63. Cannes Film Festivali Resmi Seçkisi Açıklandı!
29. İstanbul Film Festivali’nde Ödüller Dağıtıldı!
Arka Pencere, Şarlo İçin Yaşgünü Pastası Kesiyor!
29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Arka Pencere, Çocuk Oyunculara El Sallıyor!
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Arka Pencere, Son Samuray Kurosawa’yı Anıyor!
Arka Pencere Dergisi, Oscarlı Kötü Adamların Peşinde!
29. İstanbul Film Festvali’nin Programı Açıklandı!
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Arka Pencere, Oscar Arifesinde En İyi 11 Oscarlı Filmi Listeliyor!
Arka Pencere, Türk Filmlerinin Festival Karnesini Çıkarıyor!
Pera Müzesi’nde Fransız Sineması
Altın Ayı “Bal”ın!
Arka Pencere Recep İvedik’i Sorgu Masasına Oturtuyor!
Altyazı Sinema Seminerleri’nde 2010 Bahar Dönemi Başlıyor!
8. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali
Arka Pencere Sevgililer Gününü Kutluyor!
08.10.2007
TÜRKİYE’NİN İLK ‘REENKARNASYON’ SİNEMA FİLMİ KİLİT TÜRKİYE’NİN EN GENÇ KADIN YÖNETMENİ CEYDA ASLI KILIÇKIRAN TARAFINDAN ÇEKİLİYOR.
Sahneye çıkan ilk müslüman Türk kadını olan AFİFE JALE’nin hikayesi…
KİLİT bir kadın hikâyesi...
Film, modern Türkiye’nin kadın oyuncularından olan BERNA ve sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını olan Afife Jale’nin paralel yaşamlarını konu alıyor. Reenkarnasyon felsefesinden yola çıkan hikayede, iki farklı dönemden kadının radikal ön yargılara ve popüler kültüre başkaldırışını görüyoruz.
Her iki kadının mücadelesi, günümüz koşulları ve geçmiş döneme çizilen zigzaglarla yalın bir anlatımla izleyiciye aktarılıyor.
Sembollerin ve göndermelerin egemen olduğu hikâye, iki farklı dönemden kadının toplum önyargılarıyla engellenmesi bu kez müziğin evrensel diliyle anlatılıyor. Dolayısıyla film, günümüz rock müziği ve Afife Jale dönemindeki klasik Türk müziği eserleriyle donatıldı.
FİLMİN AMACI
Bu filmde iki sanatçı kadın var. Yaşadıkları sorunlar dönemleri farklı da olsa aynı. Kadın her dönem aynı kadın, verdiği mücadele aynı mücadele. Kadın, yasaklar ve kadın mücadelesi sadece günümüz koşullarına göre şekil değiştirmiş durumda.
Her iki kadın da amaçları yolunda pek çok engelle karşılaşıyor. Her ikisi de yakın çevresi ve özel ilişkilerinde de buna bağlı olarak sorunlar yaşıyor. Kadının, iyi bir eş ve iyi bir anne olmadan öte, başka bir amaca yönelişi sosyal yaşamında da çöküntülere, ihanet ve ayrılıklara yol açıyor.
Bu filmde de tutkuyla bir hayalin peşine düşmüş iki kadın ekseninde, iki tutkulu aşk, ayrılık ihanet ve kıskançlıkları da gözlemliyoruz.
Bu filmdeki iki kadın da aslında yine kendi varoluşlarını ve çok boyutlu evrendeki yerlerini sorguluyor.
Ben kimim? Her iki kadın değil aslında... Onlar hep aynı kadın.
FİLMİN KÜNYESİ YAPIMCI: MAKARA FİLM YÖNETMEN / SENARYO: Ceyda Aslı Kılıçkıran MÜZİK: Bulutsuzluk Özlemi / Atilla Özdemiroğlu GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: Ali Utku TÜRÜ: Dram SÜRE: 90 dakikaOYUNCULAR: MÜJDE AR ÇİĞDEM SUYOLCU NECMİ YAPICI AYLA ALGAN SERAP AKSOY MUSTAFA ALABORA MAHMUT HEKİMOĞLU TÜMAY TORUN ZEKERİYA HOCALAR ŞAHİKA TEKAND
Bir tiyatro sanatçısı olan BERNA, popüler kültürün egemen olduğu bir dönemde sadece sanat için oyunculuk yapmak uğruna bir mücadele vermektedir.
Bu arada ‘Tarihin İlk Kadınlarını’ konu alan bir müze ziyareti sırasında, sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadın oyuncu olan Afife Jale’nin elle çizilmiş olan portresinden çok etkilenir. O günden sonra Afife Jale’nin hayatına ilişkin çağrışımlar yaşamına adeta sızar.
İki zamanın üst üste binmesi gibi gelen vizyonlar, iki hayatın ve iki kadının hayat mücadelelerindeki paralellikleri yansıtır.
BERNA, bu doğaüstü olayı kavrar ve AFİFE JALE’nin hayatını ve yaşadığı mekânları araştırmaya başlar.
