ise Özlem Akın’ın Gemeinschaft adlı filmi oldu.

4. Avrasya Film Festivali’nin ‘en iyi film’ seçilen galibi Karim Dridi’nin Fransız yapımı filmi Khamsa oldu. ‘En iyi yönetmen’ ödülü ise Bitmeyen Yürüyüş adlı filmiyle Japon yönetmen Hirokazu Koreeda’ya verildi.

Bitirirken…
45. Antalya Altın Portakal Film Festivali yalnızca uluslararası film seçkisinde değil, ulusal sinemamız adına da birbirinden ilginç ve başarılı filmlerle sinema çalışanlarına ve izleyicilerine doyurucu bir festival yaşattı. Benim festival favorilerim arasında, önümüzdeki haftalarda vizyona girecek olan Altın Palmiyeli Sınıf (Laurent Cantet), Dardenne biraderlerin Cannes’da ‘en iyi senaryo’ ödülü alan Lorna’nın Sessizliği, Venedik’te Altın Aslan’a layık görülen Darren Aronofsky’nin Güreşçi ve Alan Ball’un Tabu adlı filmleri vardı. Ulusal yarışmada ise Hayat Var, Üç Maymun ve Pazar Türk sinemasının en sevindirici armağanlarıydı.

Festivalde onur ödülleri alan birçok ünlü isim de özel dersler vererek ve basın toplantılarında ya da söyleşilerde sektörle, filmleriyle ve meslekleriyle ilgili düşüncelerini paylaşarak sinema öğrencileri ve çalışanlarına keyifli saatler yaşattı. Bunların arasında Kevin Spacey, Paul Verhoeven, Maximillian Schell, Zbigniew Preisner, Michael York, Matthew Modine, Adrien Brody, Mickey Rouke, Marisa Tomei ve Michael J. Werner da vardı.

Bu yıl şüphesiz yurtdışında ve içinde Türk sineması için umut vaat eden bir yıl oldu. Antalya’da da bunun sonuçlarını ve uzantılarını gördük. Diliyorum nice festivallerde, nice zorlu yarışmalarda birbirinden ışıklı Türk ve yabancı filmler boy gösterir ve sinema sektörü dönüşerek ve yenilenerek ayakta kalmaya devam ettiğini tekrar tekrar gösterir. TÜRSAK ve AKSAV’a Altın Portakal için teşekkür ediyorum.

Fotoğraf: Pazar: Bir Ticaret Masalı basın toplantısından, Ben Hopkins ve Tayanç Ayaydın

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.