SİYAD Emek Sineması İçin İlan Hazırlattı!
63. Cannes Film Festivali Resmi Seçkisi Açıklandı!
29. İstanbul Film Festivali’nde Ödüller Dağıtıldı!
Arka Pencere, Şarlo İçin Yaşgünü Pastası Kesiyor!
29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Arka Pencere, Çocuk Oyunculara El Sallıyor!
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Arka Pencere, Son Samuray Kurosawa’yı Anıyor!
Arka Pencere Dergisi, Oscarlı Kötü Adamların Peşinde!
29. İstanbul Film Festvali’nin Programı Açıklandı!
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Arka Pencere, Oscar Arifesinde En İyi 11 Oscarlı Filmi Listeliyor!
Arka Pencere, Türk Filmlerinin Festival Karnesini Çıkarıyor!
Pera Müzesi’nde Fransız Sineması
Altın Ayı “Bal”ın!
Arka Pencere Recep İvedik’i Sorgu Masasına Oturtuyor!
Altyazı Sinema Seminerleri’nde 2010 Bahar Dönemi Başlıyor!
8. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali
Arka Pencere Sevgililer Gününü Kutluyor!
 
 
 
 
 
   
 

08.11.2007

Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin, 17 Kasım’da Ekim Sinemaya Ne Sundu adlı etkinliğinde yönetmen Semir Aslanyürek ve sinema yazarı Zahit Atam konuşacak. Merkezin yapacağı gösterimlerin öncesine ve sonrasında, hem Ekim Devrimi’nin güncelliği üzerine hem de sinemaya kattıkları üzerine sohbetler yapılacak. Ekim Sinemaya Neler Getirdi? panelinde ise Sovyet sinemacılarının ortaya koyduğu pek çok deneme, yenilik, “devrim” niteliğinde uygulamanın, bugünkü sinema ve televizyonculuğun “yağmalayarak kullandığı” bir miras oluşturduğuna dikkat çekilecek.

17 Kasım Cumartesi Saat 16:00 / Ruhi Su Salonu
SUNUM: "Ekim Sinemaya Ne Sundu?"
Semir Aslanyürek, Zahit Atam
Moderator: Çağrı Kınıkoğlu
18 Kasım 2007 Pazar 18:30 / Ruhi Su Salonu

BELGESEL GÖSTERİMİ

"Un architecte engagé dans le siècle" - "Çağına adanmış bir mimar"
Oscar Niemeyer üzerine bir belgesel... (60 dk.)
Yön.: Marc-Henri Wajnberg
Ücretsizdir.
(Bu etkinlik Jose Marti Küba Dostluk Derneği  tarafından hazırlanmıştır.)
NHKM Kasım - Aralık 2007 Film Gösterimleri
Ekim’e ve Sovyet sinemacılarına selam!

Sinema, eğer bir sanat dalı haline gelebildiyse, bunu, sinemayı keşfedenler kadar, belki de onlardan daha çok, 1917 Büyük Ekim Devrimi’ne ve Sovyet sinemacılarına borçlu, bir panayır eğlencesi olarak yola çıkan sinema, Sovyet sinemacılarının elinde, çatışmalarıyla, başkaldırılarıyla, acılarıyla, mutluluğuyla, insanlığa ve yaşama dair, bugüne, geçmişe ve geleceğe dair sorular sorabilen, zengin bakış açıları getiren bir sanat dalı, “7. Sanat” haline geldi. 1917 Ekim Devrimi, “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” sloganının, “sınıfsız, sömürüsüz, enternasyonalist bir toplum”a dönüşebilmesinin somut yollarını döşemesiyle, bir büyük insanlık ütopyasını “gerçekleştirmesiyle” de sadece sinemaya değil, aydınlara ve sanatçılara muazzam bir heyecan ve coşku kaynağı sundu. Sovyet sinemacıları, bu kaynaktan beslendi. Kasım ve Aralık aylarında, bu büyük atılımı ve sinemasal örneklerini izleyicilerimizle paylaşmak istedik. Yaygın örnekler dışında, ülkemizde ya gösterilmemiş, ya da çok sınırlı gösterim olanağı bulmuş kimi filmlere de yer vermeye çalıştık.

