Korku ustası Wes Craven’ın 1972 yapımı aynı adlı filminin yeniden çevrimi Soldaki Son Ev, yine soluk soluğa, bol sürprizli olay örgüsü ve yepyeni ve sapasağlam oyuncu kadrosuyla izleyiciyle buluşuyor. Her ne kadar bu ve bunun gibi yeniden çevrimler Hollywood’da bir öykü/fikir kıtlığına işaret etse de bu film, diğer örneklerine göre orijinalinin önüne geçebilen ender yapımlardan.
Ailesiyle beraber göl evlerine giden Mari, fırtına beklenen ilk gecelerinde arkadaşı Paige’i görmek üzere kasabaya iner. Paige’le beraber Krug adlı bir gençle tanışırlar ve onun otel odasına giderler. Krug’un hapishane kaçağı babası ve belalı ailesi beklenmedik bir şekilde çıkagelince polisten kaçmakta olan ekip kızları kaçırır. Mari ve Paige için tecavüz ve ölümle mücadele edecekleri uzun bir gece başlar. Tehlikeli ekibin kızlarla işleri bitince fırtınada sığındıkları ev ise Mari’nin ailesinin evinden başkası değildir. Kızlarının akıbetini yavaş yavaş çözen çift, kızlarının öcünü bu azılı katillerden nasıl alacaktır?
Gerçek zamanda anlatılan öykü ilk ve ikinci yarısı arasındaki avcı-av dönüşümüyle enteresan bir olay örgüsüne sahip. Soluksuz ve gerilim dozu yüksek sekanslarda sinir bozucu şiddet sahneleri ve büyük intikam düellosuna yaklaşan huzursuz atmosfer, izleyiciyi diken üstünde tutmaya fazlasıyla yetiyor. Ailenin kızlarına zarar verenlere duydukları kin ve nefret müthiş bir taşıyıcı güç olurken film, intikam alma eyleminin, adam öldürmenin ne kadar da öngörülemeyen zorlukları olabildiğini en ince ayrıntılarına kadar yaşatıyor.
Soldaki Son Ev, son zamanların zıplatma ve şok etme hedefleriyle yola çıkan korku filmlerine göre çok daha gerçekçi, karanlık ve sarsıcı. Ayrıca film, 70lerden bu yana korku sinemasında güçlü öykü düğüm/dönüşleriyle seyirciyi sürüklemek konusunda pek fazla yol katedilmediğini, hatta belki eskilerin bu işte çok daha usta olduklarını gösteriyor.
Soldaki Son Ev, tecavüz, cinayet ve bol kanlı sahnelere tahammül edebilecek bir izleyiciyi tatmin edecektir, ancak intikam duygusu ve fantazisini körüklemesi nedeniyle sakıncalı bir film olabileceği konusunda da uyarmak yerinde olur.
Selin Sevinç