Devletin gözünde varlıklarıyla yoklukları bir olan bir köy toplumu üzerinden politik bir eleştiri yapan
Gölgesizler, hedefi ya da mesajı ne olursa olsun sinema dersinden fena halde sınıfta kaldığı için izleyici önünde hiçbir amacına ulaşabilecek gibi görünmüyor. Köyden bir kızın kaçırılmasıyla muhtarın başı çektiği bir arama başlatılır. Kızı kaçıranın kim olduğu araştırılırken köy sakinleri birbirlerine döner. Uğursuzluk ve dehşet tüm köyü sarar.
Açıkçası filmin tam olarak neyi anlattığını kestirmek zor. Sanki neye odaklanacağına kendi de karar verememiş olan yazar/yönetmen Ümit Ünal çareyi tüm düşündüklerinden bir yelpaze oluşturmakta bulmuş. Film temadan temaya, türden türe, karakterden karaktere, öyküden öyküye atlaya zıplaya bir başlık altında toplanmaya çalışıyor. Ancak ‘gölgesizler’ fikri de en az filmin kendisi kadar bulanık ve havada bir şemsiye oluyor tüm bu bulamaca. En azından filmin izleyiciye ulaştırdığı belirli ve keskin bir görüş ya da duruş ufukta görünmüyor.
Teknik anlamda Türk sinemasında alışagelmediğimiz kimi yöntemler ve tarzlar denenmiş, ancak artistik olarak genelde aşırıya kaçılmış. Performanslar ise her zamanki gibi fazla teatral ve kimi istisnalar dışında oldukça zayıf. Bu kalabalık ve dengesiz filmi ne herhangi bir tür takipçilerine ne de kolayca dilegelebilecek çarpıcı bir öykü izlemek isteyenlere önerebiliyorum.
Gölgesizler üzerinde defalarca çalışılması gereken bir senaryo ve vizyon öncesinde bol bol elden geçirilmesi gereken bir proje iken vakitsizce sinema dünyamıza salınarak tam da bunların eksikliğinin cezasını çeken bir film.
Not:
Gölgesizler de yönetmenin bir önceki filmi
Ara gibi yerli yersiz, çirkin ve kaba sevişme sahnelerine yer veriyor. Filme hiçbir katkısı olmadığı gibi bir de estetik bir bozguna ne gerek var anlamış değilim.