29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
Tek Başına Bir Adam
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Bal
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Aşka Yolculuk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Alis Harikalar Diyarında
Ses
Yenilmez
Nine
Cennetimden Bakarken
Veda
Aşk Dersi
Kurt Adam
Kan Arzusu
Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsızı
Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Herkesin Keyfi Yerinde
Tanrının Kitabı
Romantik Komedi
İntikam Peşinde
İlişki Durumu: Karmaşık
Ada: Zombilerin Düğünü
Prenses ve Kurbağa
Morganlar Nerede?
Ejder Kapanı
Aklı Havada
Kim Kiminle Nerede?
Sherlock Holmes
Paranormal Activity
Gir Kanıma
Amelia
Kırık Kucaklaşmalar
Yahşi Batı
Aşkım
Adalet Peşinde
Arızalı Çiftler
Zombieland
Avatar
Vavien
Başka Dilde Aşk
Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi
Aşka Dair
Testere VI
Zamanın Tozu
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : L’Instinct de Mort: Part 1 - Public Enemy: Number One
Yönetmen : Jean-François Richet
Senaryo : Abdel Raouf Gafri (senaryo); Jacques Mesrine (kitap)
Oyuncular : Vincent Cassel, Cécile de France, Gérard Depardieu, Gilles Lellouche, Roy Dupuis, Elena Anaya, Michel Duchaussoy...
Yapım Evi : La Petite Reine
Ülke : Fransa / Kanada / İtalya
Dil : Fransızca / İngilizce / Arapça / İspanyolca
Süre : 113’
Tür : Aksiyon / Gerilim / Dram / Polisiye / Biyografi
Gösterim Tarihi : 27.03.2009
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 

 
 
Fransa ve Kanada’da bir numaralı halk düşmanı ilan edilen meşhur Fransız gangster Jacques Mesrine’in iki bölümlü hayat hikayesinin ilk ayağı olan Ölümcül İçgüdü, zaman zaman yüksek bir gerilim dozu yakalasa da bir gangster biyografisi olarak türün Amerikan örneklerinin yanında sönük kalıyor.

Paris’in göbeğinde gündüz gözüyle polis tarafından vurularak öldürülen Mesrine’in (Vincent Cassel) öyküsü, onu bir efsaneye dönüştüren bu görkemli ölümün ardından 60’ların başına, Mesrine’in Cezayir savaşı sırasında işkence, cinayet ve Arap düşmanlığıyla tanıştığı yıllara dönüyor. Bundan sonra Mesrine, burjuva ailesinin kendisine iş bulma tekliflerini reddederek mafya patronu Guido’nun (Gérard Depardieu) yanında çalışmaya başlar. İspanyol karısı Sophia’yla (Elena Anaya) yaptığı evlilik ve üç çocuğu onu onurlu bir hayata çeker bir süre için, ancak çok geçmeden Mesrine yine karanlık bir suç dünyasının içindedir. Daha sonra hem suç ortağı hem sevgilisi olan Jeanne (Cécile de France) ile beraberlikleri onları Kanada’ya taşır. Burada da devam eden banka soygunları, hapis, işkence ve cezaevi firarları birbirini takip eder. Mesrine amansız bir kanun kaçağı olarak maceralarına devam edecektir.
 
Irkçılığı, ani sinir boşalımları ve insanlara uyguladığı şiddetle ünlenmiş bir adamın öyküsü elbette onu yücelterek ve özendirerek ele alınmamalı. Ne kadar gerçekleri olduğu gibi göstermeye yeltense de bir suçlunun biyografisi daha çok yüzeyde görünenin -şüphesiz çirkin- arka planına yönelmeli. Gelgelelim Ölümcül İçgüdü Mesrine’i kahraman bir suçlu, hiç değilse karizmatik bir gangster olarak gösteriyor, hem de onu bir canavara dönüştüren psikozu havada bırakarak, buhranlı, çalkantılı ve saplantılı bir maçodan çok, bildiği doğrunun peşine düşmüş bir savaşçı gibi betimleyerek.
 
Birçok gangster tipinin sinema perdesinde ortaya çıkan enteresan çekim gücü aşikar. Nitekim Cassel de rolüne gerekli karizmatik ruhu başarıyla veriyor. Ama böyle bir filmden asıl beklediğimiz, daha doğrusu böyle bir filmi çekici ve sarsıcı kılacak olan asıl şey, bir gangsterin kronolojik olarak başından neler geçtiği değil, bir suçluyu suçlu yapanın ne olduğunun araştırılması. Mesrine’in ordudaki geçmişi ve babasıyla yaşadığı ufak bir tartışma filmin başlarında belli açılımlar yakalayacak gibi oluyor, ancak hemen sonrasında yönetmen Richet küçük kanunsuzlukların cazibesine kapılıyor; filmine zemin ve derinlik kazandırmaktansa kısa soluklu heyecanların peşinden koşuyor. Sonuç olarak elimizde Mesrine’in hayatından suç gösterilerinin sıralandığı bir olay örgüsü ve karaktere dair de pek az şey kalıyor.
 
Ölümcül İçgüdü’de yalnızca bir suçlunun güncesine şahit oluyoruz. Bu güncede en izlenmeye değer giriş ise bir cezaevi firarı. Bu tip sahnelerde -her ne kadar kaynağı belli olmasa da- Mesrine’in kararlılığı ve cesaretini görüyoruz. Cassel ve yardımcı kadro ellerinden geleni yapıyor, ama Richet’in Mesrine’in hayatının ilginçliğine kendini kaptırıp herhangi bir kurmaca gibi filmi tasarlamayı ihmal etmesi, büyük bir fırsatın kaçırılmışlığının simgesi oluyor. Şu an post-prodüksiyonu devam eden ikinci bölümle beraber film hakkında daha doğru bir yorum yapmak mümkün olacak.
 
Selin Sevinç

 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.