Hepimizin bildiği mis gibi Yedi Kocalı Hürmüz’ün ucuz bir temsili olan bu versiyonunun, öykünün masumiyetine ve lezzetine leke getirmemek için şiddetle izlenmemesini tavsiye etmeyi görev biliyorum.
Kendisini ‘masalcılıkla,’ ‘Ezop’lukla’ ifade eden yönetmen Ezel Akay’ın kağıt gibi basit bir dekor, muşambadan yapılmış gibi cırlak kostümler ve orijinal öykünün ne ruhuyla ne atmosferiyle uzaktan yakından ilgisi olan performanslarla aktardığı bu iki boyutlu zevksiz hengame, masal türüne ve Ezop’a haksızlık etmekten başka bir işlev görmüyor.
Film, Hürmüz’ün masumane aşk tutkusunu çirkef bir hafifmeşreplikle, kendini gönül oyunlarıyla geçindirme yöntemini, fırsatçı ve sömürücü bir mizaçla karıştırıyor. Üstelik aşk yoksunu bir kadın olarak Hürmüz’ün davranışlarına derinlik getiren hüznünün yerine kaba saba, gürültücü, ahlaksız ve sığ bir hal geliyor. Tabii bunu görebilmek için önce Hürmüz’ün plastik kıyafetlerinden taşan kalıplı sütyeninden gözlerinizi alıp ne olup bittiğine dikkatinizi vermeniz gerekiyor. Ya da acaba bu görüntüye teslim olup filmin bütünündeki çirkinlikleri görmezden gelmek daha mı doğru?
Peki ya sesler, o karga sesler? O danslar, o özgürlük çağrıştırayım derken tasarıdan kaybetmiş, haldır huldur çuval gibi hoplamalar... O masalla karışık belden aşağı espriler, belden aşağı esprilerle karışık masalımsılar...? Ya o güya moderniteye ayak uydurmuş komedi dilenen müzik? Ya o duygusuz, yönsüz yöntemsiz ışık?...
Ezel Akay’ın 7 Kocalı Hürmüz’ünde övgü hak edecek pek bir nitelik bulmak güç. Umarım insanlar eğlenip gülmek için, hele bir masal hissi almak için, çirkinliklerden uzak adreslere yönlenirler.
Selin Sevinç