Gösterimlerimizin öncesine ve sonrasında, hem Ekim Devrimi’nin güncelliği üzerine hem de sinemaya kattıkları üzerine sohbetler de yapacağız. Bir de panelimiz var: “Ekim Sinemaya Neler Getirdi?” Sovyet sinemacılarının ortaya koyduğu pek çok deneme, yenilik, “devrim” niteliğinde uygulama, bugünkü sinema ve televizyonculuğun “yağmalayarak kullandığı” bir miras oluşturuyor. Bu mirası, özgün kaynaklarından izleme şansını kaçırmayın!

6 Kasım Salı, 19:45
FİLM KAMERALI ADAM (1929, 90 dk.)
Yönetmen: Dziga VERTOV
Sovyet yönetmen ve kuramcı Dziga Vertov’un filmi, Sovyetler Birliği’nde yeni inşa olan kente ve kent yaşamına, henüz yeni yeni kendi ayakları üzerinde durmaya başlayan bir sanat olan sinema ile yapılan bir methiye niteliğinde. Kiev, Moskova ve Odessa gibi kentlerde çekilen film, Vertov ve kurgucu eşi (Elizaveta Svivlova) tarafından şafaktan alacakaranlığa uzanan bir zaman dilimini kapsayacak şekilde kurgulanmış.

Film, 1920’ler Sovyetler Birliği’ndeki bir kent yaşamının, yer altındaki maden çıkarmaya çalışan işçilerden, yerleri süpüren çöpçülere, evlenmek için başvuran çiftlerden, yangına yetişmeye çalışan itfaiyesine, doğum yapılan bir hastaneden, spor yapılan, satranç oynanan farklı yüzlerinin, yani Vertov’un deyimiyle “olduğu gibi yaşamın”, kimi zaman insan gözünün hiçbir zaman göremeyeceği açılardan seyirciye sunulmasından oluşuyor.

13 Kasım Salı, 19:45
YERYÜZÜ (1930, 62 dk.)
Yönetmen: Aleksandr DOVJENKO
Oyn.: Stepan Shkurat, Semyon Svashenko, Yuliya Solntseva, Yelena Maksimova
Çağdaşları Vertov, Ayzenştayn, Pudovkin gibi konstrüktivizmden etkilense de Dovjenko onlardan daha metaforik ve şiirsel bir sinema dili oluşturmuş ve Ukrayna folkloru kaynaklarından beslenmiş, film kurgusu seyircinin zihinden çok duygularına hitap etmiştir.

Dovjenko’nun tarım kolektiflerinin kuruluşunu dair bir hikâye anlattığı filmde traktörün bir Ukrayna köyüne gelişiyle yaşamı nasıl değiştirdiğini görüyoruz. Yeryüzü, aynı zamanda ölüm ve yaşam üzerine değerlendirmeler yaparken, bir taraftan da yaşamın kaynağı olan “doğa”nın bir güzellemesini yapıyor.

17 Kasım Cumartesi, 16.00
PANEL: “Ekim Sinemaya Neler Getirdi?”
Katılımcılar: Semir ASLANYÜREK, Zahit ATAM
Moderatör: Çağrı KINIKOĞLU

20 Kasım Salı, 19:45
LENİN İÇİN ÜÇ ŞARKI (1934, 59 dk.)
Yönetmen: Dziga VERTOV
Vertov’un Lenin’in 10. ölüm yıldönümü anısına yaptığı film, 3 şarkı üzerinden insanlığın Lenin’e neler borçlu olduğunu hatırlatan bir ağıt. Film tüm dünyada Lenin’le ilgili şarkılar söylendiğini ancak filmin bu şarkılardan Sovyet kökenli üçü üzerine kurulu olduğunu anlatarak başlıyor.

