Harry Potter serisinin altıncı filmi Harry Potter ve Melez Prens, serinin takipçilerine -ya da fanatiklerine mi demeli- ne ifade eder bilemiyorum ama bu film düpedüz sıkıcı! Fantastik bir macera filmi olarak bu denli yönünü şaşırmış, ne istediğini bilmeyen, darmadağınık, heyecan ve derinlik yoksunu bir film uzun zamandır görülmemiştir.
Filmin ilk yarısı belli belirsiz bir çatışma noktasına işaret ediyor; geri dönüşlerle ‘büyük kötü’ Voldemort’un hiç de enteresan olmayan çocukluğundan sahneler gelişigüzel aktarılıyor; yaklaşık bir saat yalnızca Hogwarts yeniyetmelerinin aşkı keşfetmesini bekliyoruz; sonra da yazar ve yönetmenler paçaları tutuşmuş bir şekilde bir yerlerde maceraya atılınması gerektiğini hatırlayıp yarım saatlik bir koşturmaca/dram bulamacıyla zirveye hiçbir zaman ulaşmayan bir finalle son Harry Potter’ın da altını bağlıyorlar.
Üstelik başlığa adını veren Melez Prens meselesi, bu esrarengiz kişiliğin çocukluğunda bir not defteri doldurmuş olması dışında, on saniyelik bir sahnede açıklığa kavuşuyor. Bu durumun sarsıcı bir önemi vardıysa da 150 dakikalık bir boşluğun ardından duyuları tahrip olmuş bir izleyiciden beklenen verim alınamayabilir.
Bir kere daha Harry Potter serisinin koca bir balondan ibaret olduğunu gözlerimle gördüm. Yabancı yayımlardan takip ettiğim kadarıyla Harry Potter ve Melez Prens serinin neredeyse en karanlık, dramatik ve aynı zamanda en komik filmi. Bunun böyle anlaşılması için, 6-12 yaş grubu dışındaki izleyicilerin -bende olmayan- büyük bir Harry Potter sevgisi ve inancıyla çalkalanması gerekiyor. Harry Potter’cılara iyi seyirler, filme isteksizce çekilenlere sabır diliyorum!
Selin Sevinç