29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : İklimler
Yönetmen : Nuri Bilge Ceylan
Senaryo : Nuri Bilge Ceylan
Oyuncular : Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan, Nazan Kırılmış, Mehmet Eryılmaz, Arif Asçi, Can Özbatur, Ufuk Bayraktar, Fatma Ceylan, Emin Ceylan...
Yapım Evi : Pyramide Films
Ülke : Türkiye / Fransa
Dil : Türkçe
Süre : 97’
Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 20.10.2006
Ayrıntılı Künye İçin : Imdb
  Resmi Site
 


43. Altın Portakal’ın Ardından adlı yazımda Nuri Bilge Ceylan’ın İklimler’inden övgüyle söz etmiştim. Bu hafta Türkiye’de seyirciyle buluşacak filmi tekrar düşündüğümde, İklimler’in sadece Türk sineması için değil, dünya sineması için de çok değerli bir hediye olduğu kanısına varıyorum. Erkeklerin duygu dünyasının bu kadar ince bir saydamlık ve dürüstlükle işlendiğine, değil sinema filmlerinde, edebiyat eserlerinde bile rastlamak kolay değil. Kadın dünyası defalarca gözyaşları, duygu sömürüleri, trajediler eşliğinde anlatılırken, erkek hikayeleri ya anlaşılmaz bir yabansılık, ya da mizahla karışık sunulur. İklimler’de Ceylan, erkeğin kadınlarla olan ilişkisindeki komplekslerini, tutkularını, dürtülerini, bencilliklerini, yabaniliklerini müthiş bir rahatlık ve doğallık içerisinde resmediyor.

İklimler, tarihi eser ve mimariyi inceleyen bir üniversite profesörüyle (İsa, Nuri Bilge Ceylan), kendinden genç bir kadının (Bahar, Ebru Ceylan) arasına giren duygusal soğukluk ve uzaklaşmayı mevsimlere yayılmış bir süreçte işliyor. Film, yazın bunaltıcı sıcağında, nefis bir kabus sekansını içeren bir kopuş sahnesiyle başlıyor; sonbahar yağmurlarında İsa’nın, ayrılığın ardından taşkın ve vahşi bir kimlikle hortlayışıyla devam ediyor; kışın soğuklarına gelindiğinde ise İsa’nın tatminsizlikle eski aşkının peşine düşüp, dönüşümünü tamamlayamadan çemberin belirsiz, bulanık bir noktasına gerisin geri dönmesiyle bitiyor. Bahar, filmin bu iklim döngüsünde, erkeğin hiç ulaşamadığı –bir anlamda kendini teslim edemediği- mevsime denk düşüyor.

Filmin başında Bahar’ın, sevgilisini eski sütunları fotoğraflarken izleyişi ve yanağından süzülen göz yaşı, İsa’yla arasındaki uçurumu ve İsa’nın buna kayıtsızlığını simgeliyor. Burada kadınların bir ilişkide dört mevsimi de doyasıya yaşadığı, çemberi tamamladığı varsayılıyor diye düşünüyorum. Oysa ki ilişkiden elini eteğini çeken zaten kopuk ve uzak olan İsa oluyor. Günümüzdeki kadın-erkek ilişkilerinde gözlenebileceği gibi, kadınlar ilişkilerini özveriyle büyütmeye çabalarken, erkekler genelde seyirci konumunda kalıyor; ilişkiler bittiğinde de kadın kabullenip giderken, erkek sancılı bir sürece giriyor. İklimler’in hikayesi ve kurgusu bu denklemi temsil eden, yalınlığına rağmen çok derinlikli seçimlerle dolu.

İklimler’de erkeğin hayatını harmanlayan önlenemez bir tutku ve açgözlülük romansı, sancılı kış döneminin öncesinde, sonbaharda karşımıza çıkıyor. Ceylan, filmin bu aşamasında, insan davranışının tüyleri diken diken eden, çıplak ve hayvansı yüzüne de ışık tutmaktan sakınmıyor. Sinir bozucu nitelikte bir dürüstlük ve gerçekçilik içeren performanslar ve doğaçlama olduğu hissini veren diyaloglarla döşeli sahnelerde İsa, son derece erkeksi bir iç bunalıma giriyor. İsa’nın ne bir adres, ne bir bağlantı olmaksızın eski sevgilisinin peşine düşmesiyle birlikte bahsettiğim sancılı süreç başlıyor.

Filmin son mevsiminde, İsa’nın Bahar’ı pes ettiren bencilliği ve değişmezliği, dozu incelikle ayarlanmış bir mizah eşliğinde, şiirselliktense ironiden; iç dökmelerdense sessizlikten yana bir anlatımla buluşuyor. Ceylan muazzam resimlerle lezzetine doyulmaz kıldığı bu sahnelerle, erkek ve kadının kırılgan bir ilişkideki evrimini ustaca sonlandırıyor.

Filmde Ceylan’ın karısıyla birlikte rol alması; filmin dijital çekilmesi ve gözlemci bir yönetimi benimsemesi, filmi dikkatli sinemasever için daha da ilginç kılan öğeler. Bir filmin otobiyografik özellikler taşıdığına dair bir his uyandırması, her zaman ilgi çekici bir unsur. Ceylan’ın inanması güç dürüstlüğü de, film boyunca bu olasılığı sık sık akla getiriyor.

Ayrıca planların uzunluğu; inatla tek bir karakteri izleyen yakın planlar; filmin doğaçlama ruhu, dijital çekimin avantajlarını tanıtacak ve günümüz sinemasındaki yaygınlığını kuşkusuz arttıracak.

İklimler her yönüyle bu yılın ve son dönemlerin en iyi Türk filmlerinden. Hem kadın-erkek ilişkilerine derinlikli bir bakış, hem erkeğin doğasına dair dürüst bir inceleme, hem de ince bir mizahla bezenmiş harika bir seyirlik. Şiddetle tavsiye ederim.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.