İlk şarkı Sovyetler coğrafyasında Lenin’in öncülüğündeki devrimin değiştirdiği hayatlarla ilgilidir: “Karanlık Bir Hücreydi Yüzüm” adlı ilk şarkı “Peçenin arkasına saklanmışken şimdi bir Kadın Kültür Klubü’ne giden kadınların, okumaya yazma bilmeyen ama şimdi okuma yazma öğrenmiş köylünün, karanlık köye gelen elektrik lambasının, çöle gelen suyun” şarkısıdır, Lenin için yazılmış olan.

"Onu Sevmiştik" adını taşıyan ikinci şarkı, bizzat Lenin’in yaşamına adanmıştır ve onun halkının kalbinde yaşadığını söylüyor. Son şarkı olan "Muhteşem Taşkent’te" şarkısında ise “keşke Lenin, yattığı Taşkent Moskova’yı şimdi görebilseydi” denir ve Sovyetler’in daha da ilerleyeceğine dair Lenin’e söz veriliyor.

27 Kasım Salı, 19:45
TREN YÜRÜYOR
Yönetmen: Chris MARKER
Sovyetler Birliği’nde sinema alanındaki özgün uygulamalardan biri de Sine-Tren’lerdi. Muazzam büyüklükteki bir coğrafyada yaşayan tüm insanların sinemaya ulaşmaları için geliştirilen bu proje, içinde kurgu setlerinden animasyon stüdyolarına kadar pek çok olanağın var olduğu ve gösterimler de yapan bir tekerlekli stüdyo gibiydi adeta. Tren, bir taraftan uğradığı bölgeleri belgelerken, diğer taraftan da insanları sinemayla buluşturuyordu. Ve bu durum bir analojiye de kaynaklık ediyordu: Devrim, bir trendir! Aynı zamanda devrimin ilerleyişini temsil eden “Tren Yürüyor”, bu sine-tren uygulamasındaki önemli isimlerden biri olan Sovyet sinemacı Medvedkin üzerine Marker’ın yaptığı bir film. Gösterim öncesinde NHKM Sinema Topluluğu’ndan Özgür Arık, sinema ve propaganda üzerine bir sunuş da yapacak.

ARALIK 2007 programı

4 Aralık Salı, 19:45
BAY BATI’NIN BOLŞEVİKLER DİYARINDAKİ OLAĞANÜSTÜ SERÜVENLERİ (1924, 94 dk.)
Yönetmen: Lev KULEŞOV
Oyn.: Boris Barnet, Vladimir Fogel, Pyotr, Galadzhev, Anatoli Gorchilin
Bir ABD holdinginin patronu olan Bay Batı, Bolşeviklerin önderlik ettiği devrimden sonra Rusya’nın ne hale geldiğini merak ederek, Rusya’ya bir seyahat düzenlemeye karar veriyor. O dönemde gazetelerde “Bolşevik canavarlar”la ilgili “korkunç” hikayeler çıktığından, karısı, yanına bir koruma alarak gitmesini söylüyor. Rusya’ya vardıktan bir süre sonra, Bay Batı, korumasını kaybediyor ve başından türlü maceralar geçiyor. Sessiz sinemanın bir örneği olarak yapılan film, mizahi bir dille, “Batı”nın (aslında sermaye ideolojisine boyun eğmiş tüm bir insanlığın) Sovyetler Rusyası’na ilişkin ön yargıları ve şartlanmalarıyla dalga geçiyor. 1924 yılından günümüze uzanan anlamlı bir çalışma.
11 Aralık Salı, 19:45
İVAN’IN ÇOCUKLUĞU (1963, 95 dk.)
Yönetmen: Andrey TARKOVSKY
Oyn.: Nikolay Burlyayev, Valentin Zubkov, Yevgeni Zharikov, Stepan Krilov Ivan’ın çocukluğu - Andrey Tarkovsky, (ikinci savaş / anayurt savunması üzerine bir film)
“Ivan’ın Çocukluğu” usta Sovyet sinemacı Tarkovskiy’in ilk önemli filmi. İkinci Dünya Savaşı’nı ve Sovyetler’de adlandırıldığı haliyle “Anayurt Savunması”nı 12 yaşında öksüz bir çocuğun gözünden anlatan film, annesini ve babasını, dolayısıyla çocukluğunu kaybeden İvan’ın, partizanlara katılarak Nazi hatlarının gerisinde genç bir Sovyet casusu olarak görev üstlenmesini anlatıyor. Etkileyici finaliyle, özellikle düş sahneleriyle ortaya çıkan lirizm ve genel anlatımdaki insancıllık, Sovyet sinemasının sinema adına önemli kazanımları arasında sayılabilir.

