Çocukluğundan itibaren zaman zaman bir varlık tarafından taciz edilen Katie, bu kez erkek arkadaşı Micah’yla birlikte taşındığı yeni evinde yıllar sonra yeniden varlığı hissetmeye başlar. Olanları ciddiye almayan Micah bir kamerayla geceleri yatak odalarını kaydedip neyle karşı karşıya olduklarını anlamaya çalışır. Ancak Micah’nın yöntemlerinden açıkça hoşlanmayan varlık gittikçe çiftin hayatına daha çok müdahale etmeye başlar.
Paranormal Activity, el kamerasıyla çekilmiş gerilim filmleri furyasının en yeni ve Amerika’da oldukça ses getirmiş bir örneği. Tek ve kapalı bir mekanda, tek bir kamera ve çoğunlukla iki oyuncuyla çekilmiş film, tamamen çiftin kayıt yaptığı görüntülerden oluşuyor. Bu elbette arzu edilen gerçekçilik illüzyonunu kısmen yaratıyor. Başlarına gerçek bir şey gelmiş olan iki insanın dertlerine çare bulma süreçlerini, kavgalarıyla, çözümleriyle, korkularıyla anbean yaşıyoruz.
Ancak Oren Peli güya dahice oturttuğu gerçekçilik öğelerini taşıyan filminde ‘inandırıcılık’ olgusunu, en başta yarattığı fenomeni açıklığa kavuşturamadığı için sağlayamıyor. Bir dolu mantık hatası ve rastgele şiddeti artan olaylar, aslında ortada bir öykü değil, yalnızca bir fikrin olduğuna işaret ediyor. Ne orijinal ne de iyi olan bu fikir de, yalnızca başlarına gelen bir şeyle -herhangi bir şey de olabilirdi- başetmeye çalışan iki insanın yaşadıkları sürece tekabül ediyor. Gerçek bir öykü çatısı olmadığı gibi film, pek ürkütücü bile sayılmaz!
Paranormal Activity, stratejik bir pazarlama taktiğinin bomboş ve ucuz bir filmi nerelere getirebileceğinin kanıtı. Vakit kaybetmeye ne gerek var.
Selin Sevinç
yunus turan ( 14.02.2010 13:20:22 )
Kötü film. Film bile demeye dilim varmıyor. Ruhani varlık belgeseli gibi olmuş. Belgesel bile dediğim için kendimden utanıyorum. Bu kadar saçmalık bir araya gelince demek ki film oluyormuş dedim içimden! Kaç kere filmi kapatmaya yeltendim, ben bile sayamadım... Ama azim, bu kadar konuşulan film, ve bazı arkadaşların bu kadar korktukları,tırstıkları diyelim, nasılmış acaba belki bir şey olur bekleyeyim dedim. Yok, olmadı. Film kendine yakışır çok saçma bir finalle son buldu.
Filmde özgün olan hiçbir şey yok, bütün sahneler çok klişe. Bu filmden korkan arkadaşlar da kusura bakmasınlar, karanlıktan, gök gürültüsünden falan korkan arkadaşlar olmamlılar.
1 saat 26 dakikalık kocaman bir zaman kaybı, gece 3 civarı yüksek sayılabilecek bir seste odamda karanlıkta tek başıma izledim, sadece ani patlayan sesler korkutuyor insanı. Bu şekilde korkutmak da artık çok demode olmadı mı sizce de? Filme on üzerinden puan vereyim diyorum, mouse’u sürükleyip de ordaki yıldızlardan birine dokunmak bile gücüme gidiyor. Emeklerine de zerre saygı duymuyorum. İyi niyet yoksa filmi yapanlarda, tek amaçları bizleri sömürmekse, ben o emeğin... Neyse lafı fazla uzattım. Bu filmin sıfatları bence film için söylenen abartılı, ticaret kokan yorumların üstesinden gelmeli ve akılda kalıcı olanlar o yakıştırılanlar olmalıdır. Saçma, klişe, kötü, komik demek bence yeterli olur.