Başrollerini Jennifer Aniston, Owen Wilson ve bir labradorun paylaştığı Marley & Ben, yeni evli bir çiftin bebek yapmadan önce bir köpek alarak atıldıkları macerayı konu alıyor.
John gazetecilik kariyerini ilerletmek için karısı Jenny’i bebek yapmaktan soğutmak isterken olağanüstü enerjisiyle çoğu köpekten ayrılan Marley’le tanışır. Jenny’nin üç bebek doğurmasını engelleyemediği gibi Marley’le başa çıkmak ve ellerinden kaymakta olan kariyerini kurtarmak zorundadır. Yaşamın getirdiği sorumluluklara boğulan çiftin hayatını alabildiğine zorlaştıran Marley aynı zamanda onları sevgiyle bir arada tutan en önemli bağdır.
Bir aile komedisi için süresi standardın üstünde olan Marley & Ben konusunun sevimliliği ve çiftin yaşadıklarının tanıdıklığı sayesinde kendini izlettirmeyi başarıyor. Ancak başından itibaren basitçe "haylaz bir köpeğin bir ailenin başına açabileceği dertler" başlıklı bir parodi gibi ilerleyen filmin asıl üstünde durulması gereken mesajı bu sürenin sonlarına doğru baş gösteriyor:
Artık 40 yaşına yaklaşmış, karısını memnun etme ve ailesini geçindirme zorunluluklarıyla hedeflerine ulaşamamış John, köpeğiyle yaptığı bir plaj sohbetinde o ana kadar itaatkarsızlığı nedeniyle serbest bırakamadığı yaşı kemale ermekte olan Marley’nin tasmasını çözer. Marley kısa bir süre için özgürlüğünün tadını çıkarır. Bu an, adeta görünmez zincirlerle seçmediği bir hayata mahkum edilmiş çoğu insanın, bir köpek kadar bile elde edemeyeceği nadir mutluluğa bir örnektir.
Bir köpek ve bir adam arasında kurulan ilişki keşke bunun gibi altanlamlara daha çok yol açabilseydi. Köpek odaklı sıradan bir komedi/dram olmaktan çok daha güçlü potansiyelleri olan Marley & Ben cömert süresine rağmen insanlık durumuna dair saptamalara şöyle bir dokundurup son perdede bolca drama yöneliyor. Şüphesiz çoğu izleyiciyi duygulandıracak film, neticede hafif bir eğlencelik olarak kalıyor.
Selin Sevinç