SİYAD Emek Sineması İçin İlan Hazırlattı!
63. Cannes Film Festivali Resmi Seçkisi Açıklandı!
29. İstanbul Film Festivali’nde Ödüller Dağıtıldı!
Arka Pencere, Şarlo İçin Yaşgünü Pastası Kesiyor!
29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Arka Pencere, Çocuk Oyunculara El Sallıyor!
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Arka Pencere, Son Samuray Kurosawa’yı Anıyor!
Arka Pencere Dergisi, Oscarlı Kötü Adamların Peşinde!
29. İstanbul Film Festvali’nin Programı Açıklandı!
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Arka Pencere, Oscar Arifesinde En İyi 11 Oscarlı Filmi Listeliyor!
Arka Pencere, Türk Filmlerinin Festival Karnesini Çıkarıyor!
Pera Müzesi’nde Fransız Sineması
Altın Ayı “Bal”ın!
Arka Pencere Recep İvedik’i Sorgu Masasına Oturtuyor!
Altyazı Sinema Seminerleri’nde 2010 Bahar Dönemi Başlıyor!
8. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali
Arka Pencere Sevgililer Gününü Kutluyor!
 
 
 
 
 
   
 

25.05.2009

62. Cannes Film Festivali’nde 24 mayıs pazar gecesi ödül sahipleri belli oldu. Gecenin galibi The White Ribbon filmiyle Michael Haneke oldu. Yıllardır Altın Palmiye’yle flört eden Avusturyalı yönetmen sonunda ödülü hakettiği için ne kadar onur duyduğunu dile getiren bir konuşma yaptı.

The White Ribbon’la ilgili dönen ödül dedikodularına rağmen gösterim tarihinden itibaren eleştirmenlerden büyük ilgi gören film Jacques Audiard’ın A Prophet adlı filmi olmuştu. İki yıl üst üste Fransa’ya Altın Palmiye gitmesi pek mümkün gibi görünmüyordu bana ki filme ikinci büyük ödül olan Grand Prix ödülü layık bulundu.

En İyi Erkek ve Kadın Oyuncu ödülleri ise bana göre en garantili isimlere verildi. Olağanüstü cesaretinden dolayı Charlotte Gainsbourg şüphesiz Lars von Trier’in Antichrist’ındaki performansıyla rakipsizdi. Öte yandan Quentin Tarantino’nun Inglourious Basterds filminde dehşet verici bir Nazi subayı portresiyle Alman oyuncu Christoph Waltz festivalin en etkileyici performansını vererek ödülü hakettiğini fazlasıyla kanıtlamıştı.

Cannes ödüllerinin en şok edici sonuçları festivalin verdiği en önemli iki ödül olan En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerinin sırasıyla -bana göre festivalin en kötü filmi olan- Kinatay adlı filmiyle Filipinli yönetmen Brillante Mendoza’ya ve -bana göre festivalin ikinci en kötü filmi olan- Spring Fever filmiyle Çinli yönetmen Lou Ye’ye verilmesiydi. Festivalde yönetim ödülü için Tarantino, Chan-Wook gibi isimler, senaryo için ise Ken Loach ve Andrea Arnold gibi isimler varken festivalin en keyifsiz iki filmine bu ödüllerin layık görülmesi düşündürdü.

Neyse ki İngiliz yönetmen Andrea Arnold, Fish Tank adlı büyük övgülerle karşılanan filmiyle bir jüri ödülüyle taçlandırıldı. Güney Koreli yönetmen Park Chan-Wook da Thirst’le bir jüri ödülü alarak festivalden eli boş dönmedi.
 
Festivalin ana yarışma bölümünde yarışan Wild Grass adlı filmiyle uzun kariyerinin en yeni ürününü izleyicilerle paylaşan yönetmen Alain Resnais de Yaşamboyu Başarı ödülüyle onurlandırıldı.
 
Kısalarda Altın Palmiye Arena filmiyle Portekiz’den Joao Salaviza’ya, Mansiyon ödülü ise The Six Dollar Fifty Man filmleriyle Yeni Zelanda’dan Mark Albiston ve Louis Sutherland’a verildi.
 
Festivalin Un Certain Regard bölümünün galibi ise Dogtooth adlı filmiyle Yunanistan’dan Yorgos Lanthimos oldu. Jüri özel ödülü Police, Adjective adlı filmiyle Romanya’dan Corneliu Porumboiu’ya; iki özel ödül de İran’dan Bahman Ghobadi’nin No One Knows About Persian Cats ve Fransa’dan Mia Hansen-Love’ın Father of My Children adlı filmlerine verildi.
 
Cannes Film Festivali’nin prestijli ödüllerinden Camera d’Or ödülü ise Warwick Thornton imzalı Avustralya yapımı Samson and Delilah’ya verildi.
 
62. Cannes Film Festivali’nin Ardından...
Bu yıl Cannes Film Festivali belki de en dünyaca tanınmış ve tarzlarında ustalaşmış yönetmenlerin en yeni filmlerine ev sahipliği yaptı. Ana yarışma seçkisi her ne kadar önemli yapıtları içerdiyse de filmlerin çoğunluğu iki saati aşkın süreleri, tek ve dar bir konu üzerinden akan bitmek bilmeyen olay örgüleri ve stilistik hırslarla zayıflayan/sarkan dramatik yapıları dikkat çekti. Bunların içinden sıyrılabilen birkaç yapıtın da ödül listesinde fazlaca anılmaması üzücüydü.
 
Her şeye rağmen böyle dev bir festivalin dünyaya hakim olan ekonomik krizden pek etkilenmemiş olduğunu görmek ve sinema coşkusunun hala dimdik ayakta olduğunu hissetmek her zaman sinemacılar ve sinemaseverler için umut verici ve motive edici bir gelişmedir mutlaka.
 
Festival çalışanlarına, katılımcılarına, takipçilerine ve elbette tüm sinemacılara nice festivallere ve palmiyelere diyorum.

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.