29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Yönetmen : Tomris Giritlioğlu
Senaryo : Ali Ulvi Hünkar; Yılmaz Karakoyunlu (roman)
Oyuncular : Murat Yıldırım, Beren Saat, Okan Yalabık, Belçim Bilgin Erdoğan, İlker Aksum, Hüseyin Avni Danyal, Umut Kurt, Avni Yalçın, Tuncel Kurtiz, Zeliha Berksoy...
Yapım Evi : C Yapım ve Film
Ülke : Türkiye
Dil : Türkçe
Süre : 112’
Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 23.01.2009
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 

 
 
İzlemeye bile zaman ayırdığım için içimi acıtan bir filme daha bir de yazı yazmak için emek harcıyor olmamın hüznü içindeyim. Türkiye’deki dizi kirliliği, zaten daha önce de pek parlak olmayan Türk sinemasını hem teknik hem kuramsal anlamda çökerttikçe çökertiyor. Yine ne renkleri ne ışığı, ne kostümleri ve mekanları, ne de oyunculuklarında meymenet olan, senaryonun o iç sıkıcı aleladeliğiyle çirkin ve katlanılmaz bir sinema yaratan bir film, bu kirliliğin baş göstergeleri arasına giriyor.
 
Rum bir fahişeyle milliyetçi bir gencin aralarında doğan aşkı anlatan film, Türkiye’de 1955 yılının 6-7 eylül olaylarını konu alıyor. Genç adam siyasi fikirleri ve aşkı arasında kalırken, kader ağlarını örüyor ve şiddet dolu iki gün acıları peşi sıra getiriyor. Güz Sancısı, Türkiye’deki azınlıklarla ilgili çatışmalara dair tarihten bir dilimi anlatması açısından ne kadar değerli olabilecekdiyse, bu yolda o kadar beceriksiz ve avam kalıyor.
 
Sanki koskoca toplumsal savaş yalnızca iki ‘kötü adam’ın başının altından çıkıyor. Türklerin derdi, motivasyonu, acısı belli değil. Dünyada en büyük şiddet olaylarının bile bir nedeni, bir temeli vardır; dinleyince, onların penceresinden bakınca neredeyse manalı gelir. Tüm bunlar yine de şiddeti gerekçelendirmeyebilir ama varlıkları, bir gerçekliğe şahit olduğumuz hissini vermeye yeter. Sırf hepimiz insan olduğumuz için, mantık ve tarih böyle öngördüğü için sinemada da bunlar anlatılır; sonuç kendi lisanında doğruları konuşur nasılsa; buna güvenilir.
 
Güz Sancısı’nda ne Türklerin ne Rumların perspektifi veriliyor. Kim kime ne haksızlık yapıyor, kim kimin canını acıtıyor? Tarih bu film gibi alelade bir şekilde akmış olabilir mi? Bu hem tarihimize hem şimdimize ayıp etmek değil midir, hatta insanlığımıza? Giritlioğlu, aradığı tartışma ortamını -bu filmin asıl yapılış nedeni bu olsa gerek- filme rasyonel ve tarafsız bir zemin hazırlayarak yaratsaydı, şu an bu yazı çok başka bir şey hakkında olabilirdi. Ne yazık ki bu film ne tuttuğu tarafın, ne de entelektüel bir yüce divandan parmak salladığı tarafın hakkını veriyor.
 
Kısa bir not da birkaç performans için düşmek gerekir. Birincisi, boyna haç takmakla Hıristiyan olunmadığı gibi mıyır mıyır şımarık kızlar gibi konuşmakla da Rum olunmuyor. İkincisi, yarattığı ‘kötü adam’ personası ve oyun zamanlamasıyla İlker Aksum’un performansı filmin az sayıda basılan doğru notalarından. 
 
Tarihsel boyutu için asla, televizyon dramı basitliğinde bir izlence için de -sırf Türkiye’deki dizi tutkunluğunu göz önünde bulundurarak- çok zayıf nedenler düşünebiliyorum filmi önermek için. Tatsız bir sancı...
 
Selin Sevinç

 
 
 
cemil tüyloğlu ( 17.10.2009 18:01:02 )
Yakın tarihin önemli olaylarından 6-7 eylül vakası üzerine kurulmuş gibi görünen ama gekersiz bir aşkın içersinde boğulup giden bir yapım Güz Sancısı.Aşk zaten inandırıcı olmadıgı gibi,filmde 6-7 eylül olaylarının çıkış sebepleri çok yavan kalmış.Filmlerimizdeki şu yardımcı oyuncu veya figürasyon işleri o kadar kötüki,güz sancısıda bundan nasibini almış.Sonuç olarak çok beğendigimi söyleyemem.İnlakide biraz hüzün olsun ee birazda aşk sonrasında da hem birilerine bir şeyler diyelim hemde övelim derseniz ortaya ne dedigi belli olmayan bir film çıkar.Güz Sancısıda öyle ortalarda gezinen bir film.Birde filmin iki başrol oyuncusu Murat Yıldırım ve Beren Saat kötü oyunculuklarıda filmin puanını düşürüyor.
 
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.