Cem Özer, Ebru Akel, Hazım Körmükçü, Gürgen Öz, Şafak Karali, Burak Tandoğan, Aslı Zen, Agop Çavuşyan...
Yapım Evi
:
ANS
Ülke
:
Türkiye
Dil
:
Türkçe
Süre
:
120’
Gösterim Tarihi
:
19.12.2008
Abdullah Oğuz’un son filmi Sıcak’ta, bir çift, iş nedeniyle Bozcaada’ya gider; adam karısını aldatmakta, kadınsa hamiledir. Yolda bir kaza geçirirler ve bir askerin ölümüne neden olurlar. Askerin denizci arkadaşı durumu araştırır ve cesetten kurtulan çiftin sırrını keşfeder. Ama denizciyle kadın arasında bir ortaklık kurulur ve olaylar -öyle umuyoruz ki- kimsenin beklediği gibi gelişmez.
Sıcak, adından ve konusundan sanılabileceği gibi yüksek gerilimli bir film değil. ‘Sıcak’ kelimesinin direk çağrıştırabileceği hava sıcaklığı, ya da erotizm, romantizm gibi yan anlamları hiç ifade etmiyor. Karakterlerin çektiği ıstırap da bu tanımı hak edecek denli ustalıkla işlenmiş değil. Hava bakımından bol rüzgarlı, romantizm açısından tamamıyla ilgisiz, gerilim ve duygu yoğunluğu konusunda da düpedüz amatör bir film, Sıcak. Bunun baş sorumlusu da çalakalem yazılmış bir senaryo ve kurguda halledilebilecek birçok ayrıntının göz ardı edilmiş olması. Gösterilmesi gereksiz olan, ya da zamansızca açık edilen birçok sahne olası bir gerilimi daha doğmadan yok ediyor.
Ayrıca performanslar içler acısı derecede kötü! Bu film için Ebru Akel’i eleştireceğimi zannederken filmdeki en iyi oyunculuğun -ki bu pek iltifatkar sayılmaz- Akel’in ta kendisine ait olduğuna şaşakaldım. Hazım Körmükçü basit bir beceriksizlikle kalırken, Cem Özer tüyler ürpertici derecede itici. Özellikle Akel’le beraber trajedinin tavan yapması gereken bir sahnede öyle bir performans veriyor ki, gülmemek mümkün değil. Bir kez daha Cem Özer’in nasıl bir mucizeyle sinemaya bulaştığını merak ederken neyse ki Akel’in bacakları imdadıma yetişti. Akel filmde bir gardırop şovu yapıyor. Basit bir öğretmen için hiç fena değil. Ve bacaklar bacaklar bacaklar... Uzun uzun, ince ince... Oğuz’a bu iki dünya harikasını beyazperdeye kazandırdığı için ne kadar teşekkür etsek azdır.
Sıcak, sinema dili diye bir şeyin varlığından habersiz; senaryosunun daha ilk taslağında prodüksiyona atlanmış gibi görünen; alelade bir şekilde çekilmiş; senaryonun kibirli kurgusunun toparlanması unutularak montajlanmış ve bir çift bacağın rahatlıkla gölgede bırakabildiği bir oyuncu kadrosunu bizlerle buluşturan bir film olarak 2008’in derhal unutulması gereken filmleri arasına üst sıralardan giriyor.
Selin Sevinç
cemil tüyloğlu ( 03.10.2009 12:32:58 )
Film kitap uyarlaması.Kitap nasıldı bilmiyorum ama filmin senaryosu çok zayıf kalmış.Bir çok mantık hatalarıyla dolu.Gekersiz yere Meryen’in telaşa girmeside cabası.O durumdaki bir insan telaşlanmazmı tabiki telaşlanır ama film bunu çok garip bir şekilde gösteriyor.Cep telefonunu alıp yanlarında getirip,sonra her çaldıgında tripten tripe girmek mantıksız geldi.Niko’un olaya dahil olması ve onun başından buna benzer bir olayın geçmesi falan filan.Sonuç olarak aslında fena film degil diyicem ama görmezdende gelemiyorsunuz.Ebru Akel iyi götürüyordu filmi ama sanırım yönetmenin yüzünden bazı sahnelerde özelliklede dalmayı istemesi sahnesinde bambaşka biri oldu birden bire.Birde niko ve meryemin fenerde itiraf sahnesi çok kötüydü.