Soul Kitchen, bir sanayi bölgesinde hangardan bozma bir fast food lokantası işleten Zinos’un, hapisten çıkan kardeşi, kaybetmek üzere olduğu kız arkadaşı ve sakat beliyle başlayarak başına gelen türlü bela arasında yolunu bulmaya çalışma sürecini anlatıyor. Sorunlu bir aşçıyı lokantaya getirmesiyle beraber eski müşterilerini kaybeden Zinos, hem işletmesini hayata döndürmeye çalışıyor, hem de arazisini satın almaya çalışanları başından savmaya.
Fatih Akın’ın son filmi, en azından Almanya’da geçmesi ve oranın insanlarının oralı hikayesini anlatmakla yetinmesiyle, yönetmenin Türk kimliğini öne çıkardığı ve Türkiye ve Türklere dair bir şeyler söylemeye kalkıştığı filmlerine göre çok daha doğal ve manalı duruyor. Bir grup insanın yaşam mücadeleleriyle sınırlı öykü, etliye sütlüye karışmadan akıp gidiyor neyse ki. Dolayısıyla Fatih Akın da alnının akıyla bir filmin üstesinden geliyor.
Soul Kitchen’ın olay örgüsü ve matematiği tam olarak akıcı ve derli toplu değil. Üst üste eklenen dertler şık bir şekilde dağılıp çözülmüyor; klişe bir olaylar trafiği sonuçta ne pek komik ne de çok boyutlu sayılır. Film kendini izletmekle ve fazlaca falso vermeden ilerlemekle beraber pek heyecan verici ve derin bir seyirlik değil.
Selin Sevinç