29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Zwartboek
Yönetmen : Paul Verhoeven
Senaryo : Gerard Soeteman & Paul Verhoeven
Oyuncular : Carice van Houten, Sebastian Koch, Thom Hoffman, Halina Rejin...
Yapım Evi : Fu Works
Ülke : Hollanda / Belçika / İngiltere / Almanya
Dil : Hollandaca / Almanca / İngilizce / İbranice
Süre : 145’
Tür : Savaş / Gerilim / Dram
Gösterim Tarihi : 13.04.2007
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
  Resmi Site
 




Hollandalı yönetmen Paul Verhoeven, Hollywood’da yaptığı Temel İçgüdü (1992), Showgirls (1995), Yıldız Gemisi Askerleri (Starship Troopers, 1997) ve Görünmeyen Tehlike’nin (Hollow Man, 2000) ardından, 25 yıl aradan sonra Kara Kitap adlı filmiyle memleketine dönüş yapıyor. Kara Kitap’ta 1944 sonrası Hollanda’sı, pişmiş tavuğun başına gelmeyenlerin Rachel Stein (Carice van Houten) adlı bir Yahudinin başına geldiği, casusluk, korku, yokoluş, güvensizlik, benliğin yitirilişi, hiçlik, intikam, hırs, ve tutku temalarının bolca bulunduğu bir öyküde anlatılıyor.

Bu yıl nedense dünya sinemasında bolca işlenen II. Dünya Savaşı, her söyleyecek çok farklı bir şeyi olmayan filme konu edildiğinde, izleyicilerin boğulma aşamasına geldiğine sık sık tanık oluyorum. Kara Kitap öncelikle tutarlı temposu ve her daim ilerleme kaydeden olay örgüsü sayesinde sıkıcı kategorisinden sıyrılıyor. Ama yine de neden yine bir Yahudi direniş hikayesi diye sormadan edemiyor insan.

Kara Kitap’ın onu biraz olsun farklılaştıran özelliği, bu kez –hatta belki de ilk kez– Yahudi direnişçilerinin de vahşi ve aşağılayıcı işkence metodları konusunda Hollandalı ve Alman askerlerden geri kalmadığını cesurca göstermesi. Böylece Verhoeven savaşın, kimin başlattığı, kimin haklı/haksız olduğu ve de ne uğruna savaşıldığından bağımsız olarak, insan değerinin tüm taraflar için sıfırlanmasına neden olan, en nihayetinde yıkıcı ve parçalayıcı bir güç olduğuna dokundurmuş oluyor.

Verhoeven öyküsünü koca bir flashback şeklinde kurgulamış. Öykünün sonunu filmin başında görüyor, sonra da kahramanımız Rachel’ı o noktaya getiren olaylar zincirini takip etmeye koyuluyoruz. Belki hikayenin sonunu bilmesek filmin bütünü çok daha maceralı ve gerilimli olacaktı. Öyle sanıyorum ki Verhoeven bu gerginliği öyküden çekerek izleyicinin aklını aksiyondan alıp gerçekleşen olayların derinlikli çözümlemesine yöneltmek istedi. Bu yöntemin bu tema için gerekli bir tavır olduğunu varsayarsak bile, karakterlerin mütemadiyen iyiden kötüye, kötüden iyiye dönüştüğü, ve bu sırada ölüp yerlerini yenilerine bıraktığı öykünün dönüm noktalarının etkisi ve cazibesi her halü karda tartışılır. Ek olarak bu kurgu yapısının filmin kimi sıradan diyaloglarını ve gevşek montajını kamufle edebilecek heyecanı uyandırmadığını da söyleyebilirim.

Verhoeven sinemasında alışık olduğumuz bir unsurdur her şeyin en direkt yoldan anlatılması. Kara Kitap da bizi yanıltmıyor; filmde çıplaklık da, iğrençlik de, çatışma da, hayaller ve kırgınlıklar da fazlasıyla ortada; izleyicinin hayal gücünü besleyecek çağrışımlı ince detaylar yok. Olayların vuruculuğunu desteklemek için bu aşikar ve ‘gerçekçi’ (?) anlatım benimsenebilir belki, ama izleyicinin entellektüel ihtiyacını doyuracak metaforik çözümlemeler, düşündürücü sessizlikler, eksik ya da üstü kapalı sözler, bakışlar, anlar filmin bunaltıcı tekrarlarını, yavan dışavurumlarını dindirebilirdi. Öyle ki filmin sonlarına doğru, van Houten’in her üç sahneden birinde boy gösteren göğüsleri bir yana, ölüme karşı bile duyarlılığımızı yitiriyoruz.

Paul Verhoeven Hollywood sinemasının mutfağından geçmiş bir yönetmen olarak bu sinemanın aksiyon/gerilim geleneğini miras almış kuşkusuz. Hollywood sinemasının matematiği ve derli topluluğu Kara Kitap’ta da kendini hissettiriyor. Şiddet ve çıplaklık kimi zaman boğucu da olsa yerli yerinde; kurgu ve aksiyon yüksek tempolu ve dinamik; setler ve kostümlerin öne çıktığı yapım tasarımı usulüne uygun tasarlanmış; teknik krediler beklentileri karşılıyor. Carice van Houten’in ödüllü oyunculuğu kendinden söz ettireceğe benziyor; Sebastian Koch ve Thom Hoffman van Houten’in zarif güzelliğine şık komplimanlar getirmişler.

Tüm bu değerler filmin seyirciyle buluşmasında şüphesiz artı puanlar getiriyor. Ben yine de sinemasal arayışlar içindeki izleyiciye bildirmek isterim: karşımızda eski moda bir sinema var. Ama ilgiyle sürecek iki saat, bir II. Dünya Savaşı macerasına daha niye gitmesin...

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.