1951 yapımı bilimkurgu klasiğinin aynı adlı yeniden çevrimi Dünyanın Durduğu Gün, yalnızca orijinal filmin hayranlarını değil, filme taptaze gözlerle bakacak izleyiciyi de tatminsiz bırakacağa benziyor. İnsanoğlunun elinde dünya gezegeninin geleceğini iyi görmeyen uzaylılar, Klaatu (Keanu Reeves) adlı insan görünümündeki varlığı yeryüzüne yollar. Dr. Helen Benson (Jennifer Connelly) ve birçok bilim adamı parlak bir kürenin New York’un ortasına inişini izler. Klaatu ve Gort misafirperverlikten ziyade düşmanlık buldukları gezegeni insanoğlunun elinden kurtarmak için geri dönüşü olmayan bir süreç başlatırlar. Klaatu’yu insanlara bir şans daha vermesi için ikna etme görevi Helen ve üvey oğlu Jacob’a (Jaden Smith) düşer.
Filmde şaşırtıcı olan Klaatu’nun insanlardan gördüğü kötü muamele değil, Klaatu gibi aklı başında görünen bir varlığın yalnızca bir kadın ve bir çocuğa bakıp insanoğluna olan inancını yenileyebilmesi. Film boyunca dünyayı tanımak için McDonalds’a gidip kendi türünden bir adamın insanlığa -kendinin bile açıklayamadığı- bağlılığını dinlemekten ve babasını kaybetmiş bir çocuğun üvey annesinde teselli bulmasını izlemekten başka bir şey yapmayan Klaatu, gerçekte neye dayanarak insanlığa yeniden güveniyor? Helen’in ‘lütfen’leri, Jacob’ın gözyaşları ve Bach’ın müziği olmasa halimiz ne olacaktı? Klaatu "insanlar değişebilir" diyor, ama biz rasyonel bir varlıktan "insanlar gözyaşı üretebilir" tespitini beklerdik. Yönetmen ve yazarlar Klaatu’nun mucizevi bir şekilde inandığı şeye bizi ikna etmeyi unutmuşlar sanki.
Herhangi bir kıyamet temalı filmden farklı olarak, insanoğlunun tahripkar davranışlarını eleştirmek ve onu barışa, iyiliğe, dünya değerlerine sahip çıkmaya çağırması beklenen film, kalkıp McDonalds ve Coca Cola gibi dünyanın yok olmasında en büyük pay sahibi olan dev şirket zincirlerinin reklamını yapınca, filmin ana damarı çatlayıveriyor. Yukarda bahsettiğim "hangi insanlık inancı" sorusu bu majör çelişkinin karşısında yanıtını buluyor. Hollywood’un insanları biraz olsun yerinden kıpırdatması bu kadar imkansızsa Klaatu tekrar gelip başladığı işi bitirmeli. Biz de onun gözlerini hamburgerlerle boyayacağımıza, -biri aksini hak ettiğimizi kanıtlayabilene kadar- kaderimize razı gelelim, lütfen.
Ama bu kez Klaatu Keanu Reeves olmasın! Oyuncu kendine mimiksiz yüz ifadelerinden bir kariyer inşa etmiş olabilir, ama bir yüzün tepkisiz ve durgun olması gözlerin ardında ufacık bir mana belirmesine de engel olmamalı. Tuğla gibi bir adamın ne yok ediciliği ürkütücü, ne kurtarıcılığı heyecan verici oluyor.
Dünyanın Durduğu Gün, çok daha sarsıcı olabilecekken fazlasıyla temkinli ve ürkek. Ciddi bir cesaret ve tutku eksikliği filmin potansiyelini almış götürmüş. İzleyiciyi sürükleyecek macera ve bilimkurgu elementleri elbette mevcut, ama bir zamanların yeri yerinden oynatan klasiği, çerezlik bir macera filmine dönüşünce yüzler ekşiyecek elbet. Hollywood artık şunu kavramalı: Hem popülist, hem idealist film olmuyor. Ancak bir kese kağıdı kadar akılları kurcalayan Dünyanın Durduğu Gün, bunu anlamak için iyi bir ders.
Selin Sevinç