Yılın bağımsız Oscar adaylarından Precious, 16 yaşında babasının tecavüzlerine uğrayarak ikinci hamileliğini geçiren, kocasını kızından kıskandığı için onun hayatını cehenneme çevirmeyi görev edinmiş annesi ve ona yardım etmeye çabalayan okulu ve sosyal kuruluşlar arasındaki yaşamına hayallerini sıkıştırmaya çalışan genç bir kadının öyküsü.
Precious, bir insanın hayatından yalnızca bir dilim öykü anlatıyor. Ama hayat öyle bir hayat ve dilim de öyle bir dilim ki, bu öyküyü izlemesi de hayal etmesi de oldukça güçleşiyor. Film, fantastik oranlarda berbat bir hayatı ele alırken, baş karakterinin başına gelen şiddeti, sefilliği, yolun sonuna gelmişliği en ince detaylarına kadar hem görsel olarak, hem de en ufak diyalog parçasındaki rahatsız edici nüanslara kadar akla gelecek her şekilde resmediyor ve dillendiriyor.
Henüz ikinci filmini çekmiş olan yönetmen Daniels, elindeki materyalin adeta canına okuyor, son damlasına kadar kullanıyor. Zaman zaman her sahnede, hatta herhangi bir sahne geçişinde bile aynı konu ve acılar tekrar tekrar farklı açılardan vurgulanırken materyalin kendisinin de yaratıcısı tarafından şiddete uğradığını düşünmek mümkün. Yer yer nefes aldıran mizah bile gülünmemesi gereken cinsten olunca, filmin tamamı şahit olmaya bile utanılacak türden bir seyirliğe dönüşüyor.
Precious, görsel ve tematik renkleriyle, sinema anlayışıyla, cesareti ve pervasızlığıyla, özellikle Oscar adaylıklarının da açıklanmasıyla beraber günümüz sinema endüstrisinin ince damarlarından emin adımlarla tırmanmışlığıyla dikkat edilmesi gereken bir film. Herkese göre olmayabilir, ama Precious’a bir şans vermek gerekir.
Selin Sevinç