SİYAD Emek Sineması İçin İlan Hazırlattı!
63. Cannes Film Festivali Resmi Seçkisi Açıklandı!
29. İstanbul Film Festivali’nde Ödüller Dağıtıldı!
Arka Pencere, Şarlo İçin Yaşgünü Pastası Kesiyor!
29. İstanbul Film Festivali’nde Son Haftasonu!
29. İstanbul Film Festivali’nde Yolun Yarısı
Arka Pencere, Çocuk Oyunculara El Sallıyor!
29. İstanbul Film Festivali İzleyiciyle Buluştu!
Arka Pencere, Son Samuray Kurosawa’yı Anıyor!
Arka Pencere Dergisi, Oscarlı Kötü Adamların Peşinde!
29. İstanbul Film Festvali’nin Programı Açıklandı!
82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Arka Pencere, Oscar Arifesinde En İyi 11 Oscarlı Filmi Listeliyor!
Arka Pencere, Türk Filmlerinin Festival Karnesini Çıkarıyor!
Pera Müzesi’nde Fransız Sineması
Altın Ayı “Bal”ın!
Arka Pencere Recep İvedik’i Sorgu Masasına Oturtuyor!
Altyazı Sinema Seminerleri’nde 2010 Bahar Dönemi Başlıyor!
8. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali
Arka Pencere Sevgililer Gününü Kutluyor!
 
 
 
 
 
   
 

16.04.2007

Resmi Site

14 Nisan Cumartesi gecesi Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen gecede, 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin dağıttığı Altın Laleler sahiplerini buldu. Zuhal Olcay’ın sahne aldığı ödül törenini Özge Özberk ve Halit Ergenç sundu. Tören sonunda, bu yıl Kapanış Galası olarak belirlenen Steven Soderbergh’in İyi Alman adlı filmi gösterildi.

Gecenin Sinema Onur Ödülü, bu yıl festivalde filmlerinden güzel bir seçkinin yer aldığı Gus Van Sant’a verildi. Amerikan bağımsız sinemasının baş taçlarından bol ödüllü yönetmen, henüz sadece 55 yaşında olmasına rağmen festivalden onur ödülüyle döndü.

Festival yazılarımda övgüyle değindiğim her daim kendine has İskandinav sinemasından seçkin bir örneğin bu yıl Altın Lale’yle onurlandırılmasından büyük sevinç duydum. Norveçli genç yönetmen Joachim Trierden Tekrar, bahsettiğim mizahi dil, cesur estetik kararlar ve orijinal karakterler aracılığıyla filme o az rastlanır ruhu vermiş. Zaman zaman öykünün dramatik etkisinin, yönetmenin stilistik hedeflerine boğularak düştüğünü vurgulamıştım. O halde, festivalde öykü yapısı ve estetiği açısından benzer çağrışımlar yapan Delicesine, Zamana Güzellik Kat ve Ağlama Sanatı gibi filmlerin, derli topluluklarını da göz önünde bulundurarak, bu ödülün yakın rakipleri oldukları söylenebilir. Görünüşe bakılırsa, iyi bir sinemanın tarifinde ilk kriter olduğu anlaşılan o hafif bulanıklık, o estetik karmaşa, o dolaylı ruhaniyet, Tekrar’ın yıldızının bu denli parlayışının başlıca nedenleri.

Yukarıda saydığım filmlerin ödülü daha çok hak ettiği fikri çıkarılmasın söylediklerimden; amacım ödül kararlarını mantıklı bir zemine oturtmak. Nitekim Tom DiCillo’nun Delicesine ile aldığı Jüri Özel Ödülü ve Peter Schønau Fog’un Ağlama Sanatı ile aldığı Uluslararası Film Eleştirmenler Birliği FIPRESCI ödülü bu yılki festival jürisinin ve takipçi eleştirmenlerin sinemasal eğilimlerini biraz olsun açıklıyor.

Ulusal yarışmaya gelince... Benim değişmeyen favorilerim İklimler, Cenneti Beklerken ve Takva’ydı. Nuri Bilge Ceylan’ın uluslararası alanda da kendini kanıtlamış filminin Altın Laleler’den de eli boş dönmeyeceği belliydi. Ama bu yılki En İyi Yönetmen ödülünün yanı sıra, Ulusal Yarışma bölümünün FIPRESCI’sinin de neden Zeki Demirkubuz’a verildiğini anlamamakta ısrar ediyorum. Derviş Zaim gibi, Cenneti Beklerken’le Türk sinemasında henüz aşılamayan tüm handikaplardan arınmış olduğunu gösteren, altyapılı ve özgün bir sinemacının, ya da ilk uzun metrajı Takva’yla yeteneğinden uzun yıllar söz ettireceğe benzeyen Özer Kızıltan’ın böyle önemli etkinliklerden eli boş dönmeleri üzücü. Daha katedecek uzun bir yolu olduğu benim gözlerimde gün gibi açık olan Zeki Demirkubuz’un tüm eleştirmenler ve jüri üyeleri üzerindeki tılsımının bir an önce çözülmesini sabırsızlıkla bekliyorum.

Oyuncu dallarında güzelim Erkan Can’ın ödülünü, Kader’deki oyunuyla kendini tanıtan gelecek vaad eden oyuncu Ufuk Bayraktar’la paylaşması ne olursa olsun yadırgatıcı. Artık Türk sinemasının bir numaralı kadın başrolü haline gelen Özgü Namal’ın, özellikle bu yılki dokunaklı rolleri sayesinde festivalden bir şeylerle dönmemesi olanaklı görünmüyordu. Ancak Namal’ın Beynelmilel’deki oyunundan açık farkla önde olan Mutluluk performansı şüphesiz daha ödüle değerdi.

Bir koca film festivali daha geride kaldı. Bu yıl etkinlikleriyle geçen yıllara göre çok daha renkli bir programla bizi selamlayan festivalin 27incisini şimdiden sabırsızlıkla bekliyoruz...

Film Karesi: Tekrar - Joachim Trier

Selin Sevinç


 
 
Henüz Yorum Yapılmamış
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.