“Ivan’ın Çocukluğu”, Tarkovskiy’e Venedik Film Festivali’nde Altın Arslan Ödülü getirmişti.

18 Aralık Salı, 19:45
GENEL ÇİZGİ (1929, 121 dk.)
Yönetmen: Sergey AYZENŞTAYN, Grigori ALEKSANDROV
Oyn.: Marfa Lapkina, M. İvanin, Konstantin Vasilyev, Vasili Buzenkov
1929 yılı, Ekim Devrimi ile iktidara gelen emekçiler açısından çok kritik bir yıl. Devrimin gelişimine engel teşkil etmeye başlayan kulakların (toprak ağalarının) tasfiyesi ile başlayan “kollektivizasyon” süreci, emekçilerin iktidarının zeminini sağlamlaştırmak için kaçınılmaz bir hamleydi. Ayzenştayn bu filminde, küçük toprak mülkiyetinin kendisi kadar, bu mülkiyetin ideolojisiyle de hesaplaşıyor. Ortak çiftliklerin, kolhozların, sovhozların, iktisadi olduğu kadar, ideolojik açıdan da Sovyet iktidarı için ne kadar can alıcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu değerli filmi kaçırmayın!

25 Aralık Salı, 19:45
SIRADAN FAŞİZM (1968, 138 dk.)
Yönetmen: Mikhail ROMM
İkinci kuşak Sovyet sinemacılarından biri Mikhail Romm. Hemen tümü arşivlerden derlenmiş, aralarında Hitler’in özel film arşivi, SS subaylarının çektiği özel filmler, Sovyetler’in ve diğer kimi ülkelerin devlet arşivleri gibi kaynaklar da bulunan bir materyali kurgulayarak oluşturduğu anıtsal “Sıradan Faşizm” filmiyle, Almanya’da Nazizm’in 1930’larda başlayan yükselişini ve savaş sonuyla birlikte gelen çöküşünü anlatıyor. Bunun yanı sıra, aynı zamanda, “faşizm”in içinde oluştuğu koşulları, sıradan, küçük, önemsiz bulunan olaycıklarla, tehlikeli hoşgörülerle, gündelik boş verişlerle, yerine getirilmeyen görevler ve kaçınılan sorumluluklarla nasıl palazlandığını da gösteriyor. Bir taraftan “eğlenceye boğulmuş” ve çökmekte olan “soyluları ve zenginleriyle”, diğer taraftansa, Hitler ve Mussolini’nin şahsında cisimleşen pespaye bir hakimiyet tutkusuyla çok başarılı bir üslupla dalga geçerken, diğer taraftan bu kepazeliklerin ağır bedellerini de seyircinin önüne koyuyor. Bu çok çok önemli filmi mutlaka izlemenizi öneririz.

Nazım Hikmet Kültür Merkezi 
Telefon: 0216 414 22 39
Adres: Bahariye Cd. Ali Suavi Sk. (Sanatkârlar Sk.) N 07 Kadıköy


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.