29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
   
 

12.04.2007

Festival Programı

26. İstanbul Film Festivali’nin son günlerindeyiz. Ulusal ve uluslararası yarışmanın ödül sahipleri belirlenmeden önce izlediğim son birkaç filmden izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

ABD’li yapım Edie, Andy Warhol’un meşhur ‘Fabrika’sına, 60’ların seks, uyuşturucu ve rock’n roll düşkünü sanat sosyetesinin yeni prensesi olarak transfer edilen Edie Sedgwick’in biyografisi. George Hickenlooper’ın filmi, dönemin sanat anlayışını, sosyete hayatını ve popüler ve zengin olma uğruna yalnızlaşan ruhlarını tek bir hayat çerçevesinde sergiliyor. Ne diyaloglar, ne görüntüler, ne de olay örgüsünün türün diğer örneklerine göre ayrıksı bir dikkat çekiciliği var. Sienna Miller (Edie) ve Guy Pearce’ın (Warhol), oynadıkları ikonik figürlere benzerlikleri ve performanslarının gerçekçi sadeliği yapımı ayakta tutuyor.

Sean Ellis’in İngiltere yapımı Zamana Güzellik Kat’ı bağımsız ve kişisel bir sinemanın heyecan verici örneklerinden. Sean Biggerstaff’ın aynı sevimlilikteki rol arkadaşlarıyla beraber perdeye sıcak ve samimi bir atmosfer katışı izlenmeye değer gerçekten. Öykü, izleyicinin rahatlıkla empati kurabileceği bir duygu ve düşünce akışı. Temiz ve odaklı bir senaryo, zamanın durduğu anlarda çevresini gözlemleyen ressam kahramanımızın uykusuz saatlerini sürükleyici bir biçimde aktarmayı başarıyor.

D. H. Lawrence’ın romanından perdeye uyarlanan Lady Chatterley birçok açıdan yenilir yutulur cinsten değil. Yine bir yüksek tabaka hanımefendisinin kocasını aldatışını anlatan bir filmi izlemek ne kadar cezbedici olabilir? Öte yandan film, uzun cinsellik ve çıplaklık sahneleriyle günümüzün özgür sinemacılığını klasik bir öyküyle birleştirdiği için ilginç bir sentez oluşturmuş. Oyuncuların içtenlikleri ve kimi şaşırtıcı sahneler bitmek bilmeyen diyalogları ve sessiz boşlukları doldurabilir mi emin değilim. Bu tür bir klasiğin bir kadın yönetmen (Pascale Ferran) tarafından değerlendirilmesi de feminist sinema takipçilerine tartışacak birkaç konu bahşedecektir kuşkusuz.

Akbank Galaları Kuşağı’ndan bir film daha beni ‘neden?’ sorusuyla baş başa bıraktı. Emanuele Crialese’nin Fransa-İtalya ortak yapımı Yeni Dünya, Sicilya’nın köylerinden büyük umutlarla New York’a göç eden insanların ‘cennet’e vardıklarında beklenmedik bir muameleye maruz kalmalarını anlatıyor. Filmin masalsı anlatımı yer yer hoş izlenimler bırakıyor. Ne yazık ki Charlotte Gainsbroug’un sempatisini henüz keşfedemeyen ben, oyuncunun başı çektiği bu topluluğun Amerika topraklarında itilip kakılmasını, ve vardığımız ‘insanlığın değeri işte bu kadarmış’ çıkarımını hiç de yeni bulmadım. Kim bilir ne diyarlara gidilebilirdi bu temanın üzerinden, ama neden böyle tekdüze bir öykü?

Herkesin festivalin son günlerinin keyfini çıkarmalarını diliyorum... Ne yazık ki sinema şöleni 15 Nisan Pazar günü noktalanıyor. 14 Nisan Cumartesi gecesi Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek olan ödül töreni CNN Türk’ten canlı olarak izlenebilir...

Film Karesi: Edie - George Hickenlooper

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.