BERNA, oyunculuk tutkusundan vazgeçmez. Ancak hem kadın olmaktan hem de popüler kültürün dışında kalma yolunda karşılaştığı engeller, ruhsal dengesini zorlamaktadır.
Bu arada, bir başka yaşam belleğinde iyice şekillenir. Sahneye tutkun bir başka kadın olan AFİFE JALE’nin yaşamı...
AFİFE, sahneye çıkma tutkusundan vazgeçmemiştir. Polis baskınları ve öldürülme tehditleri altında mücadelesine devam eder. AFİFE, sahne yasağına daha fazla dayanamaz ve sinirlerini yatıştırması için ara sıra morfin kullanmaya başlar.
Bu arada BERNA da büyük bir duygusal yalnızlık içindedir. Geçmiş yaşamına dair gördüğü vizyonlardan dolayı AFİFE’nin bilinenin tersine ölmediğini ve öldürüldüğünü hissetmektir. Ancak, AFİFE’yi kimin öldürdüğünü hatırlayamaz.
Geçmiş yaşamındaki kişilerin tekrar hayatına girdiğini bilmektedir. KİLİT çözülmezse, geçmiş kendini tekrar edecek, BERNA da aynı şekilde aynı kişi tarafından öldürülecektir. AFİFE’yi kimin öldürdüğünü çözmek zorundadır. Çünkü eğer KİLİT çözülmezse kaderini değiştiremeyecektir.
CEYDA ASLI KILIÇKIRAN KİMDİR?
TÜRK KADINIYLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR YAPAN VE HALEN, KADIN FİLMİ ÇEKEN TEK TÜRK YÖNETMEN
Geçen yıl çektiği ve gazeteci yazar DUYGU ASENA’ya ithaf ettiği ‘GEÇERKEN UĞRADIM’ filmiyle çok sık gündeme gelen Ceyda Aslı Kılıçkıran, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Ardından, bir yıl konservatuar eğitimi aldıktan sonra ‘Daily News’ ve ‘Middle East Journal’in yanı sıra, çeşitli yabancı basın kuruluşlarında ‘yazar’ olarak çalıştı.
CIDC Insight Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Daha sonra reklâm senaryoları yazmaya başlayan Ceyda Aslı Kılıçkıran, ardından tanıtım filmleri ve reklam filmleri çekmeye başladı. Son dört yıldır kendi yazdığı filmleri çekiyor. Türk sineması’nın en genç kadın yönetmeni olan Kılıçkıran, halen, Türk kadınlarıyla ilgili çalışmalar yapan ve kadın filmi çeken tek Türk yönetmendir.
Senarist ve yönetmen Ceyda Aslı Kılıçkıran’ın, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli dereceler alan filmleri şunlardır:
Bağımsızlığımı ve Seni Seviyorum: 4. Inflatable Duck Film Festival - Denver USA Watermark: Festival Les Toiles De Mer 2005 France Bir Parça Özgürlük: 42. Altın Portakal Film Festivali’nde aday gösterildi. Geçerken Uğradım: Kılıçkıran’ın 2006 yılında çektiği bu film, aynı sene içinde kaybettiğimiz gazeteci - yazar DUYGU ASENA’ya ithaf edilmiştir. Filmde başrolü Türk Sineması’nın ve kadın filmlerinin unutulmaz ismi HALE SOYGAZİ üstlenmiştir.
Yönetmen Ceyda Aslı Kılıçkıran’ın, ‘İstanbul Kısa Filmciler Derneği’nden aldığı bir başka ödülün yanı sıra ‘Başbakanlık’ ödülü de bulunuyor.
YÖNETMEN GÖRÜŞÜ / Ceyda Aslı KILIÇKIRAN
“Türk kadınının mücadeleci kimliğinin en iyi örneklerinden olan Afife Jale ve trajik hayatı KİLİT ile gün ışığına çıkıyor. 1987 yılında Şahin Kaygun tarafından çekilen ve Müjde Ar’ın başrolünü oynadığı filmin ardından Jale’nin hayatını farklı bir bakış açısıyla tekrar gündeme getiriyor. Bir kadın perspektifi taşıyan KİLİT, diğer filmlerimde olduğu gibi ‘farkındalık’ ekseninde dönen bir Kadın filmi.
Yurt dışında ‘Türk Kadını’ çok yanlış tanıtılıyor. Maalesef kendimizi ifade edemiyoruz. Kaybettiğimiz değerli yönetmenler, Ömer Kavur ve Atıf Yılmaz, erkek oldukları halde kadın perspektifini çok iyi verdiler. Bu konuda çok başarılı oldular. Türk Sineması’nda ‘Kadın Filmi’nin 1980’li yıllardan beri örneği yok; yapılmıyor.
Özellikle, yurtdışında Türk Kadınını en doğru şekilde ifade edebilmeyi amaçlayan bu projede birçok değerli oyuncu rol alıyor. 1987 yılında çekilen filmde rol alan Müjde Ar ve Şahika Tekand’ın tekrar rol olması da projeye bütünlük sağlıyor.
İlk kez bir kadın yönetmen tarafından çekilen Afife Jale, dolayısıyla da hikâyeye bir de ‘Kadın Perspektifi’ katıyor.